Tarihçi yazar Murat Bardakçı son yıllarda giderek moda olan astrologların yeni yıl öngörülerini hedefe aldı. Bir dönem Murat Bardakçı'nın beraber program yaptığı gazeteci Fatih Altaylı da son yıllarda astrologlarla yeni yıl konusunda program yapmasıyla öne çıkıyor.

"İnanmayıııııın!" başlıklı bir yazı kaleme alan Murat Bardakçı, astrologları 'modern baklacılar' olarak nitelendirdi.

İşte Murat Bardakçı'nın o yazısı:

Geçen gün sözünü ettiğim ihtimal doğru çıktı; eski senelerdeki bakla atan falcı kadınların zamâne versiyonu olan astrologlar 2021’nin son gününde ekranlara üşüştüler, gazete sayfalarını parsellediler ve yıldız haritalarına bakıp yeni sene hakkındaki kehanetlerini söylediler.

Neredeyse hepsinin ortak fikri, 2022’nin “zor” geçeceği idi...

Önümüzde zor günlerin bulunduğunu bilmek için ne bakla atmaya, ne yıldıznamelere bakmaya ne de “Jüpiter’in eşek burcundan çıkıp katır burcuna girmesi, üstelik Satürn’ün bokluböcek burcunda kalmaya devam etmesi hiç de iyi değildir” gibisinden astrolojik gevelemelere lüzum vardır!

Yayıldıkça yayılan pandeminin hemen sona ermesinin, arada bir uçup giden doların eski düşük seviyelere inmesinin yahut senelerin birikimi olan ve büyüyen anlaşmazlıkların neticesinde ortaya çıkan savaş tehditlerinin bir anda sona ermesi mümkün değildir. Böyle dertlerin halli uzun zamana ihtiyaç gösterir ve dolayısı ile 2022 zor geçecektir.

Bunun böyle olacağını en saftirik güruhun en alığı bile hemen farkeder!

Sosyete falcıları yeni senenin iyi olmayacağını söyleyince basın bir karamsarlığa düştü ki, sormayın! Meğerse 2022 hakkında çok iyi temenniler varmış, herşeyin eskisi gibi güllükgülistanlık olacağına inanılıyormuş ama astrologlar yani falcılar bütün bu ümitleri kırmışlar, hayaller paramparça olmuş ve millet aman nasıl da hüzünlenip karalar bağlamış!

Bu gibi kerameti kendinden menkul teraneleri işitince yapılacak tek bir iş vardır: İnanmamak!

YÜRÜYEN FİNCANLAR, UÇAN MASALAR...

Gençlik senelerinde ispritizma, manyetizma, parapsikoloji vesaire işlerle sadece eğlence niyetine uğraşmış bir kişi olarak bazı hususlara dikkat çekeyim:

1970’lerin İstanbul’u ruhçuluk, ipnotizma, vesaire meraklıları için bulunmaz bir cennetti. Şehrin dört bir tarafında meraklıların kurdukları dernekler vardı ve bazı evlerde de şakır şakır ruh çağırılırdı. Bu işin amatörleri, üzerine parmaklarını koydukları fincanın teşrif eden ruh hazretleri tarafından harekete geçirildiğine inanır ve masanın üzerine dizilmiş harflerin önüne giderek güya birşeyler söylemesini “ruhlar âlemi ile temas” diye görürlerdi. Daha profesyonel gruplar ise medyum kullanırlar, medyum transa girdiği zaman evde birşeyler olur, meselâ ortalığı bir çiçek kokusu kaplar, yahut raflarda duran tabakçanak cinsinden birşeyler şangırşungur düşüp kırılır veya “celse” denen bu toplantılar sırasında etrafında halka halinde oturulan masa kendi kendine hafifçe harekete geçip ayağını yere vurunca “ruhun teşrif ettiği” anlaşılırdı...

Masanın hakikaten hareket ettiğini hissederdik fakat ortada daveti kabul edip de gelen ruh falan yoktu, derin bir konsantrasyon içerisinde bir noktaya yoğunlaştırılan zihinler vasıtası ile meydana gelen ve nasıl olduğunu hâlâ bilmediğimiz fiziksel hadiseler mevcuttu.

Bu işler mükemmel birer salon eğlencesi idi ama gereğinden fazla ciddiye alıp da daha derinlere inmeye kalktığınız takdirde kafayı yemeniz, yani üşütmeniz mukadderdi. Tırlatırdınız!

Derken, celseler için şart olan medyumlar yavaş yavaş azalmaya başladılar; özellikle de “fizikî medyum” denen güçlü medyumların hiçbiri kalmadı!

Bütün bunlar yapılırken toplumun her kesiminin, özellikle de hanımların bitmek tükenmek bilmeyen meraklarından olan fal, hayli rağbetteydi. Nerede ise her mahallede kahve yahut bakla falcıları veya yıldızname okuyan hoca efendiler mebzul miktarda idiler; üstelik bu iş, fal baktırmaya gidenler için bir çeşit terapi idi...

Derken 1980’lere gelindi, Turgut Özal’ın başbakan olup da sistemi değiştirmesinden ve Türkiye’yi dünyaya açmasından hemen sonra ortalığı Batı’dan gelen yeni bir moda sardı: Tarot ve astroloji modası... Bizim geleneksel falcıların yerini alan bu yeni ve modern akımın mensupları iskambil kartlarının boy bakımından daha büyüğü olan Tarot kartlarını masaya serip “Bakalım ne söylüyor?” diyerek güya geleceğinizden haber verir; astrologlar da etrafı karınca duasını andıran burç işaretleri ile doldurulmuş dairelerin içerisine Fisagor’un bile içinden çıkamayacağı kadar karışık geometrik şekiller çizer, bu çizimin yıldız haritanız olduğunu iddia eder ve güya haritayı yorumlayarak istikbâlinizi anlatırlardı...

Bu kadar celse gördüm, masaların havalanmasına, telepatların zihinleri okumasına, çaresiz kadıncağızların büyücülerin önüne servet yığmalarına vesaireye şahit oldum ama geleneksel falcıların, Tarot üstadlarının yahut “astrolog” denen modern baklacıların şimdiye kadar tek bir tahminlerinin bile doğru çıktığını görmedim!

Siz de göremeyeceksiniz; zaten bunların hakikat olmasının hem dünyevî, hem de dinî bakımdan imkân ve ihtimali yoktur, dolayısıyla inanmayııııın!