"Parlatılan bir 'yıldız', bir 'puzzle' ve Kılıçdaroğlu" başlıklı köşe yazısında Candaş Tolga Işık'ın geçmişte yazdıkları ve FETÖ'cülerle yakın temaslarına dikkat çeken Celal Eren Çelik, Kılıçdaroğlu'nun Işık‘ın programınına katılmayı 'tercih' etmesini sorguladı. 

Çelik, "Kılıçdaroğlu 'Dostları' noktasında yaptığı 'Tercihlerin' gereğini ve 'misyonu' gereği üzerine düşenleri yapıyor… Ve o misyon AKP iktidarının yerine geçmek falan değil bizatihi bu iktidarın meşru zeminde devamını sağlamak. Siz hala Kılçdaroğlu’nun 'TERCİHLERİNİN' muhalefet olduğunu mu sanıyorsunuz yoksa?" ifadelerini kullandı. 

Celal Eren Çelik'in yazısı şöyle:

Şimdi sizlerle bir “Puuzle” tamamlayacağız…O nedenle yazımızı okurken parçaların etrafa saçıldığını, dağıldığını, birbiri ile alakasız olduğunu düşünmeyin. Zira her bir yazdığımız parça “Puzzle”ın bir diğer parçasını tamamlayacak…

O zaman haydi başlayalım efendim…

***

Tarih yaprakları 10 Kasım 2009’u göstermektedir…

Tüm Türkiye Ulu Önder,Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıl dönümünde bir kez daha hüzne ve kedere boğulmuş, yasını tutmaktadır…

Tam da o gün Türkiye’nin en çok okunan gazetelerinden birisinde bir köşe yazısı yayınlanacaktır…

”Bugün 10 Kasım 2009

 Çok anlamlı bir gün!

***

Birinci Varna Zaferi’nin 565’inci yıldönümü…

Varna Zaferi deyip geçmeyin…

Bizans’ın, Balkanlardan ve Avrupa’dan ümidini kesmesine, yıkılacağı günleri beklemesine sebep oldu; İstanbul’un fethine zemin hazırladı. 

***

Bugün 10 Kasım 2009 Kırklareli’nin kurtuluşunun 87’nci yıldönümü…

Kırklareli’nin kurtuluşu nedeniyle başlayan “Kurtuluş Futbol Turnuvası” dün sona erdi.Bugün dereceye giren takımlara ödülleri verilecek.

***

Bugün 10 Kasım 2009

81 yıl önce bugün Hirohito Japonya’nın 124’üncü imparatoru oldu.”…

gibi ifadeler ile devam eden bu köşe yazsısında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili tek satır olmadığı gibi köşe yazsısı şu ifadeler ile noktalanmaktadır:

“Bugün 10 Kasım 2009

71 yıl önce bugün yani 1938’de Türkiye’de ulusal yas ilan edildi.

Niye mi?

Boş verin.

“Ölenle ölünmez.”

Ha ufak da bir “uyanıklık” vardı yazıda alta bir not iliştirilmişti: Tırnak içindeki kelimelerin dönemin Meclis Başkanı ve TBMM Başkanı’na ait olduğu belirtiliyordu… 

***

Tarih yaprakları 19 Ocak 2007 göstermektedir… 

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink bir suikast sonucunda hayatını kaybediyor, daha sonra bu suikastın arkasında pek çok “Derin ilişkinin” yattığını Türkiye öğreniyordu…

3 Temmuz 2011’de yapılan Şike Operasyonu’nun nasıl bir kumpas olduğu daha sonra ortaya çıkıyordu…

İşte tüm bu kumpaslarda, suikastlarda ön plana çıkan, bu derin ilişkilerinden ve kumpaslardaki sorumluluğundan ötürü tutuklanan kişi aynıydı: Dönemin Emniyet İstihbarat Dairesi C Şubesi Müdürü olan, FETÖ’nin meşhur Ergenekon ve Balyoz kumpas davalarının “mimarı” olan Ali Fuat Yılmazer…

Hatta bakınız aynı Ali Fuat Yılmazer şike kumpası ile ilgili 2018’de tutuklu olarak yargılanırken FETÖ’yü hangi ifadeler ile savunuyor:

“Tüm meslek yaşamım dini motifli terör örgütleri üzerine olmuştur. Fetullah Gülen grubu terör örgütü değildir. 15 Temmuz’un delillerine vakıf değilim. O faaliyet terör faaliyetidir ama kimin yaptığına dair çok ciddi şüphelerim var.”

***

15 Temmuz Darbe girişimi olmamış…Ülkede FETÖ cirit atıyor, en güçlü oldukları dönem.Adeta FETÖ ile AKP kolkola ülkeyi beraber yönetiyorlar…

İşte o dönemde FETÖ’nün medyada en çok sevdiği isim, kendilerine güzelleme üzerine güzelleme yapan,Pensilvayna’da “Hocaefendiyi” özel olarak ziyaret eden, kalemini FETÖ için kılıç gibi kullanan, ekranlarda Fethullah Gülen övgüleri düzen hatta 17/25 Aralık sonrasında FETÖAKP çıkarları ters düşüp çatışmaya başlayınca FETÖ’den yana safını en net biçimde ortaya koyan Nazlı Ilıcak…

İşte o Nazlı Ilıcak ile FETÖ’nün BalyozErgenekon kumpaslarının “Mimarı” istihbaratçı polis şefi Ali Fuat Yılmazer görüşüyorlar, yemekler yeniyor, röportajlar yapılıyor. FETÖ’nin polis şefi Nazlı Ilıcak tarafından parlatılıyor,”Operasyonel” haberler yapılıyor…

Devam edelim “Puzzle” parçalarını yazmaya efendim…

***

Tarih yaprakları bu kez 2012 yılının Ekim ayını göstermekte…

Şimdilerin “FETÖ Firarisi” olan Akın İpek‘in satın aldığı KANALTÜRK‘e yapılan bir “Transfer” ve başlayacak yeni bir program özellikle FETÖ medyası tarafından parlatılmaya başlanıyor…

O program ve “Transfer” o dönem çok konuşuluyor… Programı yapan isim iyice “Yıldızlaştırılıyor”.

Devam edelim…

 ***

Bu kez sizlerle 2012 yılının Kasım ayına gideceğiz…Yani KANALTÜRK‘teki o “Transferin” parlatılma operasyonundan sadece 1 ay sonraya…

Enver Aysever‘in o dönem CNN Türk‘te yapmış olduğu AYKIRI SORULAR programında konuk ünlü inşaatçı,iş adamı Ali Ağaoğlu…

Enver Aysever “Aykırı” biçimde, bodoslama soruyor: “Medyada beslediğiniz gazeteciler var mı?”

Ali Ağaoğlu hiç duraksamadan cevap veriyor: “Evet var… ” Ve bir de isim veriyor. Ağaoğlu bu isim için “Dostumdur” demeyi de ihmal etmiyor…

***

Tarih yaprakları 2016 tarihini göstermekte…

Beşiktaş Kulübü sıkıntılı bir dönemden geçiyor bu arada Fikret Orman başkanlığında kulüp yeni bir yapılanmaya gidiyordu. İşte tam da bu tarihlerde Başkan Fikret Orman’ın listesine 38 yaşında genç bir gazeteci önce yedek listeden, sonra asil yönetim kurulu üyesi olarak giriyor Beşiktaş’ın “İLETİŞİMDEN SORUMLU” Yönetim Kurulu Üyesi oluyordu.

Sonra bu isim 2020 yılına kadar bir daha o koltuktan hiç kalkmayacaktı…

***

Medya dünyasında “Parıl parıl” parlayan ve “Parlatılan” bir genç gazeteci “KADA” sına göre dergi çıkartmaya başlayacaktı…”FİT” adamdı kendisi “FİTBOL”u da çok sevdi,TARİH de bir başka merakı olunca bir de bakmış elinde 3 dergisi birdfen olan bir medya patronuna dönüşmüştü.

Bu arada yerel seçimler sonrası İBB seçimlerini Ekrem İmamoğlu kazanınca bu “Parlak” gazetecimiz de Ekrem Bey ile samimiyeti geliştirmiş,Ekrem Bey de sık sık bu gazetecimize açıklama yapar hale gelmiştir.

 ***

Ve efendim gelelim Kılıçdaroğlu’na…

Kemal Kılıçdaroğlu geçtiğimiz günlerde HABER GLOBAL’de Candaş Tolga Işık’ın sunduğu AZ ÖNCE KONUŞTUM isimli programa konuk oldu.

Arkasından Muhafazakar İmam Hatipliler Derneği yönetimi ile ZOOM uygulaması üzerinden bir araya geldi.

Bugün de DEVA PARTİSİ’ni ziyaret edip Ali Babacan ile buluştu.

“EE,ne var bunda kardeşim?” derseniz iki dakika müsaadenizi isteyelim…

***

Şimdi efendim başlayalım “Puzzle” parçalarını toplamaya…

10 Kasım 2009 tarihli Atatürk’ün adının dahi anılmayıp, yazının sonunda da “Ölenle ölünmez” denilen yazı vardı ya? İşte o yazıyı Posta Gazetesi’ndeki köşesinde kaleme alan isim Candaş Tolga Işık‘tı.

Hrant Dink’in öldürülmesinde parmağı olan,BalyozErgenekon3 Temmuz kumpaslarının “Mimarı”, FETÖ’nün en önemli polis şeflerinden Ali Fuat Yılmazer ile Nazlı Ilıcak’ın yemeklerinden, röportajlarından bahsetmiştik ya.. İşte Nazlı Ilıcak ile Ali Fuat Yılmazer’i tanıştıran da, o yemeklerde, o röportajlarda bizzat bulunan isim de Candaş Tolga Işık‘tı…

FETÖ firarisi Akın İpek’in kanalı KANALTÜRK’e “Transferi” sonrası medya tarihinin en büyük “Parlatma” operasyonlarından birisi ile “Yıldız” haline getirilen ve kanal FETÖ’den kapatılana kadar burada “BUNU KONUŞALIM” programını hazırlayıp sunan isim de Candaş Tolga Işık’tı…

Hani Ali Ağaoğlu’nun Enver Aysever’in Aykırı Sorular programında “Beslediğini” söyleyip ismini verdiği gazeteci de Candaş Tolga Işık‘tı…

Beşiktaş da “Yedekten” girdiği listede asil yönetim kurulu üyeliğine getirilen de Candaş Tolga Işık‘tı,3 dergi ile medya patronu olan da…

***

İşte efendim memlekette başka gazeteci, başka programcı kalmamış gibi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gitti bu Candaş Tolga Işık‘ın programına katıldı…

Ne sosyal medyada izlendi bu program,ne AB ve TOTAL’de ilk 10’a girebildi…

Pek, bu ülkede röportaj verecek başka gazeteci mi kalmamıştı? Yoksa Kılıçdaroğlu gayet “Stratejik” bir tercih mi yapmıştı?

Sorunun cevabı “Görmek isteyen gözler” ve “İdeolojik körlük” hastalığından muzdarip olmayanlar için gayet açık aslında : Kılıçdaroğlu bir “Tercih” tavrı koydu önümüze ve aslında işin tam da bu kısmı önemliydi.

Ve o “Tavrın” gereği olarak da sonrasında Muhafazakar İmam Hatipliler Derneği yöneticileri ile ZOOM üzerinden bir araya geldi, yöneticilerin birisi saygısızca karşısında elmaarmut soyup yedi, CHP Genel Başkanlığı makamını rezil etti, sonrasında da bugün gitti AKP döneminde ortak olduğu bütün hataları “Memlekete önemli hizmetleri vardır” diyerek tek cümle ile temize çektiği Ali Babacan ile görüştü.

Kılıçdaroğlu “Dostları” noktasında yaptığı “Tercihlerin” gereğini ve “misyonu” gereği üzerine düşenleri yapıyor… Ve o misyon AKP iktidarının yerine geçmek falan değil bizatihi bu iktidarın meşru zeminde devamını sağlamak.

Siz hala Kılçdaroğlu’nun “TERCİHLERİNİN” muhalefet olduğunu mu sanıyorsunuz yoksa?