DR. CÜNEYT AKALIN

Gazion mein boo rahegi jabtalek erman ki

Takht-ı London tak chalegi tegh Hindostan ki(1)

(İnancın zaferi isyancıların yüreğinde sıcaklığını koruduğu sürece/Hindistan’ın gücü Londra’daki tahtı sallamaya devam edecek.)

- Son Babür Hükümdarı Muzaffer Bahadır Han

Afganistan’ın bağımsızlığına kavuşmasının ardından büyük bir şaşkınlık yaşandı. Uçakların tekerleklerinin arasında kaçış yolunu arayan çaresizlerin görüntülerinin medyaya yansıması  vicdanları sarstı. 

Biden’in bile “Afganistan’da yenildik” açıklamasına rağmen, Amerikanofiiller birkaç gün içinde toparlandılar “ABD yenilmez”den “ABD ile Taliban anlaştı, zaten anlaşmıştı” tezlerine sarıldılar. Eh ne yapalım. Kafalarını sağa sola vurmaya devam edecekler.

Daha dikkat çekeni, Sol’daki bocalamadır. TKP’nin de aralarında bulunduğu 4 parti emperyalizme atıp tuttuktan sonra var gücüyle Taliban’ı ve dinci gericiliği hedef alıyor.(2) Kemalistlerin bir bölümü susarken, bir bölümü Batı’ya savruldu. CHP her zamanki gibi, görüşü yok aslında bu ABD tezlerine destek anlamında…

Bu şaşkınlığın temelinde sadece ABD’ye bakış değil, Doğu-Batı uygarlığına da bakış yatıyor. Sol’un sadece bir Avrupa ideolojisi değil, evrensel bir dünya görüşü olduğunu kavramamakta ısrar yatıyor.

ÇKP’nin gururla kutladığı 100. Yıl sevincini paylaşmamak, Çin’in ekonomik başarılarını görmemek, İpek-Yol projesini anlamamak, Asya-Afrika ülkelerinin son yıllarda kazandıkları ekonomik, kültürel başarılara göz kapamak vb. “Pax Amerikana’nın”, siyasal-ekonomik bakımdan olmasa da ideolojik bakımdan varlığını sürdürdüğü anlaşılıyor.

YILDIRIM KOÇ’UN MİLLİ DEMOKRATİK DEVRİM ANLAYIŞI

Yıldırım Koç’un Taliban’a atıp tutan yazısı, teorik dayanak arayan çevrelere can simidi oldu. Vatan Partisi liderinin TV’de yaptığı bir benzetmeye sarılarak ona hücum fırsatını yakalayanlar arasında yer alan Koç, Mustafa Kemal ile Taliban’ı aynı cümlede geçirmeyi “ayıp” bulduğunu belirttikten sonra bir anda Taliban’ın milli mücadelesinden Demokratik Devrim tahliline sıçrıyor. Demokratik devrimin insanların kul olmasına son vermesi gerektiğini, şeyhleri, din adamlarını, aşiret reislerini tasfiye ettiğini, oysa Taliban’ın emperyalizmin kuklası olduğunu yazıyor.(3) Ve büyük bir özgüvenle ekliyor: “Taliban’nın amacı insanlığı karanlığın içine sürüklemektir.”

Koç, 1 Eylül 2021’deki yazısında Komünist Enternasyonal'in 26 Temmuz 1920 tarihli kongresinde dünyadaki ulusal mücadelelere komünistlerin koşullu destek verme fikrinin ortaya çıktığını söylüyor.(4) Koç, yazısında Kemalist hareketin desteklenmesinin de bu çerçevede benimsendiğini, Doğu Halkları Kurultayı'ndaki komünist, halkçı, devrimci ve İslami renkteki bütün konuşmacıların da aynı ilkeleri ve öncelikleri benimsediklerini vurguladıklarını yazıyor.

Yıllarca Vatan Partisi başkan yardımcılığı yapan Koç’un yazdıklarına insan inanamıyor. Etraflı teorik tartışmalara gerek yok. Koç’un sadece “Taliban’ın amacı insanlığı karanlığa sürüklemektir” cümlesi ipucudur. Son 40 yıldır, hatta birkaç on yıl dışarda tutulursa, son 200 yılda emperyalizmin her türlüsüne karşı koyan bir halka ancak böyle hakaret edilebilir. Ayıptır.

Koç, III. Enternasyonal II. Kongresi’nin kararlarını dikkatle okumalı, Bakü Kongresine davetli hacıların-hocaların-emirlerin listeleri ile karşılaşınca şaşırmamalıdır.

Koç’a göre Taliban’ın yeniden ABD’nin kuklası olacağının garantisi yokmuş. İlahi Koç. Lenin’in devriminin garantisi mi vardı?

Devrimden 70 yıl sonra Lenin’in heykellerine saldıranların büyük çoğunluğu emirliklerden gelmedi, SBKP’nin içinden çıktı. 50 yıl önce muhaliflerinin yan bakmaya cesaret edemediği Atatürk’e gericilerin nasıl hakaret ettiklerine her gün tanık oluyoruz. Cumhuriyet Devrimi’nin (bütün devrimlerin) tek güvencesi, milletin bilincidir. Bunun başlıca kanıtı da “Gençliğe Hitabe”dir. 

KOÇ VE İNSAN HAKLARI

Koç iki gün sonra kaleme aldığı “Taliban, Bağımsızlık ve Temel İnsan Hakları” başlıklı polemik yazısında(5) “Taliban mı, emperyalizm mi” ikilemini ortaya atanları ilkellikle suçluyor. Ardından bir anda “devlet teorisi”ne geçiyor. Şöyle diyor: “Bağımsızlık kazanıldıktan sonra din adamlarından oluşan bir anti-demokratik diktatörlük kurulacaksa, insan hakları ayaklar altına alınacaksa yerin dibine batsın böyle bağımsızlık.”(6)

Vay anasını sayın seyirciler. Hazret, sanki divana kurulmuş, ulufe dağıtıyor.

Bir ÖDP ya da HDP temsilcisini dinliyormuş gibi geliyor insana.

Ağır ol be Yıldırım kardeş. İnsanların kan ve gözyaşı ile sağladıkları, üstelik dünyanın, insanlık tarihinin en güçlü devletine karşı kazandıkları zafere böyle yaklaşmak, çok çirkin.

Dahası, devrimin ithal ve ihraç edilemeyeceğini Koç binlerce kez söylemiştir, sanırım. Eh, bu temel ilke gariban Afganistan’a gelince devre dışı mı kalıyor? Taliban yönetimi altında haklarını istemek için sokağa dökülen kadınlardan utanır insan.

Demokratik devrim ve din adamlarına gelince, bu da uzun bir yazı konusu ama başlıklar halinde belirteyim. 1857 Mutiny (dinsel karakterli ayaklanma) ile başlayan, Çin’de 19. yüzyılın ikinci yarısında yıllarca bastırılamayan ve Mao’nun Çin devriminin esin kaynağı olarak nitelediği Tai-Ping ayaklanması ile ve K. Afrika’da Libya’da Ömer Muhtar’la, Fas’da Abdülkerim ile süren pek çok milli ayaklanmanın önderleri ya din adamları ya da aşiret reisleridir. Bu liste Rus işgaline direnen Şeyh Şamillerle, Kazak önder Kenesarı Han ile vb. uzatılabilir.

Afrika’yı, L. Amerika’yı yeteri kadar bilmediğim için şimdilik susuyorum. Ama Koç’un çıkışı uyarıcı oldu. Coğrafyanın o sayfalarını da araştıracağız.

SONUÇ

Koç kardeş, emperyalizm çağında bağımsızlık önemlidir, yaşamsaldır. Afganistan’ı 200 yıldır cenderede tutan emperyal güçlerin yıkılması, birçok şeyin başlangıcı olacaktır.

Afgan halkını sıkıntılı günlerin beklediği açıktır. Ancak bu günler, 40 yıldır süregelen günlerden daha aydınlık günler olacaktır. Çünkü dış düşman tasfiye edildi.

Yazıya son Babür hükümdarı Muzaffer Bahadır Han’ın Rangoon’daki zindanın duvarına kazıdığı sözlerle başladım. Onunla bitireyim.

İsyancılar inançlarını korudukları sürece Londra’daki taht sallanacaktır.

Gerçekten öyle de oluyor. Londra’dan sonra Washington’daki tahtlar da sallanıyor. 

DİPNOTLAR:

(1) İngilizlerin esir ettiği, gözlerine mil çektirdiği son Babür hükümdarı Muzaffer Bahadır Şah’ın Rangoon hapisanesinin duvarına yazdığı söz.

(2) Ortak Açıklama, 23 Ağustos 2021

(3) Yıldırım Koç, Haber 2021, 19 Ağustos 2021

(4) Y. Koç, “Antiemperyalist Olmak Yetmez, Gerici Olmayacaksın” 1 Eylül 2021.

(5) Y.Koç, “Taliban...” 21 Ağustos 2021, 2021 Haber Sitesi

(6) Y.Koç, agm.


Aydınlık Gazetesi