Malatya'da meydana gelen 4.7 büyüklüğündeki depremin ardından Prof. Dr. Naci Görür, ÇelikhanErkenek bölgesi ile MaraşTürkoğlu bölgesine dikkat çekerek bu bölgede geçmiş tarihte yaşanan depremleri hatırlattı. Prof. Dr. Görür, "Malatya'da olan depremler çoğunlukla Doğu Anadolu fay kuşağı üzerinde oluyor. Bu kuşak Bingöl Karıova'dan başlıyor, İskenderun Körfezi'ne kadar devam ediyor. Bu fay kuşağı özellikle 2020 yılında Elazığ'da olan deprem nedeniyle hareketlendi. Burası daha önce oldukça sessizdi. Sadece 1970 yıllında Bingöl depremi vardı. Ondan sonra da küçük deprem olan Palu depremi oldu. O zaman Sivrice'ye dikkat etmek gerekir diye uyarıları yapmıştık. 20032004 yıllarında bu uyarıyı yaptım ama Palu depremi 2010 yılında oldu" dedi.

ÇELİKANERKENEK, MARAŞTÜRKOĞLU FAYINA DİKKAT

Önceki yıllarda yaşanan depremlerin tekrar edebileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Görür, "2020 yılında da Elazığ Sivrice'de deprem oldu. Bu deprem hattı Sivrice ile Pütürge arasındaki fay kolunu kırdı. Dolayısıyla hem Elazığ'ı hem de Malatya'yı etkiledi. Sivrice hattı kırılınca dikkatimizi onun Güneybatısında yer alan ÇelikhanErkenek arasına ve MaraşTürkoğlu yöresine dikkat çekmeye başladık. Çünkü böyle doğrultu atımlı faylar bir yerde büyük deprem ürettikleri zaman o fay üzerinde onun devamı olan yerlerde stresi artırır. Deprem olduğu zaman kırılan fay kolunun enerjisinin önemli bir kısmı sismik dalga halinde veya bir ısı şeklinde boşalır ancak önemli bir kısmı da o fayın devamına transfer olur. Dolayısıyla ElazığMalatya arasında kol kırıldığı zaman ÇelikhanErkenek bölgesine dikkat etmek gerekir. Bir de tarihi depremlere bakarız. Tarihte ne olmuşsa günümüzde de benzer şeyler olabilir. Gerçekten de o bölgenin sıkıntılı olduğunu düşünüyorum. Hangi yer bilimciye sorsak sıkıntılı olarak sayacaklarının arasında ÇelikhanErkenek, MaraşTürkoğlu yöresini sayar. Zaman varken yerel yönetimlerin, halkın hazırlıkları yapmasında fayda var" ifadelerini kullandı.

'İZMİR'DEKİ DEPREM, BEKLENEN DEPREM DEĞİLDİ'

Öte yandan geçtiğimiz günlerde İzmir'de hissedilen can ve mal kaybında neden olan depremin ardından konuşan Prof. Dr. Görür, İzmir'in eskiye nazaran deprem anlamında daha hassas olduğunu ifade ederek "Yer bilimciler olarak İzmir de deprem beklediğimiz yerler arasında. İzmir'de halen deprem bekliyoruz. Özellikle İzmir fayı üzerine, yani Gediz grabeninin güney sınır fayı İzmir fayı olarak İzmir'in içerisine gelir. Bayraklı'nın falan bulunduğu körfezin içerisine gelir. Asıl deprem üretecek fay İzmir fayıdır. Daha o fay kırılmadı. O kırılırsa 7 büyüklüğünde deprem üretebilir. Geçenlerde İzmir'de olan deprem aslında Kuşadası körfezi üzerinde oldu. O deprem İzmir'in beklenen depremi değil.  Bu deprem de çevredeki faylara stres transferi yaparak ya da seviyesini değiştirerek kimilerinde yükleyip, kimilerinde geciktirmiş olabilir. Özellikle İzmir yarımadası üzerinde kuzey güney yönlü olan fayları önemli ölçüde etkilemiş olabileceğini düşünüyorum. İzmir'in eskiye nazaran deprem bakımından daha hassas hale geldiğini söyleyebilirim" diye konuştu.

MARMARA'DA İKİ FAY KOLU KİLİTLİ

Olası İstanbul depremi ile ilgili olarak son araştırmalar hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Görür sözlerini şöyle sürdürdü:

"Son yapılan bütün araştırmalar Marmara'da iki farklı fay kolunun kilitlendiği yönünde. Bunlardan biri Kumburgaz fay kolu, diğeri de Adaların güneyindeki fay kolu. Bu iki fay kolu kilitli. Yani bu kol üzerinde herhangi bir ciddi deprem olmuyor. Ufak depremler oluyor bu da bizim klik dediğimiz daha yavaş kaymaların sonucu olan küçük depremler. Bunlar da kilitli fay kısmını etkiliyor. Belirli anlamda da stres değişimine neden oluyor. Bu da bizi endişelendiriyor. Şu an çoğu araştırmacılar Marmara'da bu iki fay kolundan birinin kırılması sonucunda minimum 7.2 büyüklüğünde bir deprem olacağını bekliyor. Özellikle Kumburgaz kolunun yani Silivri açıkları ile Yeşilköy açıklarına uzanan 65 kilometrelik fayın kırılmasıyla en az 7.2 büyüklüğünde bir deprem olacağını ama Adaların güneyinden geçen fay hattı kırılırsa en fazla 7 büyüklüğünde deprem olacağını düşünüyoruz. Ancak her ikisinin birden kırılma olasılığı var. Ya aynı zamanda ya da belirli bir zaman aralığından sonra kırılma olasılığı var. İkisi birden kırılırsa İstanbul'da 7.6 büyüklüğünde bir deprem olacak. Farklı zamanlarda olursa kısa zaman içerisinde 7'nin üzerinde iki farklı deprem olacak demektir. Bunun örneği 1766 yılında olmuştur. 1766 yılında 3 ay arayla 2 tane 7'nin üzerinde deprem meydana gelmiş. Dolayısıyla Marmara'daki durum deprem yönünden endişe vericidir"