Yılmaz Özdil, CHP'yi ve kimi yazarları sert dille eleştirdiği 'Yuvanın evlatlarına… Kendi yuvaları kabus oldu' başlıklı son yazısının ardından yaklaşık 10 gün Sözcü'deki köşesini boş bırakmıştı. Neden yazmadığına ilişkin de bir açıklama yapmayan Yılmaz Özdil, bugün 'Söylesem tesiri yok, sussam gönlüm razı değil' diyerek salı günü yazacağını duyurdu.

Yılmaz Özdil Sözcü’deki 26 Kasım tarihli “Yuvanın evlatlarına… Kendi yuvaları kabus oldu” başlıklı son yazısında, “Hiç düşündünüz mü, ensest bu memlekette neden çok yaygındır? Ailede herkes bilir. Herkes susar. Ondan” diyerek CHP’deki durumu da buna benzetmişti. Bu yazının ardından yaklaşık 10 gün köşesini boş bırakan Özdil, bu sürede Sözcü yazarı Soner Yalçın ile sosyal medyada  çok sert bir tartışmaya girmişti.

Son yazısında “Namuslu milletvekili imha edildi, onun yerine fırıldak milletvekili getirildi, il başkanı sustu. Yurtsever il başkanı kapının önüne konuldu, onun yerine ikinci cumhuriyetçi il başkanı getirildi, belediye başkanı sustu” ifadelerini kullanan Özdil, şöyle yazmıştı:

“Anne bilir mesela. Teyze bilir. Halanın haberi vardır. Amca farkındadır. Görümce bizzat yaşamıştır. Elti tesadüfen şahit olmuştur. Dayı mutlaka duymuştur. Gelinin gözünün önündedir. Kardeş çaresizdir. Aman elaleme rezil olmayalım diye susarlar, insanlığın en rezil suçuna ortak olurlar. Kendilerinin toplum içindeki statüsü zarar görmesin diye, gözyumarlar, örtbas ederler, yok sayarlar… Akrabalardaki bencillik ve korkaklık ne kadar derinse, ensest o kadar uzar… Chp’de on yıldır yaşanan, budur.”


AKTROL VAR DA HALKTROL YOK MU!

Aynı yazısından isim vermeden CHP’li gazetecilere de sert eleştiren getiren Özdil, şöyle yazmıştı:

“Neme lazım, aman Chpli okurları küstürmeyeyim diye düşünerek, bile bile gerçekleri makyajlayan, nabza göre şerbet ikram eden, ekranın arkasında başka, önünde başka konuşan, süzme eyyamcılar yok mu?

Kardeşini, damadını Chp’de makam sahibi yapan, belediye festivallerinden nemalanan, programına sponsor kapan, bunların karşılığında kalem oynatan, ekranda amigoluk yapan yok mu?

Aktrol var da, halktrol yok mu?”