E. Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş yazdı...


ABD SENATOSUNUN SON KARARI

11 Aralık 2020 tarihinde ABD Senatosu Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA-H.R.6395  National Defense Authorization Act for Fiscal Year 2021) olarak da bilinen toplam 740.5 milyar dolarlık 2021 Mali Yılı Savunma Bütçesine ilişkin tasarıyı onaylamıştır.
ABD Temsilciler Meclisi ve Senato’daki ilgili komisyonlardan geçen ve birleştirilerek tek yasa tasarı haline getirilen teklif,  08 Aralık 2020'de Temsilciler Meclisi ve 11 Aralık 2020'de Senato tarafından kabul edilmiştir. Tasarı hem ABD Temsilciler Meclisi, hem de Senato’da ABD Başkanı Donald John Trump’ın katılmadığı maddeler nedeniyle yapacağını ifade ettiği veto tehdidine karşı 3'te 2 çoğunluk üzerindeki büyük bir farkla kabul edilmiştir.
Trump bu kararlılık karşısında ya direkt yasayı imzalamayı kabul edecek, ya da veto ederek tekrar Senatoya gönderecektir. Trump, Senatodan yine aynı çoğunlukla geçecek tasarıyı bu sefer imzalamak zorunda kalacaktır. Fakat bu arada bir de zaman kısıtlaması bulunmaktadır. Trump, 18 Aralık 2020 tarihine kadar yasayı imzalamaz ve Senatoya geri gönderirse bazı kamu hizmetleri tamamen duracaktır. Trump’ın öyle veya böyle sonunda büyük bir olasılıkla yasayı imzalayacağı sürece girilmiştir. Burada bizleri ilgilendiren asıl husus, yasa maddeleri içerisindeki ABD’nin Türkiye’ye yaptırım istekleri ile zaten hiç bitmeyen bundan sonrada bitecek gibi gözükmeyen şantajlarıdır.

F-35 VE TÜRKİYE DETAYI

Bilindiği üzere; Türkiye’nin Rusya Federasyonu’ndan S-400 Uzun Menzilli Yüksek İrtifa Hava Füze Savunma Sistemi alması üzerine Türkiye’yi F-35 programında önce askıya aldığını açıklayan ABD’nin, daha sonra bu yasa ile Türkiye’nin programdan çıkartılmasını resmileştirmiş olacaktır. ABD’nin bu davranışının aslında anlamı, S-400 bahanesiyle Türkiye’ye özellikle “siyasi, ekonomik ve askeri” yaptırım tehdidleri ile daha güçlü bir mesaj vermeye çalışmasıdır.

F-35 Mutabakat Muhtırası ile F-35 Mali Yönetim Esasları Dökümanları içerisinde yer alan maddelerde S-400 alırsanız F-35 programından çıkartılırsınız diye bir madde yoktur. ABD bunun üzerine Türkiye’yi S-400 konusunda ısrarcı olması halinde yaptırımlar uygulamakla tehdit etmiştir.

ABD’nin bu tehditlerini uygulayabilmesi için F-35 Mutabakat Muhtırası yerine, ABD'nin Düşmanlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasasını (CAATSA-Countering America's Adversaries Through Sanctions Act) devreye koymuştur. Yasa tasarısı içerisinde Türkiye ile ilgili F-35 uçaklarına ilişkin kısımda, F-35 programından çıkarıldığı için satın alınıp teslim edilmeyen 6 Türk F-35A uçağının ABD Hava Kuvvetleri için tekrar yapılandırılıp kullanılması yetkisi verilmektedir.

Tasarının 159’uncu bölümünde ise tasarının yasalaşmasından sonra, 15 gün içerisinde Türk şirketlerinin yerine F-35 için parça üretecek ortakların tespit edilmesi ve gerekli işlemlerin başlatılması, daha önceki 2020 NDAA’da olduğu gibi yine vurgulanmıştır. Bilindiği gibi F-35 uçaklarının faaliyet oranlarının yedek parça başta olmak üzere çeşitli sorunlardan kaynaklanarak düşük olması nedenleriyle ABD, F-35 uçaklarının bazı parçalarının üretilmesi için Türk Şirketleri ile 2022 yılına kadar çalışacaklarını açıklamak zorunda kalmıştır.

TÜRK F-35 UÇAKLARINA İLİŞKİN YETKİLENDİRME YENİ DEĞİL

Türk F-35’lerine ilişkin madde ABD 2020 Mali Yılı Savunma Bütçesinde de yer almıştır. Ayrıca, 2020 bütçesinde, Türkiye tarafından sipariş edilen uçakların alımı için 440 milyon dolarlık fon ayrılması öngörülmüştür. Aynı zamanda, F-35 üretim bantları olan Lot 12, 13 ve 14 kapsamında, Türkiye’nin siparişlerinin en üst seviyeye çıkarılarak üretime sokulup, ABD Hava Kuvvetleri için satın alınmasına yönelik ek fon sağlanmıştır.

S-400 VE TÜRKİYE DETAYI

Tasarıda, Türkiye’nin S-400’leri teslim almasının ABD'nin Düşmanlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası (CAATSA-Countering America's Adversaries Through Sanctions Act) kapsamında Rusya ile önemli bir işlem olarak kabul edildiği ve tasarının yasalaşmasından sonra 30 gün içinde Türkiye’de S-400 alımına müdahil olanlara CAATSA yaptırımlarının uygulanması talep edilmiştir.

Tasarıda, ABD Başkanının CAATSA kapsamında belirtilen 12 maddeden en az 5’ini uygulaması, yaptırımların "ithal edilen malları" kapsamaması istenmiştir. Türkiye’ye yaptırımların kaldırılmasının şartları; "Başkan yaptırım uyguladıktan sonra bir yıl içinde Kongrenin gerekli komitelerine, Türkiye’nin veya yaptırım uygulanan kişilerin artık S-400’leri veya bunların yerine herhangi bir Rus sistemini bünyesinde bulundurmadığını, Türk topraklarında Rus hükümeti veya şirketleri adına herhangi bir Rusya vatandaşının S-400’leri çalıştırmadığını teyit ettikten sonra, Türkiye’den Türk hükümetinin veya hükümet adına başka bir tarafın S-400 veya onun yerini alabilecek bir sistemi tekrar edinmek için CAATSA’nın 231. bölümünün kapsamına girecek herhangi bir faaliyete girmeyeceğine dair taahhüt aldıktan sonra yaptırımları kaldırabilir" şeklinde ifade edilmiştir. Ne denir? “Görürsem söylerim”.

CAATSA NEDİR?

CAATSA, ABD Temsilciler Meclisinde ve Kongresinde kabul edilmiş ve 02 Ağustos 2017’de Başkan Donald Trump tarafından imzalanarak uygulamaya girmiştir. Üç ana başlık ve 334 bölümden oluşan CAATSA, özetle ABD tarafından çeşitli tarihlerde İran, Rusya ve Kuzey Kore’ye yaptırımlar için hazırlanan farklı yasaları tek bir yasada toplamayı ve yaptırımlarını güçlendirmeyi hedeflemiştir.


ABD'nin Düşmanlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası (CAATSA)

Yasayı imzaladıktan sonra yaptığı yazılı açıklamada Trump özetle, “Bugün H.R.3364 CAATSA’yı imzaladım. Yasanın önemli hataları olduğunu, bu yasayı onaylama konusunda acele eden Kongrenin, açıkça anayasaya aykırı hükümler içeren maddeleri kabul ettiğini” ifade etmiştir. Başından itibaren açıklamaya çalıştığımız konu, ABD kendini Dünyanın hakimi olarak görmekte çıkardığı sözde yasalarla baskılarını sürdürmek istemektedir. Elbette mevcut ABD Başkanları da bu imparatorluğun kralı olarak kabul edilmektedir. Aynaya baktıklarında kendilerini dev aynasında ve farklı gören ABD Başkanları için 18 Haziran 2018 tarihli Time Dergisi güzel bir kapak fotoğrafıyla cevap bulmaya çalışmıştır.


18 Haziran 2018 Tarihli Time Dergisi

CAATSA ABD Başkanına yasa kapsamına giren kişi veya kurumlara karşı yasada yer alan 12 yaptırımdan en az beşini uygulamaya koyma yetkisi vermektedir. CAATSA’nın sadece İran, Rusya ve Kuzey Kore’ye değil, bu ülkelerle ticaret yapan şirketlere, şahıslara, dolayısıyla da Türkiye’ye karşı da uygulanacak olmasıdır. Uygulama yetkisi büyük ölçüde yürütmenin başı olan Başkan’a bırakılmış ama içeriği Türkiye dahil pek çok devleti etkileyecek mahiyettedir.

Her şeyden önce CAATSA ABD’nin egemenlik alanının keyfi olarak genişletilmesi anlamına gelmektedir. CAATSA, İran, Rusya ve Kuzey Kore için başta siyasi, ekonomik ve askeri yaptırımların tamamını kapsamakta olup, yasa içerisinde hemen hemen olmayan madde yoktur. ABD kendi tercihlerini bu yasayla da bir kez daha diğer devletlere dayatmaktadır. Yani insan hakları ve demokrasiden söz eden ABD yemeden, içmeden, uyumadan, hergün yeni bir yaptırım yasası çıkarmaktadır.

ABD’NİN SON YASA TASARISININ SÖZDE MESAJLARI

11 Aralık 2020 tarihinde ABD Senatosu Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA-H.R.6395  National Defense Authorization Act for Fiscal Year 2021) olarak da bilinen toplam 740.5 milyar dolarlık 2021 Mali Yılı Savunma Bütçesine ilişkin tasarıyı onaylaması ve ABD Başkanı Trump tarafından da imzalanması sonucu Türkiye’ye verilmesi istenen sözüm ona mesajın anlamı şu şekildedir;

-Türkiye’nin S-400 programından geri dönüşünün beklenmediği,

-ABD tarafınca uzun süredir konuşulan Türkiye’ye F-35A uçaklarının teslimi ile uçuş ve bakım eğitimlerinin iptalinden sonra daha ciddi bir mesajın verilmesinin gerektiği,

-ABD Hava Kuvvetleri’nin ihtiyacı için üretilecek 60 adet F-35A uçağı ile aynı tip olan ve Türkiye için üretilmiş 6 adet F-35A uçağının ABD Hava Kuvvetleri’ne tahsis edilmesinin bu mesajı güçlendireceği,

-Türkiye için üretilen ve teslim edilmeyen uçakların uzun süre uçmadan yerde bekletilmesinin hukuki ve bakım açısından sorunlar yaratacağı,

-ABD Hava Kuvvetleri envanterine dahil edilecek Türkiye için üretilmiş 6 adet F-35A uçağı için yasal düzenlemelerin yapılarak uçaklar üzerinde varsa teknik değişikliklere izin verilmesinin, ABD’nin Türkiye ile imzaladığı F-35 anlaşmasını tek taraflı olarak resmen iptal ettiği anlamına geldiği,

-ABD’nin, S-400 sorununun çözülebilmesi eğer mümkün olursa Türkiye’nin F-35A üretim programına ileride tekrar dahil edilebileceği görüntüsü vererek hukuki sorumluluktan kaçma yoluna girdiği,

-Türk şirketlerinin F-35’ler için parça üretimine bir müddet daha devam etmesi açıklaması ile alınan bu son karara birlikte bakıldığında ABD’nin, Türkiye’nin uçakların alınması için anlaşmaya bağlı olarak şimdiye kadar ödediği parayı geri vermeyi düşünmediğidir.

ABD’NİN PAÇAVRALARI

ABD Kongresinin her iki kanadı tarafından neredeyse haftada bir Türkiye’ye baskı uygulamak için aldığı kararlara, çıkardığı veya çıkaracağı yasalara, şımarık ve hukuk tanımaz davranışlara cevabımızın, daha sert bir şekilde verilmesinin gerektiğini sade bir vatandaş olarak tekrar vurgulamak istiyorum.

Benim için, ABD veya AB tarafından alınan mandacı zihniyetli her karar ve yasa paçavra hükmündedir. ABD Senatosunda yaklaşık üç yıldır Rum, Ermeni, FETÖ ve PKK lobilerince desteklenen senatörler tarafından özellikle bütçe kanunları içerisine yerleştirilen Türkiye aleyhine kanunlar ve kanun  tasarılarına, özetle Türkiye’nin S-400’leri almasını bahane göstererek aslında politik, ekonomik, F-35, CH-47F Chinook helikopterleri,  UH-60 Black Hawk helikopterleri ve F-16 uçakları başta olmak üzere silah, malzeme teçhizatı kapsayan geniş kapsamlı silah ambargosunu içeren askeri yaptırımların hazırlıklarına da artık daha ciddi tepkilerin verilmesini bekliyorum. 

Türkiye’ye yönelik bu saldırılar devam ederken ABD bırakın boy aynasına bakmayı, sudaki yansımasına bile bakmaktan uzaktadır. Biz o zaman Türkiye’nin S-400 füzeleri için neden ısrarcı olduğunu bir kez daha ifade edelim, öğrenelim, etrafımızla paylaşalım. ABD ve bazı Batı Ülkeleri, PKK/KCK, PYD/YPG/YPJ, SDG ve FETÖ/PDY ile mücadelede Türkiye’ye karşı iki yüzlü bir politika uygulamakta ve terör örgütlerini destekleyerek ülke güvenliğimizi yıllardır tehdit etmektedir.

ABD’nin çeşitli bahanelerle yüksek teknoloji ürünü silahları, son yıllarda ise daha düşük kapasiteli silahları, bırakın Patriot satmayı tabanca bile satmaktan vazgeçmesi üzerine Türkiye farklı kaynaklara ve işbirliği yapacağı ülkelere yönelmiştir. Türkiye elbette PKK/KCK ve PYD/YPG’ye kara gücüm diyen, 21 Mart 1999’dan beri FETÖ elebaşına ev sahipliği yapan, 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında olan ülke ve ülkelere karşı bazı yaptırımlar uygulayacaktır. Bunlardan birisi de siyasi karar gerektiren Rusya’dan S-400 alımıdır. “Az bile yapmıştır”.

SON 60 YILDA TÜRKİYE-ABD ARASINDAKİ KRİZLER

Öncelikle S-400 alırsan F-35 vermem tartışmalarını ABD başlatmıştır.  S-400’lere ilişkin tartışmayı başlatıp yanlış zemine çeken ve Türkiye’ye tehditler savurmaya kalkan ABD’dir. ABD, F-35’leri tartışmaya açarak uçakların eksikliklerinin ortaya çıkmasına ve kamuoyu tarafından yakından takip edilmesine imkan tanımıştır. ABD tam da bunu yapmış, tekrarlıyorum çok da iyi olmuştur. O zaman ABD’nin kesin olarak içerisinde yer aldığı ve/veya destekledikleri olmak üzere son 60 yılda Türkiye-ABD arasındaki krizlere ilişkin bir kısmı unutturulan, bir kısmı ise hiç konuşulmayan  tüm krizlere ait düşüncelerimi genişletilmiş şekliyle tekrar hatırlatmaya devam ediyorum. Halihazır durumda ana başlıklar ile 28 adet olup, 29’uncusu yoldadır.

Son 60 Yılda Türkiye-ABD Arasındaki Krizler (Güncelleme 11 Kasım 2020)

Son 60 Yılda Türkiye-ABD Arasındaki Krizler:

- 1960 İncirlik Kalkışlı U-2 Casus Uçağı Krizi.

- 1962 Jüpiter Füzeleri Krizi.

- 1964 ABD Başkanı Lyndon B. Johnson’ın Mektubu Krizi.

- 1974 Haşhaş Ekimi Krizi.

- 1974 Kıbrıs Barış Harekatı Krizi.

- 1975 ABD Silah Ambargosu Krizi.

- 1975 Türkiye’nin 21 Üs/Tesisi ABD Kullanımına Kapatması Krizi.

- 1975 ABD’nin Ermeni ASALA Terör Örgütüne Desteği Krizi.

- 1984 ABD’nin PKK Terör Örgütüne Desteği Krizi.

- 1991 Birinci Körfez Harbi ve Çekiç Güç Krizi.

 - 1992 TCG Muavenet Muhribinin ABD Unsurları tarafından Vurulması Krizi.

- 2003 Irak Tezkeresi’nin Reddi Krizi.

- 2003 İkinci Körfez Harbi ve Irak’ın İşgali, Irak’ın Kuzeyi ile PKK Desteği Krizi.

 - 2003 Süleymaniye Olayı Çuval Krizi.

 - 2011 Suriye İç Savaşı ve PKK/KCK, PYD/YPG Desteği Krizi.

 - 2013 Çin FD-2000 Hava Savunma Sistemi Tedariki Krizi.

 - 2016 15 Temmuz Darbe Girişimi ve FETÖ/PDY Desteği Krizi.

 - 2016 Pastör Andrew Craig Brunson’ın Tutuklanması Krizi.

- 2017 ABD Büyükelçilik/Konsolosluk Çalışanlarının Tutuklanması Krizi.

- 2017 Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın Tutuklanması Krizi.

- 2017 Türk Vatandaşlarına Uygulanan Vize Krizi.

- 2017 Rus S-400 Hava Savunma Sistemi Tedariki Krizi.

- 2019 ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’ın Mektubu Krizi.

- 2019 ABD Başkanı Donald John Trump’ın Mektubu Krizi.

- 2019 ABD Senatosu’nun, 1915 Ermeni Olaylarını "Soykırım" Olarak Tanıyan Karar Tasarısının Kabulü Krizi.

- 2019 ABD Senatosu’nun; Türk Akımı, S-400, F-35’ler Dahil Türkiye’ye Yaptırımları da İçeren 2020 Savunma Bütçesinin Kabulü Krizi.

 - 2019 ABD Başkanı Donald John Trump’ın Türkiye’ye Yaptırımları da İçeren 2020 Savunma Bütçesini İmzalaması Krizi.

- 2020 ABD Senatosu’nun; Türk Akımı, S-400, F-35’ler Dahil Türkiye’ye Yaptırımları da İçeren 2021 Savunma Bütçesinin Kabulü Krizi.

- 2020 ABD Başkanı Donald John Trump’ın Türkiye’ye Yaptırımları da İçeren 2021 Savunma Bütçesini İmzalaması Krizi……………. YOLDA

 

SONUÇ VE ÖNERİLER

-  Ağzıyla kuş tutsa bile Türkiye; Mevcut jeostratejik konumu, jeopolitik ortamı,  Rusya, İran ve Çin ile ticareti dikkate alındığında Rusya’dan S-400’leri almasa bile başka bahaneler öne sürülerek ABD’nin siyasi, ekonomik ve askeri yaptırımları ile geçmişte olduğu gibi önümüzdeki dönemde de karşı karşıya kalacağını,    

- ABD, CAATSA bahanesiyle daha önceki tarihlerde Türkiye-Rusya arasında yapılmış anlaşmalar varsa örneğin Türk Akımı ve Nükleer Santral yapımı gibi projeler konusunda baskısını yavaş yavaş artıracağını,   

- ABD eğer işine gelmiyorsa Rusya, İran hatta CAATSA kapsamında olmasa bile sözüm ona mevcut yasalar veya yeni yasalar çıkartarak, Çin dahil biraz fazla zorlama denebilir fakat kara mizah örneği olarak Milattan Önce (M.Ö.)” bu ülkelerle Türkiye’nin imzalanmış anlaşmaları dahi olsa siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerinin geliştirilmesini önlemeye devam edeceğini, 

- ABD’nin S-400’ler bahanesiyle Türkiye’nin F-35 programından resmen çıkartılması anlamına gelen tasarının onaylanması halinde bu kararın her zaman örnekleriyle yaklaşık 3 senedir vurguladığım gibi Türkiye’nin menfaatine olduğunu,

- ABD Kongresi’nde onaylanan ve ABD Başkanı tarafından imzalanacak bu yasanın, Türkiye’nin parasının üzerine oturma “Deli Dumrul” yasası olarak görülmesini,

- Her ne kadar “stratejik müttefiklik” anlayışı ve güveni içerisinde imzalanan “F-35 Mutabakat Metninde” anlaşmazlıkların çözümü için önemli kısıtlayıcı maddeler olmasına karşılık, önceden yetkililer tarafından bütün olasılıkların düşünüldüğünü kabul ederek fazla beklemeden ve gecikmeden henüz girişimlerin ve arayışların başında olduğunu bildiğimiz hukuki sürecin artık hızlandırılmasını,

- Test atışları yapılan ve aktif olan S-400’lerin daha fazla siyaset konusu yapılmadan harekat intikal görevlerine planlanması ile 2’inci S-400 sistem tedariği için girişimlere devam edilmesinin savunmamız ve güvenliğimiz açısından uygun olacağını,  

- 29 Ekim 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yani 29 Ekim 2023 yılında hangardan çıkması planlanan Milli Muharip Uçağımızın (MMU/TF-X) üretim programına hız verilmesini,

- Milli Muharip Uçağımızın MMU/TF-X gibi ifadeler yerine azim irademiz ile kararlılığımızı dostta düşmana gösterecek bir simge ve slogan haline gelmesini sağlayacak şekilde MMU “TF-23 olarak  çağrılmasını ve kod isminin yapılacak bir anketle belirlenmesidir.