Foreign Policy'de yer alan makalede, 'ABD'nin Türkiye ile ortaklığının maliyetleri faydalarına ağır basmaktadır' denildi.
CANSU YİĞİT

Erdoğan'ın stratejik duruşunun neo-Osmanlıcı mı pan-İslamcı mı olduğu yönünden tartışılmasının anlamsız olduğu belirtildi: 'Önemli olan Türkiye'nin Batı ile çok az çıkar veya değer paylaşan bir devlet olmasıdır'

ABD Başkanı Joe Biden'ın sözde Ermeni soykırımını tanıyan açıklaması Türkiye'de olduğu kadar ABD'de de tartışılıyor. ABD basını kararın Türkiye ile ilişkileri nasıl etkileyeceği ve Türkiye'nin olası hamleleri üzerinden ele alırken ABD Dış Politikası'nda etkili yayın organlarından Foreign Policy'de çarpıcı bir analiz yayınlandı. 

Trump yönetiminde Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Dairesi'nde görev yapmış olan Andrew Doran tarafından kaleme alınan makalede, Türkiye'nin ABD'nin doğal müttefik olmadığı belirtildi.

ABD Türkiye ilişkilerini ABD-Sovyetler Birliği ilişkilerine benzeten Doran, eski ABD Başkanı Franklin Roosevelt'in Nazilere karşı “Köprüyü geçene kadar şeytanla el ele tutuştuğunu” ve sonrasında Sovyetlerle yollarını ayırdığını hatırlattı: “Bugün, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden çok sonra, Washington’un elleri hala diğer tatsız müttefiklerle tutuşuyor. Bunlardan biri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türkiye. Soğuk Savaş, Türkiye ile stratejik ortaklıklığı mantıklı hale getirse de ve bugün hala NATO'nun bir parçası olsa da Türkiye, ABD'nin doğal bir müttefiki değildir.”

'ORTAKLIĞIN MALİYETİ FAYDASINDAN FAZLA'

Doran, yazısında Batı için en büyük tehdidin Türkiye olduğunu söylüyor: “Son yüzyıldaki tutarlı üç Ortadoğu gücünden (Türkler, Persler ve Araplar) Batı için tarihsel olarak en büyük tehdidi oluşturan Türkiye'dir. Bu, kısmen coğrafi konumundan ama aynı zamanda modern çağa kadar devam eden Orta Avrupa'ya kadar yayılan imparatorluk genişlemesinden kaynaklanıyor.” 

Erdoğan'ın bugünkü stratejik duruşunun neo-Osmanlıcı, pan-İslamcı veya etno-üstünlükçü olup olmadığı çerçevesinde tartışıldığına dikkat çeken Doran'a göre bu anlamsız bir tartışma: “Önemli olan Türkiye'nin Batı ile çok az çıkar veya değer paylaşan ve her gün daha da kötüleşen bir devlet olmasıdır. Ortaklığın maliyetleri faydalarına ağır basmaktadır.”

ABD'nin üst üste yenilgiler alıp gerileme sürecine girdiği Ortadoğu'dan geri çekilme sürecini “Ortadoğu'daki aşırı genişlemesine son verme” diye sunan Dorian, “Bugün Türkiye, 20 yıl önceye göre ABD için jeostratejik önemi kalmayan dünyanın bir bölgesindeki bölgesel bir güçtür” diye yazdı. 

PUTİN-ERDOĞAN İŞBİRLİĞİ

"Türkiye'nin Suriye'de İslamcıların kontrolündeki bölgelere silah sevkıyatı, gazetecilerin hapsedilmesi, Rusya'dan S-400'lerin alınması ve çeşitli çatışma bölgelerinde vekil güçleri kullanması ile Erdoğan'ın giderek artan otoriterliği" olarak nitelediği gelişmelerin, ABD ile Türkiye arasındaki gerginliği giderek daha fazla artırdığını yazan Doran, şu çarpıcı örneği vermekten de çekinmedi: “ABD-Türkiye ayrımı, Washington'un IŞİD'i yenmek için desteklediği Kürtlerin çoğunlukta olduğu Suriye Demokratik Güçleri, Türkiye'ye saldırınca iyice ayyuka çıktı.” 

“ABD ile Türkiye'nin farklı çıkarlarına daha fazla kanıt gerekirse Erdoğan'ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e sempatisinden başka bir yere bakmayın” diyen Doran, Suriye, Libya ve Güney Kafkasya'daki farklı çıkarlara rağmen, Türkiye ve Rusya'nın pragmatik bir ilişki sürdürdüğünü ifade etti. 

'YARA BANDINI KOPARMAK GİBİ'

ABD'nin Türkiye ile süregelen ortaklığının Ankara'ya ABD'nin sözde Ermeni Soykırımı'nı tanımasına karşı veto gücü verdiğini söyleyen Doran, ABD'nin sözde soykırım karşısındaki sessizliğinin ahlaki güvenilirliğini baltalamasının yanı sıra zayıflığını da yansıttığını ileri sürdü. Doran, ABD'nin sözde soykırımı tanımasını “yara bandını koparmak” olarak nitelendirdi, “Yani bir an için canını yakacak, ancak kısa süre sonra iyileşecek” diye yazdı. 

Aydınlık