Elif İlhamoğlu

ABD'de seçilmiş Başkan Joe Biden ve seçilmiş Başkan Yardımcısı Kamala Harris, dün yemin ederek görevlerine başladı.

Başkanlık görevini devralan Joe Biden için ulusal güvenlik kabinesinin Senato onayı alarak hemen göreve başlaması önceliklerden biri olarak ifade ediliyor.

Dışişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı, İç Güvenlik Bakanlığı ve istihbarat için aday gösterilen isimlerin tamamının, Biden’ın yemin ederek görevi resmen devraldığı Çarşamba gününe kadar, Senato tarafından onaylanması yetişmedi, ancak bazı adayların birkaç gün içinde göreve başlaması mümkün. Bu isimlerden biri ABD'nin yeni Dışişleri Bakanı adayı Antony Blinken.

Dışişleri Bakanı adayı Blinken, Salı günü Senato Dış İlişkiler Komitesindeki oturumda adaylığının onaylanmasından önce senatörlerin sorularını yanıtladı.

Geniş bir yelpazede birçok dış politika başlığına ilişkin soruları cevaplayan Blinken, Demokrat Biden yönetiminin Donald Trump'ın ardından nasıl bir yol çizeceğini anlattı.

Blinken’ın konuşmasının üçte birini Çin oluştururken, diğer öne çıkan iki başlık Rusya ve İran oldu. Blinken ayrıca, Türkiye’nin S-400 hamlesi ile ilgili soruları da yanıtladı.

Blinken konuşmasında üç temel mesaj verdi:

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NI YENİDEN İNŞA ETMEK

1. Kurumsal olarak Dışişleri Bakanlığı’nın yeniden inşa edilmesini ve güçlenmesini sağlamak. ABD’de son 12 yıldır Dışişleri Bakanlığı’nın yıprandığı ve etkisinin azaldığı söyleniyor, makamın yetkisiz hale gelmesi ve gölge bir Dışişleri Bakanlığı oluşması sonucu Obama döneminden beri dışişleri yetkililerinin küskün hale geldiği belirtiliyor. Blinken konuşmasında, Dışişleri Bakanlığı’nı güçlendireceğini ve kurumsallaştırılacağını vurgulayarak, o küskün bürokratların geri getirileceği ve Kongre ile dış politika arasındaki gerginliğin ortadan kaldırılacağı mesajını verdi.

AMERİKAN DİPLOMASİSİNİ YENİDEN CANLANDIRMAK

2. Diğer bir mesaj, “Amerikan diplomasisini yeniden canlandırmak, Amerika’yı müttefikleriyle daha iyi ilişkiler kuran (yaptırımlar, askeri müdahaleler üzerinden değil) bir konuma getirmek” oldu.

“Bazı müttefiklerimiz ve ortaklarımız son birkaç yıla dayanan taahhütlerimizin sürdürülebilirliğini sorguluyorlar” diyen Blinken, bunu “tırmanması zor bir tepe” olarak tanımladı.

Blinken, zarar gören Amerikan diplomasisini yeniden canlandırmak ve Rusya, Çin ve İran'ın yarattığı sorunlara karşı birleşik bir cephe oluşturmak için çalışacağını vurguladı.

Blinken dışarıdaki işleri başarabilmek için, önce evde demokrasiyi güçlendirmeye ihtiyaç olduğunu söyledi. “Alçakgönüllülük” vurgusu yapan Blinken, “çünkü yurtdışındaki duruşumuzu güçlendirmek için evde yapacak çok işimiz var" dedi.

AMERİKA’NIN LİDERLİĞİNİ YENİDEN TESİS ETMEK

3. En önemli önceliklerinden birinin, “Amerika’nın liderliğini yeniden tesis etmek” olduğunu söyleyen Blinken, Biden’ın Amerika’nın liderliğinin hayati olduğuna inandığını ancak bunu aynı zamanda Amerikalıların çıkarları için istediğini ifade etti.

Amerika liderliği üstlenmediği zaman, liderlik yapmaya kalkan başka güçlerin ortaya çıktığını ve bu durumda Amerikan çıkarlarına karşı bir ortam oluştuğunu savunan Blinken, kimse lider olmadığı zamansa daha kaotik bir ortamla karşı karşıya kalındığını ve bu durumun da Amerika’nın çıkarlarına ters düşüğünü vurguladı.

Blinken, “bu yüzden Amerika bir lider olarak ortaya çıkmalı, ancak eskisi gibi değil, dünya Amerika’nın liderliğini istemeli” yorumunu yaparak, bu ilişkileri yaratacaklarını belirtti.

‘İSRAİL’İN GÜVENLİĞİ KUTSAL OLMAYA DEVAM EDECEK’

Blinken'a, Donald Trump yönetiminin aldığı ve "ABD'nin, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan ve ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıyan" kararı soruldu.

İsrail'e verdikleri desteği sürdüreceklerini vurgulayan ve bu ülkenin ABD'nin bölgedeki en önemli müttefiki olduğunu belirten Blinken, "Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımayı sürdüreceğiz ve büyükelçiliğimiz de Kudüs'te kalmaya devam edecek" dedi.

“İsrail’in güvenliği Amerika için kutsal olmaya devam edecek” ifadelerini kullanan Blinken, Trump döneminde başlatılan İbrahim anlaşması ve normalleşme sürecinin devam edeceğini, bu süreci destekleyeceklerini belirtti. İsrail-Filistin görüşmeleri ile ilgili iki devletli çözümü desteklediğini söyleyen Blinken, ancak bunun çok da kolay olmadığını altını çizerek daha gerçekçi bir diyaloğa ihtiyaç olduğunu belirtti.

İRAN’LA NÜKLEER ANLAŞMAYA GERİ DÖNÜLEBİLİR

İran konusunda çok sayıda soruya muhatap olan Blinken, ABD'nin İran'la nükleer anlaşmaya dönüp dönmeyeceği konusunda, "Eğer İran nükleer anlaşmanın tüm kurallarına geri döner ve bunlara uyarsa biz de anlaşmadaki yükümlülüğümüze döneriz" açıklamasını yaptı.

Blinken ayrıca, İran'la kuracakları ilişki ve nükleer anlaşma konusunda İsrail ve Körfez ülkeleriyle de istişare yapacaklarını belirtti.

Blinken, Trump yönetiminin 11 Ocak’ta aldığı "Yemen’deki İran destekli Husileri terör listesine dahil eden" kararını gözden geçireceklerini bildirdi.

Yemen'deki insani krizin farkında olduklarını vurgulayan Blinken, krizi daha da derinleştirmemek için bölgeye ilişkin adımları dikkatli şekilde atacaklarını kaydetti.

BAŞ RAKİP ÇİN

“Çin’in askeri, jeopolitik, ekonomik olarak liderlik etme iddiasında olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusunu net bir şekilde “evet” diye yanıtlayan Blinken, “Çin’in Washington’a karşı, herhangi bir ulusa göre, en büyük zorluk olduğuna hiç şüphe yok” ifadelerini kullandı.

“Eskiden Çin sabırla bekliyordu ve niyetini adeta gizliyordu, ancak Xi Jinping döneminde niyetini gizlemekten vazgeçti” dedi.

Çin’i ABD’nin askeri, jeopolitik alandaki en büyük rakibi olarak kabul eden Blinken, Trump’ın Çin’e karşı sert bir yaklaşım izlemekte haklı olduğunu söyledi. Blinken ayrıca, Pompeo’nun Çin’in Uygur Türklerine “yaptıklarını”, “soykırım” ve “insanlığa karşı suç” olarak adlandırmasına tereddütsüz olarak katıldığını bildirdi.

‘TENKO-OTOKRASİ’

Blinken, ‘tekno-otokrasi’ diye bir tanımlama yaparak, küresel düzeyde tekno-otokrasilerle tekno-demokrasiler arasında bir mücadele olduğunu öne sürdü ve tekno-demokrasilerin bir araya gelmesi gerektiğini vurguladı. Rejim tipleriyle teknolojnin kullanımı bir arada kullanılmaya başlandığını, Çin gibi ülkelerin rejimlerinin otokratik yapısını teknoloji aracılığıyla yaydığını savunan Blinken, “biz de demokrasiler olarak buna karşı çıkmalı ve demokrasi ile teknolojiyi harmanlayarak insan haklarının dünyada daha fazla gelişmesine hizmet etmeliyiz” dedi.

RUSYA TEHDİT ALGISINDA ÜST SIRALARDA

Blinken, Rusya konusunda ise, 2016 ABD seçimlerine müdahale etmekle ve geçen yıl ABD hükümetine yönelik geniş bir siber saldırı düzenlemekle suçlanan Rusya'nın ortaya koyduğu sorunun, Biden yönetiminin gündeminde çok üst sıralarda yer aldığını söyledi.

Rusya ile ilgili Navalnıy olayına da değinen Blinken, daha çok Ukrayna krizi üzerinde durdu.

GÜRCİSTAN RUSYA’YA KARŞI NATO’YA ALINMALI

Blinken ayrıca, Gürcistan'ın NATO bünyesine alınması önerisinde bulundu.

"Gürcistan gibi bir ülke (NATO'ya) üyelik gereksinimlerini karşılayabiliyorsa ve kolektif güvenliğimize katkıda bulunabiliyorsa, evet, kapı açık kalmalı" ifadelerini kullanan Blinken, Gürcistan'ın NATO'ya dahil edilmesi adımının, ittifak ile Rusya arasında savaşa neden olacağı yönündeki görüşlere katılmadığını belirtti ve şöyle devam etti:

"Aslında tam tersini düşünüyorum. NATO üyeliğiyle ilgili olarak ben, Rusya'nın esasında NATO şemsiyesi altında olmayan ülkelere karşı saldırgan olmasının çok iyi bir nedeni olduğunu düşünüyorum."

PYONGYANG’I NÜKLEERDEN VAZGEÇİRME PLANI

Biden yönetiminin ABD'nin “Kuzey Kore”ye (Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti) yönelik yaklaşımını ve politikasını gözden geçirmeyi düşündüğünü kaydeden Blinken, Pyongyang'ı nükleer ve balistik füze programlarından vazgeçmeye ikna etmeyi amaçlayan müzakerelere nasıl geri döndürüleceği konusunda müttefiklerle yakından görüşmeyi planladıklarını söyledi.

‘GUAIDO’YU TANIMAKTAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ’

Yeni idarenin Venezuela politikasına ilişkin de bilgilendirmede bulunan Blinken, muhalif lider Juan Guaido'yu ülkenin 'geçici devlet başkanı' olarak tanımaktan asla vazgeçmemeleri gerektiğini vurguladı.

Yeni yönetimin, Guaido'ya yaklaşımının değişip değişmeyeceği yönündeki soruya "Hayır" yanıtını veren Blinken, şu ifadeleri kullandı:

"Sayın Guaido'nun (geçici lider olarak) tanınması ve Ulusal Meclis'in Venezuela’da demokratik yollarla seçilmiş tek kurum olarak tanınması da dahil olmak üzere, son yıllarda Venezuela’da atılan doğru adımların birçoğu ile son derece hemfikirim."

Ayrıca, Washington'un Maduro yönetimini 'nasıl daha etkili hedef alabileceğini' yeniden düşünmesi gerektiğini kaydeden Blinken, bunun “muktedirlerin yaptırımların ıstırabını gerçekten hissetmesi için gerekli olduğunu” dile getirdi.

Biden'ın Dışişleri Bakanı adayı Blinken, Senato Genel Kurulunda yapılacak oylamada salt çoğunluğun oyunu alması durumunda ülkenin 71. Dışişleri Bakanı olacak.

İSTİHBARAT DİREKTÖRÜNDEN ‘ÇİN-RUSYA TEHDİDİ’ VURGUSU

Joe Biden'ın Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'ne aday gösterdiği Avril Haines de Senato İstihbarat Komisyonu'nda konuştu.

Daha önce CIA başkan yardımcılığı görevinde bulunan ve eski Başkan Barack Obama döneminde ulusal güvenlik danışmanı yardımcısı olan Haines, oturumda yaptığı konuşmada, "ABD'nin saldırgan tavır sergileyen Çin'e karşı aynı tutumu sergilemesi gerektiğini" savundu, Çin'den kaynaklanan tehditle mücadeleye daha fazla kaynak ayrılmasına öncelik vereceğini belirtti.

Önceliğinin ABD istihbarat camiasına duyulan güveni yeniden tesis etmek olduğunu belirten Haines, "Joe Biden'ın Trump döneminde federal kurumları hedef alan ve Rusya'nın sorumlu tutulduğu siber saldırılar konusunda da sorumluların bedel ödemesi için bir yol bulunması gerektiğine işaret ettiğini" söyledi.

“Rusya'nın, bu ülkedeki bölünmeyi daha da derinleştirmek ve bir anlamda aşırılığı teşvik etmek için farklı nüfuz kampanyalarında nasıl farklı yöntemlere başvurduğunu bizzat kendim gördüm" ifadelerini kullanan Haines, Rusya'nın yararlandığı yöntemleri ve neyi kastettiğini açıklamadı.

MALİYE BAKANINDAN ÇİN’E YAPTIRIM ÇAĞRISI

ABD Maliye Bakan Adayı Janet Yellen de Senato'daki konuşmasında Çin ile ticaret savaşını gündeme getirdi.

Pekin'i "korkunç insan hakkı ihlalleriyle" suçlayan Yellen, ABD'nin Çin'le rekabet etmesini sağlayacak yatırımlar yapması gerektiğini belirtti, Çin için "ABD'nin en önemli stratejik rakibi" ifadesini kullandı.

SAVUNMA BAKANI: KENDİ İÇİMİZDEKİ DÜŞMAN

Biden’ın öne çıkardığı isimlerden birisi de savunma bakanlığına aday gösterdiği emekli general Lloyd Austin.

Senato'nun Silahlı Kuvvetler Komitesinde katıldığı onay oturumunda senatörlerin sorularını yanıtlayan Austin, ülke içindeki “ırkçı ve aşırıcı” tehdide dikkat çekerek ABD’yi bu kişilerden koruyacaklarını vurguladı:

“Irkçılık veya aşırıcılığa işaret edebilecek davranışlar açısından son zamanlarda ordu saflarında tanık olduğumuz faaliyetler kabul edilemez. Saflarımızı ırkçı ve aşırılık yanlılarından kurtarmak için elimden gelen her şeyi yapacağım. Savunma Bakanlığı’nın misyonu ABD’yi düşmanlarımızdan korumaktır, ancak bu düşmanlardan bazıları saflarımızda saklanırsa bunu yapamayız.”

‘ÇİN EN KARMAŞIK SORUN’

Çin’in ülke için en zor ve karmaşık sorun olduğunu dile getiren Austin, ABD’nin Çin’i askeri olarak caydırmak istediğini, ancak ekonomik olarak işbirliği yapmak istediğini vurguladı.

‘İRAN BÖLGEDE İSTİKRARI BOZAN AKTÖR’

Austin, Joe Biden’in İran ile diyaloğa devam etmek istediğine değinilmesi üzerine İran’ın hala bölge istikrarını bozan bir aktör olduğunun altını çizerek, “rejimin nükleer silaha sahip olmasının tehlikeli olacağını” ifade etti.

AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLME

Afganistan’dan çekilmeyi desteklediğini söyleyen Austin, “Bu savaşın müzakerelere sayalı bir çözümle sona ermesini görmek isterim. Afganistan’ın ABD’ye tehdit olmayacağı bir geleceğinin olmasını isterim. Bu nedenle odağımız biraz terörle mücadeleye yönelik olmalıdır diye düşünüyorum” dedi.

TÜRKİYE’YE YAPTIRIM TEHDİDİ

BlInken, Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'in Türkiye ve S-400'lerle ilgili sorusuna ise, "Stratejik, ya da sözde stratejik bir ortağımızın en büyük stratejik rakiplerimizden biri olan Rusya ile aynı çizgide olması fikri kabul edilemez" yanıtını verdi.

Blinken, sözlerini "Mevcut yaptırımların yarattığı etkiye bir bakıp görmemiz ve daha sonra da daha fazlasına gerek olup olmadığına karar vermemiz gerekiyor" diye sürdürdü.

Geçen ay ABD, Rusya'dan S-400 sistemleri aldığı gerekçesiyle Türkiye'ye CAATSA yasası kapsamında yaptırım kararı almıştı.

BİR TEHDİT DE HİNDİSTAN’A

ABD, Rusya'dan S-400 savunma sistemleri almaktan vazgeçmemesi halinde Hindistan'a da Türkiye'yle benzer yaptırımların uygulanabileceği tehdidinde bulunmuştu.

Reuters'in ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre Donald Trump yönetiminin 5.4 milyar dolarlık anlaşmanın iptali için Hindistan'a telkinlerde bulunduğunu belirten kaynaklar, görevi resmen devralacak seçilmiş Başkan Joe Biden döneminde Beyaz Saray'ın bu tutumunun değişmesinin muhtemel görünmediğinin altını çizmişti.

SAVAŞA GİDER GİBİ TÖRENE HAZIRLANDILAR

Seçim tartışmalarının ve 6 Ocak Kongre baskınının gölgesinde yapılan Biden’ın yemin töreni ülke tarihinin en sıradışı yemin günlerinden biri olarak şimdiden kayıtlara geçti.

Ülke tarihinde bugüne kadar eşi benzeri az görülen güvenlik önlemleri alınırken, dışarıya kapatılıp OHAL ilan edilen başkent Washington'daki olağanüstü güvenlik önlemleri de sadece Amerikan kamuoyunun değil, tüm dünyanın dikkatini çekti.

25 bin ağır silahlı Ulusal Muhafız yemin töreni için başkente konuşlandırıldı. Washington'da bulunan Ulusal Muhafız sayısının, Pentagon'un geçen hafta duyurduğu çekilme sürecinden önce Afganistan ve Irak'taki ABD askerlerinin sayısının 5 katı olması dikkat çekti.

ABD basını Washington’daki durumu, “Başkent savaş alanına döndü” diye yorumlarken, uluslararası basın, Kongre’deki asker görüntülerini paylaşarak, “Burası Irak değil, Washington” mesajını verdi.

Diğer yandan Biden yönetiminin en büyük korkusu Pentagon’un içinden o güne özel bir tehdit oluşması idi. 25 bin Ulusal Muhafız bu tehdit algısına karşı özel güvenlik soruşturmasına tabii tutuldu.

ABD Ulusal Muhafızlar Komutanı Orgeneral Daniel Hakonson, Joe Biden'ın yemin töreninde görevli 12 Ulusal Muhafız askerinin “aşırı sağcı” gruplarla ilişkili olduğunun tespit edildiğini ve bunların yemin törenindeki görevlerinden alındığını açıkladı.

TRUMP: BU DAHA BAŞLANGIÇ

Donald Trump, Biden’ın yemin törenine katılmamak için Beyaz Saray’dan erken ayrılarak kendisi için Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü'nde düzenlenen törene gitti.

Yemin töreni öncesinde Amerikan halkına hitaben bir veda konuşması gerçekleştiren Trump, "Bu hafta, yeni bir yönetim yemin ederek görevine başlayacak ve biz Amerika'nın güvenli ve refahının korunmasında başarılı olunması için dua ediyoruz" dedi.

‘BAŞKA BİR ŞEKİLDE GERİ DÖNECEĞİZ’

Daha önce siyasette olmayan birisi olarak 4 yıl önce seçimleri kazanarak Washington'a geldiğini anımsatan Trump, "Daha önceki hayatımı ardımda bırakıp, çok zor bir arenaya adım attım. Ancak bu arena, düzgün yönetilirse çok fazla potansiyele sahip" değerlendirmesinde bulundu.

"Şimdi, çarşamba günü öğle saatlerinde iktidarı yeni bir yönetime devretmeye hazırlanırken, başlattığımız hareketin sadece başlangıç olduğunu bilmenizi istiyorum" ifadelerini kullanan Trump, Andrews Üssü’ne giderken de, "Başka bir şekilde geri döneceğiz" dedi.

WSJ: YENİ PARTİ HAZIRLIĞI

Wall Street Journal gazetesinin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre ise, Beyaz Saray'a veda eden Donald Trump, yeni bir siyasi parti kurma hazırlığında.

Son günlerde yakın çevresine Trump'ın bu yeni partiden söz ettiğini aktaran kaynaklar, partinin isminin ise "Patriot (Vatansever) Party" olacağını kaydetti.

Aydınlık