Ayrılıkçı Uygurların ABD’deki üst kuruluşu Dünya Uygur Kurultayı (DUK), Türkiye’yi hedef aldı. ABD federal bütçesinden yararlanan NED tarafından fonlanan DUK, Türkiye’de ayrılıkçı grupların eylemlerine müsaade edilmemesi için 'üzüntü ve endişe duymaktayız' sözlerini kullandı

Ercan Küçük

TBMM gündemine gelmesi beklenen Türkiye ile Çin arasında imzalanan suçluların iadesi anlaşmasını bahane eden Uygur ayrılıkçıları faaliyetlerini artırdı. İstanbul, Ankara ve Kayseri’de günlerce süren eylemlerin sonlandırılmasına ayrılıkçı gruplar tepki gösterdi. Türk polisinin şiddet uyguladığı, bir Uygur kızının kolunun kırıldığı ve daha sonra bulunduğu otelden hastaneye gitmesine izin verilmediği gibi yalanlarla Türk polisine iftiralar da attılar.

ABD’DEN 8 MİLYON 758 BİN DOLAR

ABD Federal Bütçesi'nden tahsisat alan National Endowment for Democracy (NED) tarafından 2004’ten bu yana 8 milyon 758 bin 300 dolar (yaklaşık 65 milyon lira) fonlanan kuruluşlardan Dünya Uygur Kurultayı, Türkiye’yi hedef alan bir bildiri yayınladı. Eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun referans alındığı bildiride günlerce izinsiz yapılan provokatif eylemler savunuldu. Uygurların Türkiye’de Çin Büyükelçiliği'ne başvurularının kabul edilmediğini bu nedenle protestolar yaptıklarını, Aralık 2020’de Konsolosluk önünde eylemlere başladıklarını anlatan bildiride şu ifadeler yer aldı:

“Polisin izin vermemesi sonucu konsolosluk önüne dahi gidemeyen kardeşlerimizden bir grup Ankara’daki Çin Büyükelçiliği önünde aile nöbeti tutmaya başlamıştır. En masum talep olan 'ailem nerede' diyen kardeşlerimiz 9 Şubat 2021’de Türk polisinin şanına yakışmayan hiç de hoş olmayan kaba davranışlarla tartaklanmış, dört kardeşimiz polis arabasında 4 saat, karakolda 1 saat tutulmuştur. Elbette bazı güvenlik mensuplarının ferdi hareketleri Türk polisini temsil edemez. 10-11 Şubat günleri kamp mağdurları kardeşlerimizin konakladığı mekanlar polis tarafından gözetim altına alınıp serbest hareket etmelerine izin verilmemiştir. Her demokratik ülkede yapılabilecek bunun gibi en masum gösteri hakkının demokratik, hukuk devleti olan Türkiye’de de yapılamaması bizi üzmüştür. Ayrıca 12 Şubat’ta İstanbul ile Kayseri’de 'aile nöbeti' tutan kardeşlerimizi Türk polisinin zorla dağıtması Uygurlar arasında üzüntü yaratmıştır.

REFERANSLARI MIKE POMPEO

“19 Ocak 2021’de ABD Dışişleri Bakanı Pompeo 'Çin’in Uygurlara karşı soykırım ve insanlığa karşı suç işlemekte olduğu kanaatine vardık' açıklaması yapmıştır. 8 Şubat 2021’de Londra merkezli nüfuzlu Essex Court Chamber’dan, Alison McDoland QC liderliğindeki önde gelen avukatlar mevcut kanıtların güvenilirliğine dayanarak Uygurlara, insanlığa karşı suçların ve soykırım suçunun işlendiği sonucuna vardığını açıklamıştır. Hal böyle iken son zamanlarda gündemde olan Türkiye-Çin arasında Suçluların İadesi Antlaşması, Doğu Türkistanlıları yeterince tedirgin etmiş durumdadır. Bunun üstüne bu tür tatsız olayların meydana gelmesinden üzüntü ve endişe duymaktayız. Temennimiz kardeş Türk halkı, devleti ve hükümetinin artık bütün dünya tarafından bilinen soykırıma sükût kılmayacağı yönündedir. Her daim zalimin karşısında ve mazlumun yanında yer alan kardeşlerimizin Uygurlar konusunda da aynı tutumu sergileyeceğini umut ediyoruz.”

Aydınlık