Yalanla Mücadele
27 Haziran 2020 ( 11 izlenme )
Reklamlar

ABD’nin F-35 üzerinden Türkiye’yi tehdidi ve bitmeyen şantajlar

NOT: Yazılı metinleri okumadan önce sizler için hazırlanan F-35 uçağının uçan bir bilgisayar olduğuna dair görüntü ve bilgileri içeren videoyu, gerektiği kadar izleyiniz. Videonun bulunması ve Türkçe alt yazının eklenmesindeki yardımları için Fazıl E. Altay’a teşekkür ederim.

PIN Nedir? PIN-Personal Identfication Number, içerisinde alfanümerik veya sayısal karakterleri barındıran, bir sistemde erişim hakkına sahip olmak için kullanılan parolalardır. Akıllı telefonunuzu ve bilgisayarınızı açmak, bir ağa bağlanmak veya alışverişlerinizde kredi kartlarınızla harcama sırasında günlük hayatımızda PIN kodu kullanıyorsunuz. Bunlar tamam fakat F-35 uçağının bununla ne ilgisi olabilir? Sorusu aklınıza gelebilir.

Açıklamaya çalıştığım gibi F-35 uçağı uçan bir bilgisayardır. Bu demektir ki uçuşa başlarken başlangıçta sisteme girebilmek için PIN koduna ihtiyacınız olacaktır. İnanmayacaksınız ama uçağın sistemlerine bilgisayarına girebilmek için her uçuşa başlamadan önce “Kullanıcı Adı” ve “PIN Kodunu” yani şifrenizi girmek zorundasınız.

F-35 kullanıcısı ülkelerin en azından her görev olmazsa bile belirli sayıda görevler için toplu PIN kodu alabilmek için ABD’ye istekte bulundukları bilinmektedir. Bunun en güzel örneği ABD’nde   F-35B eğitimi gören bir İngiliz pilotun yaşadıkları ve bunun özellikle medyaya sızdırılmasıdır. Bu konuya ilişkin 3 bölümden oluşan belgesel “Fighter Pilot: The Real Top Gun – Episode 1-2-3 – ITV Documentary” olarak Youtube’da yayımlanmıştır.

F-35 Uçan Bir Bilgisayardır

İngiliz pilot F-35B uçak sistemlerine erişim sağlayabilmek için yanlış kod girdiği veya sistem kabul etmediği için uçuşa başlayamamış, ancak yeni kod alınıp tekrar girişimde bulunduktan sonra uçuşa çıkabilmiştir. Bu konu daha sonra İngiliz medyasında da yer almıştır. Muhtemelen ABD’nin geçici de olsa en yakın müttefiki İngiltere için ilave bir kolaylık sağlamış olabileceği anlaşılmaktadır.

F-35 PROJESİ LOJİSTİK SİSTEMİ VE SAKINCALARI

F-35 uçaklarının teknik özellikleri dikkate alındığında özetle; Görünmezliği, antenleri, sensörleri, silah sistemleri ve NATO’nun müşterek çalışma konseptine uygun her platforma kriptografik bağlantılara bilgi aktarımı ve paylaşımı yapma özelliklerine sahip “kusursuz uçak alma” algısı yaratabilir.

Türkiye ile ABD/NATO arasında yaşanan sorunlar göz önüne alındığında F-35A uçakları lojistik sistemi işletimi açısından mili lojistik sistemimizi hemen hemen devre dışı bırakacağı için özellikle dikkate alınması gereken  önemli bir problem olarak karşımızda durmaktadır.

F-35A uçaklarının işletimi Türkiye’nin hemen hemen kontrolünün dışına çıkacaktır. Bunlardan birincisi; Performansa Dayalı Lojistik (Performance Based Logistics-PBL) ve ikincisi; Otonom Lojistik Bilgi Sistemi (Autonomic Logistics Information System-ALIS)’tir.

Performansa Dayalı Lojistik (Performance Based Logistics-PBL):

ABD şirketinden hizmet alımı yapmanız nedeniyle tüm kontrolü ABD’ne bırakarak F-35A uçakları üzerindeki milli kontrolünüzü kaybetmiş olacaksınız.

Performansa Dayalı Lojistik (Performance Based Logistics-PBL)

2002 yılında Türkiye ile ABD/NATO politikaları net olarak bu kadar karşı karşıya gelmemiş olmasına rağmen, yine de  neden bu kadar F-35A uçakları üzerindeki kontrolumuzu ABD’ye bıraktık, hiç mi sorgulamadık? Soruları aklınıza gelebilir.  ALIS ve PBL sistemi ekonomik olarak uygun gözükebilir, zaten F-35A ortaklık anlaşması bunu gerektirmektedir başka alternatifi de yoktur. Bu konuda zamanında yazılmış ve ilgililere sunulmuş raporlarda eksiklik olduğu ve konunun öneminin iyi anlaşılmadığı değerlendirilmektedir.

Örneğin; 30 uçağınız var ve %70 faaliyet oranına göre 21 uçağınızın her zaman faal olmasını istiyorsunuz. F-35’lerin ana şirketi ile yapılan anlaşma uyarınca hizmet alımı yapıyor milli lojistik planlamanızı ABD’ye teslim ediyorsunuz. ABD’li şirket anlaşmaya uygun olarak 21 uçağınızın faal tutulabilmesi için lojistik sisteminizi sizin adınıza yönetiyor. Yani kendi uçağınızın faaliyetlerini eskiden olduğu gibi milli lojistik konseptinize uygun olarak yönetemezsiniz.

Otonom Lojistik Bilgi Sistemi (Autonomic Logistics Information System-ALIS):

F-35A uçaklarının tüm bilgileri ALIS adı verilen “bulut” sisteminde  toplanacak aynı anda yerde ve havada ABD şirketi tarafından kontrol edilecektir.

En yakıcı sorun ise, eğer F-35 anlaşmasına dahil olmuşsanız mevcut lojistik sistemi dışına çıkmanız yanı PBL yapmayacağım, ALIS kullanmayacağım deme şansınız yoktur.

Otonom Lojistik Bilgi Sistemi (Autonomic Logistics Information System-ALIS)

Otonom Lojistik Bilgi Sistemi-ALIS, akıllı cep telefonu örneğinde olduğu gibi F-35 lojistik sistemini kontrol etmek için mevcut durumda 65’den fazla uygulamadan oluşmaktadır.  Tüm ömür boyunca sistemin bir veya iki yılda bir güncelemeleri yapılarak kullanıcıların kesin bağımlı kalması sağlanacaktır. Sakıncaları görülen ve kullanıcılardan çok şikayet alan mevcut ALIS 3.1.1.1 sürümü olan yazılımın, 300 yama (patch)’dan oluşan 3.5 sürümü ile güncellenerek hata ve iyileştirme çalışmaları başlatılmıştır.

Otonom Lojistik Bilgi Sistemi (Autonomic Logistics Information System-ALIS)

Mevcut durumda bilinen F-35 işletim masrafları önümüzdeki yıllarda en az dört misli artacaktır. ALIS, Türk Hava Kuvvetleri’nin harekat ve eğitim, bakım ve ikmal zincirinin tamamını kontrol edecek, birliklerimizin tüm bilgileri Türkiye’nin yanısıra şirket ana bilgisarı ABD’nde yani “bulut” tabanlı sistem içerisinde depolanacaktır.

Bağımsız Veri Yönetimi (Sovereign Data Management-SDM)

İtalya, Norveç, İngiltere ve Avustralya ALIS’den kaynaklanan vurguladığımız güvenlik sorunlarını aşmak için Bağımsız Veri Yönetimi (Sovereign Data Management-SDM) olarak adlandırılan ve yaklaşık 25 Milyon Dolar tutan bir yazılım üzerinde çalışarak ülkelerine ait bilgilerin filtrelenerek ALIS üzerinden ABD’ye gitmesini engellemeye çalışmaktadırlar. Ama bu çalışmalarında soruna tam olarak bir çare bulması  beklenmemektedir. F-35 kullanıcısı İsrail ise ABD’nden bağımsız kendi ALIS yazılımını kullanmaktadır.

Bağımsız Veri Yönetimi (Sovereign Data Management-SDM)

Operasyonel Veri Entegre Ağı  (Operational Data Integrated Network-ODIN):

ABD’nin; 17 Milyar Dolara mal olan, bulut tabanlı, sorunlu ve şikayet konusu F-35 Otonom Lojistik Bilgi Sistemi-ALIS’den sonunda kurtulmaya karar verdiği açıklandı. ABD’nin hiçbir zaman düzgün çalışmayan ALIS yerine daha ekonomik, güvenli ve kullanımı basit olduğu iddia edilen Operasyonel Veri Entegre Ağı-ODIN sistemini 2022 yılından itibaren kullanmayı hedeflediği ifade edildi. F-35’in itibarını kurtarmaya yönelik bu sözüm ona değişikliğin  ALIS’e yönelik eleştirileri haklı çıkardığı anlaşılmaktadır.

Operasyonel Veri Entegre Ağı  (Operational Data Integrated Network-ODIN)

Müşterek Kurumsal Savunma Altyapısı (Joint Enterprise Defense Infrastructure-JEDI):

ABD Savunma Bakanlığı-Pentagon’un açtığı Müşterek Kurumsal Savunma Altyapısı-JEDI olarak bilinen 10 Milyar Dolarlık dev teknoloji “bulut” ihalesini, Microsoft kazandı. Pentagon’un amacı, tüm gizli bilgiler ile bilgisayar ağlarını tek bir “bulut” sisteminde toplamaktır. Windows’tan bile çok daha kapalı bir “bulut” sisteminin kısıtlı ve sadece bazı kullanıcıların erişiminde ve kontrolünde olması ABD’nin gelecekteki Dünya hedefleri açısından güzel bir örnektir. JEDI Projesinin 10 yıl içerisinde tamamlanması planlanmaktadır.

Müşterek Kurumsal Savunma Altyapısı (Joint Enterprise Defense Infrastructure-JEDI)
Müşterek Kurumsal Savunma Altyapısı (Joint Enterprise Defense Infrastructure-JEDI)

F-35 KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRİ

F-35 Mevcut Küresel Tedarik Sistemi:Halihazır durumda F-35 uçağı uçuran ülkelerin ihtiyacı olan tüm lojistik desteği, ABD şirketinin açıkladığı haritada görüldüğü gibi ABD’nden sağlanmaktadır. Bir uçağın yedek parçaya ihtiyacımı var? O parça ABD’nden ilgili ülkeye, birliğe ve ikmal deposuna gönderilmektedir. Arızalı veya sisteme iade edilmesi gereken bir malzeme varsa, bu sefer tersi olarak ilgili ülkeden direkt ABD’ne geri gönderilmektedir.

F-35 Mevcut Küresel Tedarik Sistemi

F-35 uçağı üretimi ve kullanan ülke sayısı yeterli düzeye geldiğinde aynı tip F-35 (F-35A, F-35B, F-35C) uçağı uçuran ülkeler arasında kurulması planlanan sistem ile yine ana üs ABD olmak şartıyla farklı farklı ülkelerdeki F-35 birliklerinde ve ikmal depolarında stoklanan ve  ihtiyaç duyulan parçalar, yine ABD şirketinin kontrolünde ülkeler arasında transfer edilecektir. Ülkelerin kendi aralarında hiçbir sorunları olmasa bile yani politik, ekonomik ve askeri kısıtlamalar bulunmasa dahi F-35 tedarik zincirinin karmaşıklığı yine de büyük sorunlar yaratacak, açıklamaya çalıştığımız gibi bütün kontrol ABD’nde olacaktır.

ABD’li şirketin kendi planlamasından gelecekte F-35 lojistik sisteminin nasıl yönetileceği anlaşılmaktadır. İleride ülke sayısı arttıkça yeni bağlantıların ekleneceğini de göz önüne aldığımızda, ülkeler arasında yüzlerce, parçalar arasında binlerce yol ortaya çıkmakta olup, işlerin daha da zorlaşacağını anlamak için uzman olmanıza gerek kalmayacaktır.

F-35A uçuran/uçuracak ABD-Türkiye-İsrail-Avustralya-Norveç-Hollanda ve zincire dahil olacak yeni ülkelerle birlikte milli değil küresel ve ABD’nin menfaatlerine uygun bir sistem kurulduğu  görülmektedir. Türkiye-İsrail arasında planlanan F-35 lojistik yolu ise şimdiden dikkat çekici bulunmaktadır. ABD’nin S-400’ler nedeniyle Türkiye’nin F-35 programından “askıya” alındığı açıklaması dikkate alındığında planlanan tedarik sisteminde de değişiklikler yapılması şüphesiz kaçınılmaz olacaktır.

F-35 Gelecek Küresel Tedarik Sistemi

Türkiye’nin zamanında çok iyi ve önemli gördüğü F-35 projesine “mevcut durumda” bakıldığında girmekle önemli kayıplarının olacağı ve olmaya da devam edeceği anlaşılmaktadır. Türkiye’nin     F-35 uçağı kararı nedeniyle, halen ABD’ne %90-95 lojistik olarak bağımlı Türk Hava Kuvvetleri’nin %100 bağımlı hale geleceği gerçeği karşımızda durmaktadır. F-35 ile ABD’ye bağımlılık oranı %100 olacak ve ABD istemezse F-35 yerine “deniz kaplumbağası” uçurmak zorunda kalabilirsiniz.

ABD İstemezse F-35 yerine Deniz Kaplumbağası Uçurursunuz

Bu durum aynı zamanda  Milli Muharip Uçak Projemizin (TF-X/MMU)  gelişmesini engelleyecek belki de yok edecektir. ABD, S-400’ler nedeniyle Türkiye’ye F-35 uçaklarını teslim etmekten vazgeçerse Dünyanın sonu değildir. ABD, F-35’leri Türkiye’ye vermek için politik, askeri ve ekonomik baskı başta olmak üzere her yolu denemeye devam edecektir.

F-35 KÜRESEL SERMAYENİN, KÜRESEL SİLAH GÜCÜDÜR-ABD’NİN SAADET ZİNCİRİDİR

ABD, daha önce ilk kez 01 Mart 2003’de Irak Tezkeresi TBMM’den geçmediğinde F-35 Projesinden Türkiye’yi çıkarmakla tehdit etmiş, şimdi ise Rusya’dan S-400 alımı nedeniyle F-35’leri Türkiye’ye vermeyeceğini büyükten küçüğe her platformda şantaj, tehdit ve küstahlıkla ifade etmiş, etmeye devam etmektedir.

Her silah sistemi başlangıçta hep teknik özellikleri saklanarak ve önemi vurgulanarak pazarlanır. Daha sonra buna yönelik karşı tedbirler geliştirilir ve en iyi olma özelliğini kaybeder. F-35’lerde tam görünmez olmadığı gibi teknik olarak alınacak ilave tedbirlerle görünmezlik özelliği de çok kısa zamanda ortadan kalkacaktır. Zaten buna yönelik çalışmalar devam etmekte ve bazı sonuçlar alınmaktadır.

Radar sistemleri uçaklara göre daha hızlı gelişmektedir. F-35’lerin en önemli özelliklerinden biri kabul edilen görünmezlik kabiliyeti de radar teknolojilerine ve diğer hava savunma sistemlerine erken yenik düşecektir. 2050-2060 yıllarına kadar ülkelerin hava kuvvetlerinin önemli bir unsuru olacak 5’inci nesil uçaklara sahip olma ve satma konusundaki mücadele kıyasa devam etmekte, edecektir.

F-35 gibi beşinci nesil bir uçağa sahip olmayı neden istemiyorsunuz? Sorusuyla çok sık karşılaşıyoruz. Özellikle bir konuyu tekrar vurgulamak istiyorum. ABD ve Batının yıllar içinde her alanda Türkiye üzerine uyguladığı politikanın etkilerini S-400 ve F-35 tartışmasında çok net olarak görüyoruz. Anlatmaya çalışıyoruz örnekler veriyoruz. F-35A uçakları lojistik sistemi çalışma şekli mili lojistik sistemimizi hemen hemen devre dışı bırakacağı için özellikle dikkate alınması gereken  önemli bir problem olarak karşımızda durmaktadır.

F-35’ler; ABD’nin lideri olduğu “Küresel Sermayenin, Küresel Silah Gücüdür” veya “ABD’nin Saadet Zinciridir”. Büyük paralar harcayarak üretip satmaya çalıştığı uçakların eksikliklerinin erken ortaya çıkması, ABD için saadet zinciri halkalarının kopması anlamına gelmektedir.

ABD o zaman neden Türkiye’nin S-400 almasını engellemeye çalışırken zayıf ve anlamsız nedenler ortaya sürmektedir? Bu soruya cevabı fazla uzatmadan verelim. Eğer  F-35’lerin eksiklikleri erken ortaya çıkarsa “saadet zincirinin” halkası kopacak, iptaller artacak ve satışlar düşecektır. ABD “saadet zincirinin” halkasının kopmasına izin vermemek için hırçınlaşmakta, tehdit ve şantajlarını sürdürmekte ve sürdürmeye de devam edecektir.

F-35 Küresel Sermayenin, Küresel Silah Gücüdür-ABD’nin Saadet Zinciridir

F-35’LER HER BİLGİSAYAR GİBİ SİBER SALDIRILARA AÇIKTIR

ABD, Türkiye’nin S-400 tedarik etmesi halinde F-35’lerin teknik sırlarının Ruslar tarafından ele geçirileceğini en önemli gerekçe olarak öne sürmektedir. Aslında S-400 satın alıp ülkemize yerleştirilmesine gerek kalmadan F-35’lerin sırlarının çok daha önceden ortalığa saçıldığı tüm Dünya tarafından yaklaşık 11 yıldır bilinmektedir.

2017 yılında ABD Başkanı Donald Trump F-35 uçaklarının sırlarının çalındığını en üst düzeyde itiraf eden kişi olmuştur. Yine Rus yetkililer yaptıkları açıklamalarda ABD’nin hatalarına düşmeden beşinci nesil uçaklarını geliştirdiklerini açıklamışlardır. Aynı şekilde Rusya ve Çin’in beşinci nesil uçaklarında kısa zamanda yaptığı iyileştirmelerin uzun araştırma-geliştirme (Ar-Ge) çalışmaları sonucunda yapılmadığı çok net belli olmaktadır.

2013 yılında ABD The Washington Post Gazetesinde  yer alan bir makalede, F-35’lerin milyarlarca dolar değerindeki 25 yıllık araştırma-geliştirmesine (AR-GE) ilişkin bilgilerin, Çin siber saldırı uzmanları tarafından 2007 yılında ele geçirildiği haberi yer almıştır.

2013 yılında ABD’nin gizli çalışmalarına ilişkin bilgileri ifşa eden halen Rusya’da yaşayan Ulusal Güvenlik Kurumu (National Security Agency-NSA) eski çalışanı Edward Joseph Snowden, 2015 yılında Alman Der Spiegel gazetesinde yayımlanan röportajında, sadece F-35 bilgilerinin değil ABD’nin en önemli silah projelerine ait bilgilerin Çin siber saldırı uzmanları tarafından ele geçirildiğini doğrulamıştır.

Edward Joseph Snowden, F-35’lerin “Çok Gizli” Bilgilerinin Çalındığını Doğrulamıştır

ABD’nin başkenti Washington DC’de bulunan Kongre Kütüphanesi dünyanın en büyük kütüphanesi olup, 16 milyondan fazla kitap ve 120 milyondan fazla başka ürün ve koleksiyona sahiptir. Kongre Kütüphanesi’ndeki raflarının uzunluğunun yaklaşık 810 kilometre, mevcut dokümanların ortalama bir standartta digital ortama aktarılması halinde yaklaşık 10 terabayt olduğu hesaplanmaktadır. 

Şimdi sıkı durun Çin siber saldırı uzmanları tarafından ABD ve diğer ortak ülkelerden ele geçirilen özetle; F-35, B-2, F-22, nükleer denizaltı, önemli silah projeleri ve askeri personel kayıtları hakkındaki bilgilerin de bulunduğu dosyanın büyüklüğünün yaklaşık 50 terabayt, başka bir deyişle Kongre Kütüphanesi’nin 5 katı büyüklüğünde olduğu ifade edilmektedir.

ABD’nin askeri sırlarının çalınmasına ilişkin iddialar hiç gündemden düşmemiştir. Bazı şüpheliler FBI tarafından casuslukla suçlanarak tutuklanmış ve ceza almışlardır. Son 15 yıl içersinde bilgisayar korsanlarının başta F-35’ler olmak üzere ABD’nin önemli askeri sırlarını ele geçirmelerine rağmen, şimdi ABD’nin S-400’ler F-35’lerin sırlarını çalacakmış büyük istihbarat elde edeceklermiş açıklamaları yapması ciddi değere sahip değildir.

Ayrıca, F-35’lerin başta Otonom Lojistik Bilgi Sistemi (Autonomic Logistics Information System-ALIS) ve diğer önemli sistemlerinin bilgisayar korsanlarının teknik imkanları ve yöntemlerinin hergün geliştiği dikkate alındığında siber saldırılara açık olduğu ve bu açıklarının henüz giderilemediği bağımsız kuruluşlarca belirtilmektedir.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

FETÖ'den 1915 olayları ile ilgili kara propaganda! Örgüt üyeleri boş durmuyor İsmail Küçükkaya’nın eski eşi Eda Demirci’ye uyguladığı şiddet mahkeme kayıtlarında! ABD’li kuruluş CAP’tan yeni rapor: Etkili aracımız sosyal medya Kısa çalışma ödeneği üzerinden algı operasyonu da tutmadı! Cumhuriyet Gazetesi itiraf etti, Halk TV rezil oldu