Anasayfa
2019-09-11 08:40:07 ( 14 izlenme )

ABD’ni̇n örümcek ağları

“Sivil Örümceğin Ağında”, araştırmacı yazar Mustafa Yıldırım’ın Sivil Toplum Kuruluşları vasıtasıyla ABD ve AB’nin Türkiye’de toplumu ve devlet kurumlarını yönlendirme çalışmalarını ifşa eden kitabının başlığıydı.

“Örümcek”, ABD’nin bir ülkenin iç işlerine sızarken veya dışarıda çevrelerken kullandığı metotları tam olarak tasvir ediyor. Yıldırım’ın kullandığı metafor ABD’nin dış politikasını tanımlamaya da birebir.

Washington yönetimi, bugün de adeta bir örümcek gibi farklı ayaklarını eş zamanlı olarak kullanarak Hong Kong, Sincan Uygur Özerk Bölgesi ve Keşmir başta olmak üzere, Çin’in Batı’ya doğru açılan yolları üzerinde istikrarsızlık hamlelerine girişmiş durumda.

Aynı istikrarsızlık ve kuşatma hamlesinin bir başka parçası ve ikinci hattı ise Suriye’nin kuzeyinde sergileniyor.

Suriye’nin kuzeyinde ABD eliyle kurulmak istenen terör devleti, öncelikli olarak Türkiye ve bölge ülkelerine bir tehdit olarak gözükse de orta ve uzun vadede Çin’in Kuşak ve Yol Projesi’nin önüne bir başka engel olarak inşa edilmeye çabalanıyor.

ABD’nin Çin’e karşı hamlelerini incelemeden önce Türkiye’de iktidarın Suriye’nin kuzeyinde ABD’yi ikna için çabalamak yerine, bölgede kurulmak istenen terör devletçiğinin orta vadede Çin’e karşı oluşturacağı tehdidi Pekin yönetimine anlatmak için enerji sarf etmesinin, sorunların çözümü yolunda daha etkili olacağını belirtelim.

ÇİN’İN BATI’YA AÇILAN KAPILARINI YAKMA GİRİŞİMİ

Çin’in tarihi İpek Yolu’nu bugüne taşıyan Kuşak ve Yol Projesi’yle tekrar tarihin sahnesine çıktığı günlerden geçiyoruz.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “Batı’nın dünya üzerindeki hegemonyasının sonunu görüyoruz. Koşullar değişiyor” açıklaması yükselen Asya karşısında, Batı merkezli medeniyetin geri çekilişinin ilk ağızdan itirafı olarak tarihe geçti.

Trump yönetimi ise gerçeklere karşı kulaç atmaya, Çin’in batıya açılışını engelleme yolunda hamleler yapmaya devam ediyor.

Eşgüdümlü olarak tekrar ısıtılarak gündeme sokulan Uygur meselesi, Keşmir krizi ve Hong Kong’da yaşanan ayaklanma, ABD’nin Çin ve Batı arasındaki coğrafi köprüleri dinamitleme çabası olarak devam ediyor.

Asya haritasını incelediğimizde, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin Çin ve Orta Asya arasında adeta bir kapı vazifesi gördüğünü saptıyoruz.

Aynı şekilde Pakistan, Hindistan ve Çin arasında üçe paylaşılmış olan Keşmir, Çin’in Pakistan üzerinden Umman Denizi’ne açılışında stratejik, anahtar bir rol oynuyor. Umman Denizi’nin, dünya deniz petrol ticaretinde önemli bir kavşak rolü oynadığını da not etmekte yarar var.

Hong Kong ise tarihsel olarak Çin kültürünün Batı’yla birleştiği, Batılıların Çin’i tanımaya başladığı bir şehir. Bu nedenden ötürü Hong Kong’da meydana gelen olayların etkisinin, Batı kamuoyunda duyulması daha kolay oluyor.

Bugün Çin’in Batı’ya açılan üç önemli kapısı, ABD’nin el altından desteklediği kışkırtmalarla yakılmaya çalışılıyor.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde etnik sorunlar kaşınarak Çin’in eli zayıflatılmaya çalışılırken, Türkiye’de bu soruna dahil edilmek istendi. Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son açıklamasının da gösterdiği üzere, Türkiye’nin Uygur sorununa yaklaşımı Çin’le ilişkileri muhafaza edici bir biçimde oldu.

Reklamdan sonra devam ediyor 

İkinci olarak, Kuşak Yol Projesi’nde Çin ve Pakistan arasında geçiş noktası oluşturan Keşmir sorununun Hindistan tarafından tekrardan gündeme getirilmesi de ABD’nin, Pekin’in Batıya açılan yollarını kesme projesinin bir parçası olarak gözüküyor.

Bu noktada Çin, Hindistan ve Pakistan arasındaki bölgesel anlaşmazlıkları atlayarak, sorunda sadece ABD eli aramanın da eksik bir yorum olacağını belirtelim.

Fakat İngiliz etkisinin kuvvetli olduğu Hong Kong’da yükselen sokak hareketlerinde, ABD parmağını adeta dünyanın gözüne batırmış durumda. Gösterilerde başı çeken isimlerin Amerikalı diplomatlarla toplantı görüntüleri ve gösterilerde açılan ABD bayrakları, gösterilerin fitilinin hangi kuvvetler tarafından ateşlendiğinin açık bir biçimde gösteriyor.

ÇİN’İN SINAVI

Çin üç cephede tarihi bir savaş sürdürürken, özünde Pekin merkezli sistemin geleceğini de test etmiş oluyor.

Uygur meselesinde etnik sorunlara Çin tipi bir çözüm bulmaya çalışan Pekin yönetimi, Keşmir meselesinde bölgesel dengeler üzerinden diplomatik maharetlerini sergilerken, Batı ve Çin kültürünün buluştuğu Hong Kong’da ise kültürel çatışmaları kendi yöntemleriyle çözmeye çalışıyor.

Pekin yönetimi bir diğer yandan ABD’nin ekonomik baskılarına göğüs germeye ve İran’la yapılan 400 milyar dolarlık anlaşmanın da gösterdiği üzere, ABD’nin bölgedeki hamlelerine cevap vermeyi amaçlıyor.

TÜRKİYE’NİN FIRSATI

Yeni bir dünya sancılarıyla kurulurken ABD kaynaklı sorunlarla mücadele eden Türkiye’nin de Suriye ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere kendine yeni ittifaklar ve manevra alanları açması mecburi.

Bu noktada, devletin başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere bütün kurum ve kuruluşlarıyla, Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen terör devletinin orta ve uzun vadede Kuşak Yol Projesi’nin önünde bir duvar oluşturulacağını Pekin yönetimine anlatması gerekiyor.

Türkiye’de iktidarın terör devletçiği sorununu, sorunun kaynağı ABD’yle çözemeyeceği artık bütün çevrelerce kabul edilmiş durumda.

Bölgede geçen zamanın ise PKK/YPG terör örgütlerine yaradığı yadsınamaz bir gerçek.

Türkiye’nin Suriye’yle diyaloğa girmesi halinde, Pekin yönetimini bölgede kurulmak istenen terör devletçiğine karşı mücadelede yanımızda görmemiz kolaylaşacaktır.

Ayakları Hong Kong’dan Suriye’nin kuzeyine kadar uzanan örümceği ezmenin yolu bölgesel ittifaklardan geçiyor.

Bölgesel ittifakta ise kilidin anahtarı Türkiye’de bulunuyor.

Bağımsızlık kapısını açmamakta direnip bunun yerine başka yollar arayanların ise gelecekte yerinin olmadığı aşikar.

Ku%C5%9Fak%20Yol
Kuşak Yol'un olası Suriye parçası
Aydınlık

Bunlar da İlginizi Çekebilir