“Bizi vatan besledi, büyüttü. Vatan olmasa biz de yokuz demektir.''

Ali Rıza Yığ

“Eğer meşrutiyet olmasa idi, Cumhuriyet olmazdı. Resneli Niyazi gibi meşrutiyet önderlerine çok şey borçluyuz.”

Mustafa Kemal Atatürk

Ahmet (Resneli) Niyazi, 1873 yılında, Manastır yakınlarındaki Resne kasabasında doğdu. Babası bölgenin önemli isimlerinden Ahmet Ağa’ydı. Babasının varlıklı olmasına rağmen Resneli Niyazi, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durumdan rahatsız olarak Manastır Askeri İdadisi’ne yazıldı. Burada eğitimini tamamladıktan sonra Harbiye Mektebi’ne gitti ve buradan 1896 yılında teğmen rütbesi ile mezun oldu. Harbiye yıllarında Namık Kemal’in heyecanlı şiirleri ile tanışan Niyazi Bey, o şiirlerin etkisinde kalarak vatan sevgisiyle dolu olan ruhunu devrimlere hazırlıyordu. Karanlığa düştüğü anlarda Namık Kemal’in Hürriyet Kasidesi aklına geliyor ve sürekli önünü aydınlatıyordu.

1897 yılında Girit’te Türklere saldırılar olmuş ve Avrupalı devletlerin yardımıyla Girit, Yunanlılara verilmek istenmişti. Yunanlıların bu yayılmacı politikası üzerine Osmanlı İmparatorluğu, 17 Nisan 1897 yılında Yunanistan’a savaş ilan etti. Yaklaşık bir ay süren bu savaşa Resneli Niyazi Bey’in dahil olduğu birlikte katıldı. Beş Pınar savaşında kılıcını çekerek askerlerinin önünde kahramanca savaşarak bir bölük Yunan subay ve erlerini rehin alarak büyük başarı göstermiştir. Ardında bu esirlerin İstanbul’a götürme görevi ona verilir. İstanbul’a giderken yanına Kazım Paşa’nın 13 yaşındaki oğlu da vardır. İstanbul’da Resneli Niyazi Bey'e padişah tarafından rütbe ve padişah yaverliği nişanı verilir. Yanında gelen Kazım Paşa’nın oğluna ise iki rütbe ve 200 lira ödül verilir. Bu haksızlık ve devletin yozlaşması karşısında Resneli Niyazi, padişahın yaverlik nişanını kabul etmez. Bu olayı hatıralarına, “İstanbul’dan döndüğüm zaman inkılap fikrinin esası hakkındaki duygu ve kanaatlerim tamamlanmıştı. Özel bir vaziyetle İstanbul’a gönderilen ve esir ettiğim Yunan bölüğünü de İstanbul’a götürürken daha Manastır istasyonunda ordu kumandanın vekili ve diğer ordu büyüklerinin bana verilen vazife ve mevkiden yararlanmayı düşünerek oğullarını, yakınlarını kayırmak, millet hazinesinden para çarpmak peşinde olduklarını gördüm.” diyerek anlatmıştır. Bu durum karşısında Yunanlılara karşı vatanını savunmak için Makedonya’ya gitmek ister. Saray nişanı kabul etmemesi sonucunda ona bir ceza vererek cepheye göndermeyip Ohri taburuna gönderip orada depo memurluğu görevi verilir. Burada depo memurluğu görevi yaptığı süre boyunca halkla kaynaşmış ve gözlemler yapmıştır. Bu gözlemler sonucunda, Bulgarların olası bir isyan çıktığında çekinmeden katılacağını tespit etmiştir.

Çetelere Karşı Mücadele

Resneli Niyazi, 1903 yılında 3. Avcı Taburu başına getirildiğinde Balkanlarda durum şöyleydi; Türkler, Bulgarlar, Sırplar, Rumlar, Arnavutlar bu bölgede yaşamaktaydı. Avrupalı devletlerin kışkırtması vardı.  Bu kışkırtmanın amacı, Osmanlı İmparatorluğu’nu Balkanlardan atmaktı. Avrupalı devletlerin kışkırtması altında kalan diğer milletler, Müslüman Türk halkına saldırmaya başlamışlardı. Gerçekleşen saldırılar, halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmak, huzuru bozmak suretiyle halkı Osmanlı idaresinden uzaklaştırmak ve konsolosları kaçırıp, resmi daireleri yakarak ve zayıf bulunan askeri birliklere saldırılar düzenleyerek askerleri öldürmeye kadar giden eylemler başlamıştı. Saldırıların esas amacı, Osmanlı Devleti’ni zayıf göstererek bölgeye Avrupalı devletler tarafından müdahale edilmesiydi. II. Abdülhamit’in gerçekleşen olaylar karşısında bir şey yapmamasını Resneli Niyazi şöyle anlatmıştı: “Makedonya’da cereyan iden kanlı vakayi’a karşı hükümetin kayıtsızlığı hele ordunun mağduriyet ve sefâletine rıza gösteren vicdansızlığı arzu-yı inkılâbı esaslandırmış, ihtiyâc-ı inkılâbı umumileştirmişti.” Hükümet gerçekleşen olaylar karşısında Hüseyin Hilmi Paşa’yı görevlendirmişti ama onun göreve gelmesinin de bir etkisi olmamıştı. Halkın zulme uğraması ve Avrupalı devletlerin müdahalesi gibi sorunlar ortaya çıkınca harbiye mezunu, idealist ve vatansever Osmanlı subayları, çetecilik karşısında mücadeleye girişmeye başlamışlardı. Resneli Niyazi Bey’in bölgeyi iyi bilmesinden de kaynaklı Bulgar çetecilerine karşı amansız bir mücadele başlatmıştı. Mücadeleyi yürütürken bölge halkının yardımlarıyla çetelere karşı kısa sürede başarılar elde etmeye başlamıştı. Bu mücadelesi halk tarafından da benimsenmişti. Hem Müslüman Türkler hem de gayrimüslimler arasından da destekler gelmeye başlamıştı. Resneli Niyazi Bey'e karşı bir güven oluşmuştu. Çetelere karşı büyük bir üstünlük elde edildiğinde Bulgar çeteler, Rus konsolosundan yardım isteyerek Resneli Niyazi’nin görevden alınmasını istemişti. Rus konsolos bu isteği Hilmi Paşa’dan “rica etmişti” ve Resneli Niyazi görevinden alınmıştı. Yapılan araştırmalar sonucu hiçbir suçu görülmeyerek görevine iade edilmişti. Çetelere karşı giriştiği mücadele sonucunda Kolağası (kıdemli yüzbaşı) rütbesine yükselmişti.

İttihat ve Terakki'ye Katılışı

Harbiye yıllarından itibaren Namık Kemal, Mithat Paşa gibi isimlerden etkilenen Resneli Niyazi vatan ve hürriyet aşkıyla yanıp tutuşuyordu. Enver Bey (Paşa), Selanik’e gelip teşkilatın örgütlenme çalışmasına başlamıştı. Çalışmaları sırasında özellikle Makedonya çevresinde etkili bir isim olan Resneli Niyazi dikkatini çekmişti. Enver Bey’in önerisi ve kılavuzluğuyla teşkilata giren Resneli Niyazi, kısa süre içerisinde etkisi giderek artmış ve teşkilatın fedaisi olmuştu. Vatan ve hürriyet aşkını dindirecek bir teşkilatı bulan Resneli Niyazi, bu özlemini 1908 yılında giderecekti.

1908 Hürriyet Devrimi

            9 Haziran 1908 tarihinde Reval’de, İngiltere Kralı VII. Edward ile Rus Çarı II. Nicolas aralarında bir görüşme gerçekleştirmişti. Görüşmeler sırasında, Osmanlı toprağı olan Balkanlardaki demiryolları ve Makedonya’nın mevcut durumu konuşulmuştu. Osmanlı devletinin içinde ise bu görüşmelerin sonucunda Osmanlı’nın Balkanlardan atılması ve bir askeri bir müdahalenin geleceği şeklinde yorumlandı. Bütün bu olaylar karşısında, II. Abdülhamit’in bir şey yapmaması ve devam eden istibdat başka bir sürecin önünü açmıştı. Resneli Niyazi ve onun gibi vatansever subaylarda bu durum karşısında huzursuzlanmış ve bir an önce harekete geçme fikirleri belirmiştir. Dağa çıkıp Kanuni Esasi’nin tekrar ilan edilmesi fikrini ilk olarak Belediye Reis Cemal Bey ve Polis Komiseri Tahir Bey'e söylemiş, onların desteğini almıştır. İttihat ve Terakki Cemiyeti ile gerçekleştirdiği görüşmeler sonucunda dağa çıkması uygun görülmüş 3 Temmuz 1908 de Hürriyet ateşini Makedonya dağlarında yakmıştır.

            Dağa çıkmadan önce eşiyle birlikte iki çocuğunu da bacanağının yanına gönderen Resneli Niyazi, karısına yazdığı mektupta “Bizi vatan besledi, büyüttü. Vatan olmasa biz de yokuz demektir. Gerçi seni çok severim. Fakat toprak ve vatanımızı dünyada her şeyden ziyade severim. Ne yarar, her bir şey yine onların varlığıyla kaimdir. Baki ya ölüm ya vatanın kurtuluşu.” diyerek karısına ve çocuklarına veda eder. Bacanağına gönderdiği mektupta ise 200 vatan fedaisiyle vatanı için ölmeye gittiğini söyler.

3 Temmuz Cuma günü halk cuma namazındayken hareket eden Resneli Niyazi, dağa çıkmadan hemen önce kışlanın kasasında bulunan beş yüz kırk dört lira altmış dört kuruş parayı almış ve senet imzalayarak aldığı paraların yerine tekrar konacağını taahhüt etmiş, halka daima hesap verecek olduklarını göstermiştir. Ardından da kışlanın cephanesinde silah ve mühimmat alarak 200 vatan fedaisi adamıyla birlikte dağa çıkmıştır. Dağa çıkmasının ardında askerlerine yaptığı konuşmada “Vatanın kurtuluşu temin edilmedikçe dönmemeye, bu uğurda seve seve ölmeye, Türkün büyük karakterine yakışır bir emsal göstermeye hazır mısınız?” diyor ve onla birlikte yola çıkan adamları “hay hay ya ölüm ya vatanın kurtuluşu” diyerek bağırıyorlardı. Resneli Niyazi konuşmasını bitirirken “yaşasın millet” sloganları atılmaya başlamıştı. Resneli Niyazi dağa çıktıktan sonra Saray’a, Valiliğe ve Müfettiş-i Umumiye ’ye bildiriler göndermeye başlamıştır. Bu istekler Kanun-i Esasi’nin yeniden yürürlüğe girmesini istemekteydi eğer girmezse halkın bu isteği zorla yapacağını ve en kısa sürede Meclisi Mebusan’ın tekrar açılmasını istemektedir. Resneli Niyazi’nin ardından Enver Bey ve Eyüp Sabri beylerde adamlarıyla birlikte dağa çıkmıştır.

            Resneli Niyazi yayımladığı bildirilerin ardından harekete geçmiştir. Geçtiği köylerde konuşmalar gerçekleştirerek Kanun-i Esasi’nin ne olduğunu ne yapmak istediklerini ve cemiyeti anlatarak ilerlemiştir. Yaptığı konuşmalar ve toplantılar diğer köylerde duyulmuş gittiği her yerde halk tarafından coşkuyla karşılanmaya başlamıştır. II. Abdülhamit ilk başlarda askerler arasında çıkan bir sorun olarak algılasa da daha sonrasında işin ciddiyetinin farkına vararak Şemsi Paşa’yı Resneli Niyazi ve askerlerinin karşı harekete geçmekle görevlendirmiştir.

Tüm bu tehlikelere rağmen emin adımlarla ilerleyen Resneli Niyazi Bey ve adamları, Pleister tepesinden geçerken karşılarına bir geyik çıkar ve sürekli önlerinde yürümeye başlamıştır. Bu geyiğin ilahi bir işaret olduğu düşünülmüş ve bir şey yapılmamıştır. Bu geyik daha sonra Hürriyet Devrimi'nin sembolü olmuştur. II. Abdülhamit isyanı bastırmak üzere bu sefer Müşir Osman Paşa’yı göreve getirir. Cemiyet bu tehlikeli girişimi Resneli Niyazi’ye haber vererek Müşir Osman Paşa’yı etkisiz hale getirme görevi vermiştir. 22 Temmuz’da Manastır’a gelen Niyazi Bey, Müşir Osman Paşa’yı esir almıştır. Halkın desteğini de arkasına alan İttihat ve Terakki Cemiyeti, II. Abdülhamit’e karşı baskılarını arttırmıştır ve 24 Temmuz tarihinde Meşrutiyet ilan edilmiştir. Yüreğinde yanan vatan ve hürriyet fikirlerini Makedon dağlarında yakan Resneli Niyazi başarının ardından fedaileriyle birlikte geri dönmüştür.

Karşı Devrim Süreci

            1909 yılına gelindiğinde İttihat ve Terakki hükümete tam anlamıyla geçememiş ve tahtta II. Abdülhamit bulunuyordu. Bir süre sonra İttihat ve Terakki’nin İstanbul’daki durumundan faydalanan II. Abdülhamit yanlıları cemiyeti zayıf görerek bir isyan başlattı. İsyan neticesinde Cemiyet üyeleri ve onlara yakın gazetelere saldırılarda bulunulmaya başlandı. Bu durum karşısında Cemiyet, Makedonya’da bulunan 3. Ordudan yardım istedi. Harekât Ordusu adında bir ordu düzenlenerek Selanik’ten İstanbul’a harekete geçti. Ordunun komutanı Mahmut Şevket Paşa’ydı. Ordunun içerisinde Enver Paşa ve Resneli Niyaz gibi Hürriyet Devrimi kahramanlarının yanı sıra Mustafa Kemal’de bulunuyordu. Selanik’ten gelen bu ordu İstanbul’a girdi ve herhangi bir direnişle karşılaşmadı. Beş gün sonra Yeşilköy’de Millet Meclisi olarak toplanan meclis, II. Abdülhamit’i tahtan indirdi. Yerine geçen Mehmet Reşat’ın kılıç kuşanma töreninde Resneli Niyazi Bey’i gören halk onun geçişi sırasında büyük bir alkış tufanı koparmıştı.

Balkan Savaşı ve Ölümü

            31 Mart isyanın bastırılmasının ardından emekli olan Resneli Niyazi, belli bir süre Resne’nin gelişimi için bir okul ve hükümet konağı yapımı işine girmişti. 2 Ekim 1912 tarihinde Balkan devletleri, Makedonya’da geniş kapsamlı ıslahat yapılması gerektiğini hakkında Osmanlı’ya nota verdi. Osmanlı’nın verdiği cevap daha öncesinde onayladıkları ıslahatları yapacaklarını ama Osmanlı’nın Makedonya’daki egemenlik haklarından vazgeçmeyeceğini bildirmişti. Savaş için bahane arayan Balkan Devletleri için bu bir fırsat olmuştu. 8 Ekim 1912’de Karadağ, Osmanlı Devleti’ne savaş açmıştır. Onu ardından diğer devletlerde savaş açmıştır.

            Savaş başlayınca Osmanlı, Balkanlar’da savaşacak gönüllü birlikler oluşturur. Resneli Niyazi de gönüllü olan askerler arasındadır. 200 kişilik oluşturulan birliğin başına getirilen Resneli Niyazi, Cevdet Paşa’nın komutası altındadır. 4 yıl önce Abdülhamit istibdadına karşı dağa çıkan Resneli Niyazi 4 yıl sonra memleketini yabancılara karşı savunmak için dağa çıkmıştır. Savaş sırasında görevi Sırp ve Yunan kuvvetlerinin birleşmesini engellemeye çalışmak olacaktı. Osmanlı ordusunun Sırplara karşı aldığı yenilgilerin canlı şahidi olan Resneli Niyazi’nin savaş sırasında hastalığı iyice artmıştır. Tam bu sırada Osmanlı Devleti’nin dört devlete karşı savaşma gücünün yeterli olmaması sebebiyle barış görüşmelerine başlamıştır.

            Savaşın ardından 17 Nisan 1913’de İstanbul’a gitmek için Avlonya Limanı’na gelen Resneli Niyazi, akşam saatlerinde vapura binmek üzereyken Arnavut komitacıları tarafından şehit edilmiştir.

Ali Rıza YIĞ

TGB GYK Üyesi

tgb.gen.tr