Suriye'de artan gerilim çatışmaya dönüştü. Türkiye'nin PYD terörüne karşı yürüttüğü bütün harekatlara karşı çıkan hatta ülkemize yaptırım uygulayan Batı ülkeleri İdlib'de destek açıklamaları yapıyorlar. İdlib'i işgal eden HTŞ'lilerle ABD'nin sıcak teması da gözlerden kaçmıyor. Nejat Eslen, Veryansın TV'ye yaptığı açıklamalarda son yaşananları değerlendirdi.

Stratejist ve Jeopolitist emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, gündemdeki konuları Veryansın TV’ye değerlendirdi. İdlib’de Türk askerine yönelik saldırının ardından artan gerilim ve ABD’nin bölgedeki planlarını değerlendiren Eslen, Suriye’deki IŞİD ve HTŞ unsurlarına dikkat çekti.

Komutanım, bu haftaki söyleşimize İdlib’deki şehitlerimizi anarak başlamak istiyorum. Kahraman şehitlerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve Türk Milleti’ne sabırlar diliyorum.

Aslında sorulacak soru da belli: İdlib’de neler oluyor?

İdlib’te şehitler verdik. Hepsine Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize baş sağlığı diliyorum. Yaralılarımız da inşallah biran önce iyileşir ve artık daha fazla şehit vermeyiz.

Haritadan da görüldüğü gibi, Suriye’de Fırat’ın doğusundaki bölgenin Amerikan Hava Kuvvetleri tarafından hava sahasının kontrol edildiğini, dolayısıyla bu bölgenin ABD’nin kontrolünde olduğunu ve PKK/PYD’nin de egemen olduğu bir bölge olduğunu söylememiz mümkündür. Fırat’ın batısına baktığımızda ise bölgeyi farklı bir renkte görüyoruz. Buradaki hava sahasını ise Rus Hava Kuvvetleri kontrol ediyor. Esad rejiminin kontrol ettiği bir bölgedir. Kuzeyde ise Afrin’den başlayıp, ElBab üzerinden Fırat’ın batısına uzanan bir şerit halinde de, Türkiye’nin kontrol ettiği bölgeleri görüyoruz. Genel olarak şunu ifade etmek mümkün ki, Fırat sınır olacak şekilde Suriye’nin ikiye bölündüğünü söylememiz mümkündür. Yani Fırat’ın doğusu ABD’nin nüfuz alanlı, Fırat’ın batısı ise Rusya’nın nüfuz alanı haline gelmiş durumdadır.

Bu resim bize yeni Suriye’nin de nasıl şekilleneceği hakkında, önemli işaretler vermektedir. Suriye’nin geneli içerisinde çatışmanın devam ettiği bölge ise İdlib’te dir.

– İdlib’deki bu çatışmanın, artan gerginliğin nedeni nedir?

İdlib’te neler olduğunu anlayabilmemiz için Rusya’nın İdlib’de neyi amaçladığını, Türkiye’nin İdlib’de neyi amaçladığını anlamamız gerekir. Rusya Soçi mutabakatının gereği olarak, İdlib içerisindeki başta HTŞ olmak üzere, cihatçı terör örgütlerinin temizlenmesini ve İdlib’in rejim güçleri tarafından kontrol edilmesini amaçlıyor. Türkiye ise Rusya destekli Suriye Ordusu’nun yaptığı harekât ile gözlem noktalarının ilerisine varmaları nedeniyle, Soçi mutabakatındaki coğrafi bölgeye (gözlem noktalarının gerisine) rejim birliklerinin geri çekilmesini istiyor. İdlib şuanda ciddi bir çatışma alanına dönmüş durumdadır. Türkiye askeri gücünü buraya yığmış durumdadır. Türkiye ile Suriye ve Türkiye ile Rusya’nın arasındaki gerginliğin de nedeni budur.

ABD’nin İdlib’deki amacı nedir?

Ancak İdlib’teki gelişmeleri iyi anlayabilmemiz için ABD’nin de İdlib’de neyi amaçladığını da anlamamız gerekir. ABD İdlib’teki görünmeyen aktördür ve onun da burada ciddi amaçları vardır. ABD’nin bu amaçlarını da nereden anlıyoruz? ABD derin yapısının uzantısı olan Uluslararası Kriz Grubu’nun İdlib ile ilgili yayınladığı yazılardan anlıyoruz. Uluslararası Kriz Grubu, Amerikan derin yapısının küresel bir örgütüdür. Bu örgüt dünyadaki krizleri izler. Bu krizlere çözüm yolları araştırır ve teklifler yapar. Bu teklifler de genellikle, ABD’nin bu krizlerle ilgili çıkarlarına uygun şekilde ifade edilir.

Uluslararası kriz grubu bundan bir süre önce, İdlib’deki cihatçı terör örgütü HTŞ lideri ile bir söyleşi yaptı. Bu söyleşi de Uluslararası Kriz Grubu’nun HTŞ liderine sempati ile yaklaştığı ve ona konuşma imkânı sağladığı görülmüştür. Bu söyleşi de HTŞ lideri, amaçlarının ‘İdlib içerisinde güvenliği sağlamak, İdlib halkının güvenliğini ve refahını sağlamak’ olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca İdlib’i yönetmeye hazır olduklarını da açıkça beyan etmiştir.

ABD HTŞ’Yİ KORUYOR

Sizinle konuştuğumuz üzere, dün Uluslararası Kriz Grubu’nun İdlib ile ilgili yeni bir yazısı çıktı. Yine bu yazları/raporları Türkiye’nin gündemine ilk kez siz getiriyorsunuz. Bu yazı bize ne anlatmaktadır?

Bu yazıda Uluslararası Kriz Grubu, İdlib’deki gelişmeleri anlatmakta, Rusya ve Türkiye arasında İdlib’te ciddi bir gerginliğin yaşandığını ifade etmekte ve İdlib’de çözüm için bir öneri getirmektedir. Bu öneri şudur: Rusya ve Türkiye İdlib’de ateşkes ilan etmelidir. Bu ateşkesi HTŞ dâhil diğer gruplar da kabul etmelidir. Ayrıca İdlib’ten geçen M4 ve M5 karayollarının da güvenliği sağlanmalı ve trafiğe açılmalıdır. Bu yolların güvenliği de Türk ve Rus askerleri tarafından sağlanmalıdır.

Uluslararası Kriz Grubu’nun bu çözüm önerisine baktığımızda, HTŞ’nin adının zikredildiğini, HTŞ’yi bir taraf olarak gösterdiğini ve gerçekleşirse bu ateşkes ile HTŞ’nin korunma altına alınmasının amaçlandığını görüyoruz. Şu halde ABD’nin İdlib’teki amacı HTŞ’nin muhafaza edilmesidir. Türkiye’de bu konuda çalışanların ve karar vericilerin de, ABD’nin HTŞ ile ilgili bu amacını da anlamaları uygun olacaktır. İlerde İdlib sorunu çözüldüğünde HTŞ burada kalmaya devam edecek olursa, El Nusra uzantısı bu cihatçı terör örgütünün, Türkiye’ye karşı da güvenlik sorunlarının da oluşturabileceği unutulmamalıdır.

SURİYE’DEKİ IŞİD’LİLER NEREDE?

Sizin dikkat çektiğiniz bu noktanın, dün ABD ile Taliban arasında Doha’da varılan anlaşmanın da bir devamı niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konu ile ilgili yorumlarınız ve başka eklemek istedikleriniz nelerdir?

Bir zamanlar ABD, PKK/PYD’ye bir kahramanlık hikâyesi yaratmak için ve Suriye ile ilgili planını gerçekleştirmek için IŞİD adı altında cihatçı terör örgütü üretmişti. Başkan Trump ise IŞİD’in Obama tarafından üretildiğini ifade etmişti. Şimdi Suriye’de IŞİD’in varlığının kalmadığı bilinmektedir. Peki, IŞİD unsurları nerededir? Tabi ki bunların bir kısmı HTŞ’nin içerisindedir. Bir kısmı da belki, Özgür Suriye Ordusu’nun içerisindedir.

Son olarak şunu ifade etmek istiyorum. Milli Savunma Bakanı İdlib’in yakınında, Türkiye tarafında harekâtı sevk ve idare etmektedir. Yaptığı konuşmalarla İdlib’te savaşan Türk Askerleri’ne moral vermektedir. Milli Savunma Bakanı’nın bu gayretlerini takdirle karşılamak gerekir. Ancak Milli Savunma Bakanı İdlib içerisinde yer alan harekât bölgesindeki askeri birlikleri ve hatta gözlem noktalarımızdan birini de ziyaret ederse, oradaki askerlerimizin morallerinin yükseltilmesine de çok önemli katkısı olacağını düşünüyorum.

Ayrıca, televizyon kanallarının, İdlib ile ilgili programlarında laga lugayı bırakıp; ABD’nin İdlib’teki HTŞ ile neyi planladığını anlatmaları önem kazanmaktadır.