Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi Başkanı Cihat Yaycı, Mısır ile Türkiye'nin ortak menfaatleri açısından yakın gelecekte masaya oturmasının muhtemel olduğunu belirterek, "Mısır, Türkiye ile uluslararası hukuk prensipleri doğrultusunda bir sınır anlaşması imzalarsa çok daha fazla deniz alanı kazanabilir." dedi.

Yaycı, Türkiye ve Mısır'ın ekonomi, güvenlik, deniz yetki alanları başta olmak üzere bir çok alanda ortak menfaatlerinin bulunduğu potansiyel iş birliği alanları olduğunu söyledi.

Mısır'ın Doğu Akdeniz'de hidrokarbon çalışmaları için çıktığı ihalede Türkiye'nin kıta sahanlığını dikkate alarak bir sınır çizmesinin iyi ilişkiler kurulması niyeti olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Yaycı, "Yunan hak iddiasında 18. parselin Yunanistan münhasır ekonomik bölgesinde kalmasına rağmen, bizim öngördüğümüz sınırlara göre bu parselin Mısır münhasır ekonomik bölgesinde kalması da Mısır'ın bizimle bir anlaşma yapması dahilinde kazançlı çıkacağının göstergesidir. Mısır ile Türkiye'nin ortak menfaatleri açısından yakın gelecekte masaya oturması muhtemeldir." diye konuştu.

Yaycı, Mısır gibi büyük kıyı uzunluğuna sahip bir ülke ile GKRY arasında 2003'te yapılan anlaşmada uluslararası hukukun orantılılık prensibine uyulmadığını vurgulayarak, "Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yerine Türkiye ile bir sınırlandırmaya giderse 11 bin 500 kilometrekare daha, yani Kıbrıs Adası yüzölçümünden fazla, deniz alanı kazanacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Yunanistan'ın Mısır ile deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması imzalaması durumunda Mısır'ın 15 bin kilometrekare deniz alanı kaybedeceğine dikkati çeken Yaycı, şöyle devam etti:

"Öte yandan, Mısır Türkiye ile uluslararası hukuk prensipleri doğrultusunda bir sınır anlaşması imzalarsa çok daha fazla deniz alanı kazanabilir. Mısır ve Türkiye'nin hak ve menfaatleri aynı noktaya çıkmaktadır. Doğu Akdeniz'de en uzun kıyı şeritlerine sahip ülkeler olan Mısır ve Türkiye'nin anlaşma yapması önemli ve gereklidir. Böylelikle, iki devlet hak ettikleri büyüklükte deniz yetki alanına ve dolayısıyla enerji kaynaklarına sahip olacaklardır. Türkiye ile Mısır, aralarında geliştirecekleri iyi ilişki ve iş birliği sayesinde Doğu Akdeniz ve dünya enerji piyasasında etkili güç olacaklardır."

"ANLAŞMA DURUMUNDA TÜRK ŞİRKETLERİ MISIR SULARINDA HİDROKARBON ARAYABİLECEK"
Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Öğretim Görevlisi Muhammed Süleyman Al-Zawawy de Doğu Akdeniz'de olası Türkiye-Mısır ittifakının iki ülke için yeni kapılar açacağını belirterek, "Türk şirketleri Mısır sularında hidrokarbon aramaları için ihalelere katılabilecek. Bu durumda kimse enerji pazarından aslan payını alan Batılı şirketlerle adaletsiz kontratlar imzalamak zorunda kalmayacak." dedi.

Mısır'ın, teknolojide bölgesel bir güce dönüşen Türkiye ile iş birliğine gitmesinin önemine işaret eden Al-Zawawy, bu kapsamda Türkiye'den enerji teknolojilerinin ithal edilebileceğini söyledi.

Al-Zawawy, iki ülke arasında beklenen anlaşmanın Türkiye, Mısır ve Libya'nın deniz sınırlarını ihlal eden EastMed Doğalgaz Boru Hattı Projesi'ni de aksatacağına dikkati çekerek, "Kahire'nin son 10 yılda Doğu Akdeniz'de kurduğu ittifakları değiştirmesi bölgedeki tüm denklemi yeniden şekillendirebilir. Hatta İsrail, Güney Kıbrıs Rum yönetimi ve Yunanistan'ın Doğu Akdeniz gazını İtalya üzerinden Avrupa'ya ihraç etmek için planladığı 6 milyar dolarlık boru hattı projesi sebebiyle Mısır'ın bölgedeki politikasında bir değişme olduğunu söyleyebiliriz." değerlendirmesinde bulundu.

Bu durumda, boru hattına ortak olmayan Mısır'ın önünde iki seçenek kaldığını aktaran Al- Zawawy, LNG terminallerinde sıvılaştırdığı gazı tankerlerle Avrupa'ya taşıma seçeneğinin maliyetli olduğunu ve Mısır'ın enerji merkezi olma hedefini engelleyeceğini ifade etti.

Al- Zawawy, diğer seçeneğin ise Mısır gazını Ürdün, Lübnan ve Suriye üzerinden Türkiye'ye ulaştıracak Arap Doğalgaz Boru Hattı Projesi olduğunu belirterek, "Bu seçenekle Mısır hem büyük bir enerji tüketicisi olan Türkiye'ye hem de Türkiye üzerinden Avrupa'ya gazını iletebilir. Söz konusu hattın önünde başka engeller olsa da Ankara ve Kahire bu seçeneği değerlendirmek için birlikte çalışmalı." diye konuştu.

Öte yandan, Mısır'a karşı İsrail'in enerji sektörünü destekleyen Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Mısır'a büyük bir darbe vurduğunu dile getiren Al-Zawawy, şunları kaydetti:

"BAE, Süveyş kanalını baypas ederek İsrail'in Aşkelon Limanı ile Körfez'i birleştiren bir hat üzerinde İsrail ile anlaştı. Ancak bu hızlı dönüşümler nihayetinde Kahire ve Ankara'nın önderliğinde yeni bir eksen oluşumunu destekleyecektir. Yine de Mısır'ın isteklerine karşın birçok dış etken mevcut. Mısır, bölgedeki hidrokarbon aramalarını Batı teknolojisine bağımlı olarak yürütürken, Türkiye yabancı şirketlerin taahhütü altına girmekten ziyade kendi imkanları ve yeteneklerini kullanıyor."