Oyuncu Erdal Beşikçioğlu, dizilerde rol almanın oldukça yorucu olduğunu belirterek, “Benim gücüm yetmiyor açıkçası iki saatte bir hikayeyi anlatmaya. Gece gündüz sette olmaya gerçekten gücüm yetmiyor.” dedi.

Başarılı oyuncu, Tatbikat Sahnesi’nin 1940’ta Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı öğrencileri için kurulduğunu ancak 1949’da Devlet Tiyatrolarının hayata geçmesinin ardından kapandığını aktardı.

Tatbikat Sahnesi’nde o dönem yer alan isimlerin, Devlet Tiyatrolarına geçtiğine işaret eden Beşikçioğlu, “Devlet Tiyatroları kendi içerisinde profesyonel bir sahne. Okuldan mezun olan bir gencin profesyonelliğe geçiş sürecinde cumhuriyetin kurulmasından Tatbikat Sahnesi’nin kuruluşuna kadar, hiçbir zaman ara bir kurum olmadı. Ara kurum ihtiyacını, gelen hükumetlerin hiçbiri de hissetmedi.” diye konuştu.

 

AA’ya konuşan Beşikçioğlu, Tatbikat Sahnesi’ni yeniden kurduklarına işaret ederek, şu bilgileri verdi:

“(Tatbikat Sahnesi) Kendi içerisinde yaptığı oyunlarla, ülkenin bugünkü konjonktürüne her daim bir parça farklı bakış açısı sundu ve bu bağlamda da 7 yıl kendi repertuvarını oluşturdu. Biz büyük keyif alıyoruz. Bazı oyunları daha önce sahne tecrübesi kazanmamış oyuncu adaylarıyla beraber yapıyoruz. Ustaçırak ilişkisi üzerinden, stajını tamamlamış olanları profesyonel oyuncularla beraber oynadığımız oyunlara yerleştiriyoruz. Tatbikat Sahnesi’nin akademik eğitim süreci de böyle devam ediyor.”

SANATÇI OLMAK

“Tatbikat Sahnesi Akademi”de konservatuvar ders programları üzerinden gençlere eğitim verdiklerini aktaran ünlü oyuncu, sanat dersleri veren okulların Yüksek Öğretim Kurulu’na (YÖK) bağlı olmasını eleştirdi.

Beşikçioğlu, YÖK’e bağlı sanat kurumlarında eğitim alacak genç oyuncu adaylarının yanlış değerlendirilebildiği yorumunda bulunarak, şöyle konuştu:

“Sahne üzerinde oyuncu yetiştirmeniz gerekiyorsa eğer, bunun Hacettepe Üniversitesinin eski durumu gibi yani Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olması gerekiyor. Bir sanatçı yetiştiriyorsunuz ve ‘sanatçı’ dediğiniz zaman, evrensel bir kavramdır bu. Evrensel kavramla da ülkenizi dünya üzerinde temsil edersiniz. YÖK ile bu algı ortadan kalkıyor. Şu anda en büyük dert bu.”

Türkiye’de güzel sanatlar üzerine yeterince okul olmadığını dile getiren oyuncu, okullardaki eğitmenlerin sahne tecrübesi edinmiş insanlar olması gerektiğine vurgu yaparak, “Binlerce kitap var, açar, okuruz ve kendimize göre de bir metot elde edebiliriz. Ama sahne üzerinde bir insan yetiştiriyorsanız tecrübelerinizle beraber o hamuru yoğurmanız gerekiyor. Bunu yapmazsanız olmaz.” değerlendirmesinde bulundu.

Erdal Beşikçioğlu, yaklaşık 12 yılda bin 500’den fazla sahnelediği “Bir Delinin Hatıra Defteri” oyununa ilişkin ise “Her köşede oynamaya çalışıyoruz. Zaten oyunu yapma amacımız da buydu. Bir tane vincimiz olsun ve bu vincin üzerinde de bir ‘deli’ olsun. ‘Gerektiği zaman biz bu vinci köy meydanında da açalım, hikayemizi köy meydanında da anlatalım’ şeklinde kurduğumuz bir oyundu.” ifadelerini kullandı.

Sahneledikleri oyunlarda gişe kaygısı taşımadıklarının altını çizen Beşikçioğlu, “Tatbikat Sahnesi, tabii ki geleneksel Türk tiyatromuzun örneklerini de asla göz ardı etmiyor. Onların varlığını da duyumsuyor ama dünyanın konjonktürüne göre belirlediğimiz bir bakış açımız var.” dedi.

Sanatçı, önceki yıl sonunda sahneye koydukları, izleyicilerle farklı illerde buluşmaya devam eden “Nina – İçi Doldurulmuş Martıların Hassasiyeti” adlı oyuna da değinerek, oyunda ana fikir olarak devrimlerin hiçbir zaman bir sonuca varmadığını anlatmak istediklerini söyledi. Bu yıl yeniden izleyiciyle buluşturacakları “Cehennem” adlı eserin ise sosyal medyanın nasıl hastalıklı bir şekilde kullanıldığıyla ilgili aydınlatıcı bir oyun olduğunu kaydetti.

Toplumun sosyal meselelerini farkındalık olması açısından oyunlarda görünür kılmaya çalıştıklarına dikkati çeken ünlü oyuncu, mart ayında Zeytinburnu’nda Tatbikat Sahnesi’nin yeni bir şubesinin açılacağını aktardı.

Erdal Beşikçioğlu, sinemada da birkaç yeni proje hazırlığı içinde olduğunu, nisan ayında çalışmalara başlayacaklarını ifade etti.

Televizyonda yayımlanan dizilere de değinen sanatçı, dizilerde rol almanın oldukça yorucu olduğunu dile getirerek, “O kadar insanın, televizyon şartlarında o inanılmaz işleri çıkarttığını görünce, bu enerjiyi kutlamaktan başka bir şey yapamıyorum. Benim gücüm yetmiyor açıkçası iki saatte bir hikayeyi anlatmaya. Gece gündüz sette olmaya gerçekten gücüm yetmiyor. O yüzden sistem hala kendi içerisinde benim rahat çalışabileceğim bir durumda değil.” ifadelerini sözlerine ekledi