Yunan Simerini gazetesi, askeri kaynaklarına dayandırdığı bir haberanalizde, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'i kontrol etmek amacıyla Kuzey Kıbrıs'ta yeni bir Özel Görev Gücü oluşturacağını iddia etti. Plan kapsamında Karpaz'da kurulacak deniz üssüne firkateynler, korvetler ve deniz uçaklarından oluşan Yüksek Hızlı Taarruz Grubu konuşlandırılacağı; buna ek olarak da denizlerin ve hava sahasının gözetlenmesi için radarlar, sensörler, modern bilgi toplama araçları ve füze sistemleri kurulacağı belirtiliyor. “Türkiye'nin deniz üssünü iki yıl içinde tamamlamak için yeterli imkanı var.” denilen haberde, “Bu şartlar altında, Karpaz Yarımadası'nın geri alınması davası kesin olarak silinecektir.” ifadeleri kullanılıyor.

Kıbrıs’taki bir deniz üssünün etki alanını gösteren harita

'TÜRK GÖLÜ MANTIĞI PEKİŞİYOR'

Simerini'de Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Yannos Charalambidis tarafından kaleme alınan haberanaliz, şöyle devam ediyor:

“Aynı askeri kaynaklara göre Karpaz'daki Türk deniz üssü;

Türklerin Karpaz'da kurmayı planladıkları deniz üssü, Süveyş Kanalı'ndan Ceyhan'a uzanan stratejik eksen üzerinde kontrol sağlıyor. Aynı zamanda Ankara'ya, Süveyş'ten Libya bölgesine ve oradan Cebelitarık'a, Ege'ye ve oradan da Çanakkale Boğazı, İstanbul ve Karadeniz'e uzanan üç ana deniz yolunda kontrol imkanı veriyor.

1) Marmaris'ten başlayıp İskenderun'da biten 'Türk gölü' mantığını pekiştiriyor.

2) Bölgenin Bakü bağlantısı, doğal gaz geçişi ve Türkiye'nin Suriye'deki askeri tasarımları dikkate alındığında, Süveyş'ten İskenderun'a giden kanalı tüm gücüyle kontrol ediyor. Burası gelecekte Arap ülkelerinden gelen petrol ve doğal gaz boru hatlarının da çıkış güzergahı olabilir. Suriye'de savaştan önce bu tür tasarımlar vardı.

3) Tartus'taki Rus Üssü'nün modernizasyonu düşünüldüğünde, Suriye kıyılarıyla ilgili stratejik bir hamle teşkil ediyor.

4) Bir yanda Ege'ye, diğer yanda Suriye ve daha geniş bir Ortadoğu coğrafyasına etki eden Geçitkale Üssü ile bağlantılı olduğu için hava kontrolünü pekiştiriyor. Askeri kaynakların da belirttiği gibi, Geçitkale'deki üssün, Türklerin uzun menzilli füzeleriyle süpersonik bir karakter kazanması ve 'Kızılelma' gibi dronları için gelecekte bir park alanı olması şaşırtıcı değil.”

Karpaz'da kurulacak Türk deniz üssünün bölgedeki enerji kaynakları ile doğrudan ilişkili olduğu kaydedilen analizde, “Türkiye'nin bu hamleleri İsrail ve Mısır'ın çıkarlarına aykırıdır. Çünkü Ankara 'Mavi Vatan' kavramı üzerinden tam egemenlik istiyor. Bölgesel güçler arasındaki rekabet yarışında Türkiye'nin güçlenmesi, hem Tel Aviv'de hem de Kahire'de endişelere neden oluyor.” iddiasında bulunuluyor.

ÜÇ DENİZDE HAKİMİYET

Yazar, kapsamlı analizinde Karpaz Deniz Üssü hamlesinin sonuçlarıyla ilgili de şu çıkarımlarda bulunuyor:

  • Kaybedilen sadece Karpaz değil, Ada'yı askersizleştirme hedefi de sona eriyor. Bu durumda iki başlı bir devlet olacağız. Kıbrıs güvenlik sistemi ise Türkiye'nin kontrolünde kalacak. Çünkü, NATO içinde ve dışında her türlü tehdide karşı bölgede bir silahlı kuvvetlere sahip olacak ve petrol ve doğal gazın yanı sıra boru hatlarının da güvenliğini sağlayacak.
  • Ankara, Balkanlar'dan Ortadoğu'ya kadar uzanan geniş jeostratejik alanda Kıbrıs ve Yunanistan'a yönelttiği tehditlerinin sadece seçimlerden kaynaklanmadığı, 2023'ten sonra Erdoğan'ın veya Kemalistlerin iktidara gelmesine bakılmaksızın planın devam edeceği görülüyor. Kıbrıs bölgesinin tam kontrolü; Ege'de olabilecekler konusunda veya Meis'e yönelik bir krizde Ankara'ya hareket alanı kazandırıyor. Kıbrıs'ta bir deniz üssünün varlığı, Yunanistan'ın caydırıcılık kapasitesini de zayıflatıyor.
  • Türk politikası teorik değildir. Meis'te, Ege'de, TürkiyeLibya muhtırası ile Girit'in ötesinde ve Karpaz'da olduğu gibi, savaş endüstrisinin büyütülmesi yoluyla pratiğe yansıtılmaktadır.
  • Ankara, revizyonist bir strateji temelinde jeopolitik verileri ve silahlanma yarışını tersine çevirme niyetinin mesajını veriyor. Erdoğan'ın ana siyasi destekçileri ise Kemalistlerdir.