ÖMER GÖYCE

ABD merkezli New York Times, 2001 yılında El Kaide'nin Afganistan'ın Celalabad kentindeki bir labaratuvarda 'kimyasal siyanür türevi gaz' ürettiğini yazdı. Ayrıca Mezarı Şerif'te de kimyasal silahlar üreten tesislerin varlığından söz edildi. 7 Ekim 2001'de Afganistan'a yönelik başlatılan ABD işgâlinde, küresel medya 'kimyasal silahlar' yalanıyla kamuoyuna 'cambaza bak' denilecek, yapılan katliamlardan hiç bahsedilmeyecekti bile.


'HİÇ BULAMAYACAĞIMIZ DÜŞMANI ARAMAYA GİTTİK'


Afganistan'ın işgâlinde yer alan bir Amerikan askeri yetkilisi ise, "Oraya hiç bulamayacağımız bir düşmanı aramaya gittik." diye konuşacaktı. Ne ABD tarafından başına ödül konulan Usame Bin Ladin, ne de New York Times'ın yazdığı 'kimyasal silah tesisleri' bulunacaktı. Olan Afgan halkına olacak, Washington'un büyükleri ceplerini dolduracaktı. Milyonlarca Afgan genci ya ölecek ya da uyuşturucu bataklığına sağlanacaktı. 
2003'te Irak'ın işgâlinden önce İngiltere Başbakanı Tony Blair, ülkesini Saddam Hüseyin'in elinde 'kimyasal silahlar olabileceği' yönünde uyarıyordu.
Rafid Ahmed Alwan elCenabi isminde bir Iraklı ise, 1995 yılında ülkesinden kaçarak CIA ve Alman istihbaratına Saddam'ın elinde biyolojik ve kimyasal silahlar bulunduğunu söyleyecekti. ElCenabi'nin 'kimyasal silah' düzmecesi, ABD'nin Irak'ı işgâl gerekçesinin başında geliyordu. Hür dünyanın lideri oğul Bush, Iraklıların Saddam Hüseyin'in şiddetine maruz bırakılmasına izin vermezdi ne de olsa!


BLAIR ÖZÜR DİLEDİ 'AMA'...


Sonuçta Irak'ta 1.2 milyon sivil hayatını kaybetti. Yüz binlerce Iraklı, ABD askerlerinin insanlık dışı işkencelerine maruz bırakıldı. ElCenabi 'kimyasal silah' yalanını ürettiği için pişman olmadı ama İngiltere Başbakanı Blair "Irak Savaşı'ndaki hatalardan dolayı özür dilerim." dedi. Blair'in bahsettiği hatalar 1.2 milyon sivilin yaşamını sebep oldu. Ebu Gureyb hapishanesindeki fiziksel, cinsel ve psikolojik işkenceler 'insanlığın kara lekesi' tarihe olarak geçti. Batı'nın savaş suçlarının kimse bahsini bile açmadı. İngiltere Başbakanının ağzından "Aldığımız istihbaratın yanlış olmasından dolayı özür diliyorum ama..." sözleri döküldü. Emperyalizmin efendileri "ama" diyerek, peşine taktıkları bir yığın hayalî varsayımlarla işgâllerini, katliamlarını, iğrençliklerini haklı çıkarıyorlardı.


SURİYE'YE DÖRT KOLDAN SALDIRI


Batı'nın azı dişlerinden nasibini alanlardan biri de Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad idi. Toprağına ve bağımsızlığına göz diken küreselci akbabalara karşı kıyasıya savaşım veren Esad'a 2017 yılında halkına karşı kimyasal silindir bombası kullandığı iftirası atıldı. Aynı anda Birleşmiş Milletler de, Suriye'de yirmiden fazla kimyasal saldırı düzenlendiğini öne sürecekti. Al Jazeera ve BBC gibi psikolojik kanallardan kurgu görüntüleri dünya kamuoyuna peş peşe servis edildi. O esnada ABD ve Koalisyon güçleri pilotları hangardaki uçaklarına bombalarını yerleştiriyorlardı.
Batı'nın kimyasal silah tezgâhıyla tanışan Suriye Devlet Başkanı Esad, "Saldırıya bahane yaratmak için bütün hikâyeyi uydurdular." diyecekti.
Kurgu görüntüler, sözde insan hakları aktivistleri, Beyaz Baretler, sivil toplum örgütleri, terör grupları, propagandist gazeteciler dört bir koldan Suriye'yi saracaklardı.
Suriye'ye emperyalist saldırının üzerinen 11 yıl geçti. Kimyasal silah bulunamadı. ABD, kara gücü YPG/PKK''yı Suriye'nin kuzeyinde petrol kuyularının başına dikti. Washington yetkilileri orada terör devleti kuracakları üzerine ant içtiler.
Ancak gelinen noktada Beşar Esad, Colin Powell'in dayattığı bölünme plânını reddetti. Halkı ve ordusuyla birlikte ABD ve PKK/YPG'ye karşı hâlâ savaşıyor.


YALANIN KAYNAĞI YİNE İNGİLTERE


Bugün Rusya'nın NATO kuşatmasına karşı Ukrayna'ya başlattığı askerî operasyonun henüz 15'inci gününde bile onlarca yalanla karşılaşıldı. Sokaklara serilen 'sözde cesetler', üzerlerindeki örtüyü kaldırıp kameralara gülümsedi. Video oyunları 'bombalama' görüntüleri diye servis edildi. Makyajlı 'savaş mağdurları', dünya kamuoyunun duygularını istismar etti. Rusya Dışişleri bakanı Lavrov, Ukrayna'da savaş edebiyatı yapan ve sivil ölümlerin yaşandığını iddia eden batılı gazetecilere "Siz hiç Libya'da, Irak'ta ve Suriye'de Amerikalılara bu soruyu sordunuz mu?" yanıtını veriyordu.
Rusya'nın Ukrayna'ya askeri operasyonu adım adım nihaî hedefine ulaşırken, bugün İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, CNN televizyonuna verdiği demeçte, Londra'nın Ukrayna'da 'kimyasal silahların kullanılması ihtimali konusunda endişe içinde olduğunu' söylüyor.
Ukrayna'da biyolojik labaratuvarı ifşa olan Batı'nın etekleri tutuşmuş gözüküyor. Günlerdir Rus ordusunun 'ilerleyemediği' yönünde yayınlar yapan batılı medya, bir yandan da sözde 'saldırı' görüntüleri paylaşıyor.


DİKKAT! KAMUOYUNU DEVŞİREBİLİRLER


Aklı başında ve dünya nüfusunun çoğunluk sahibi olduğu devletlerin desteğini alamayan ABD ve ortakları, Ukrayna'da da 'kimyasal silah' tiyatrosunu sahneleyebilir. Bu yolla Rusya'ya karşı yaptırım uygulamayan devletlere de aba altından sopa gösterebilir. Moskova bürokratlarının çok iyi bildiği bu senaryonun uygulamaya konulması hangi sonuçlara yol açar tartışılır. Ancak bilinen bir gerçek varsa, o da artık dünyanın Batı'nın 'köhnemiş entrikalarına' artık inanmayacağıdır. Kaldı ki ABD'nin başını çektiği emperyalist hırsları en yakından tanıyan Putin için böyle bir yola başvurmak, Washington açısından yeni bir 'Stalingrad Faciası' olabilir. 

Aydınlık