Duyu organları çalışan bir adama sormayı bırakın, duyu organları iflas etmiş bir adama bile sorsanız HDP’nin terör odağının merkezi olduğunu ifade eder. Türkiye’de aklı, vicdanı, hukuk bilgisi olan herkes HDP’nin terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı olduğunu, terör eylemlerinde aktif olarak faaliyet yürüttüğünü bilir. Ama bunu bir Anayasa Mahkemesi bilemiyor. Neden ve niçin?

          Bunun gerçekten yoğunlaşarak sorgulanması gerekiyor. Bu yoğunlaşmayı yaşayan-yaşatan tek lider de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’dir.

          Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP hakkında “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı hâline geldiği” suçlamasıyla bir iddianame hazırlamıştı.

Anayasa Mahkemesi, bu iddianameyi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına geri iade etti.

          Anayasa Mahkemesi bu kararını da “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne” aykırı olduğu ileri sürülen, ancak soruşturma ve kovuşturma konusu olması dışında bir gerekçeye yer verilmeyen eylemler ile partinin bu eylemlerin odağı hâline gelmesi arasındaki ilişkinin kurulmadığı…” şeklinde oy birliğiyle açıkladı.

Bu hâl tam da “Namaza meyli olmayanın, ezanda kulağı olmaz” atasözünü bize anımsatıyor.

          Niyet HDP’yi korumak olunca AYM resmen “Görmedim, duymadım, bilmiyorum” moduna geçmiş…

          HDP’nin “terör odağı” hâline geldiğini göstermesi için daha ne yapması lazım ki, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesini bahanesiyle iade ediyor. HDP’nin her sözü PKK, her yöneticisi PKK’lı, her eylemleri ve söylemleri bölücülük olduğu hâlde AYM nasıl bir tür odak ilişkisi aramaktadır?

          AYM Başkanı ve üyeleri, gerçekten Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HDP hakkında hazırladıkları 609 sayfalık iddianameyi okumuşlar mıdır?

          609 sayfanın hepsini okumayı bırak, 1 sayfasını okusalardı karşılarında “terör odağı HDP’yi” görürlerdi.

          Ne hazindir, ne tuhaftır Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak isteyen HD(P)KK’yı, Türkiye Cumhuriyeti’ni hukuk ve yasalarla koruması gereken devlet kurumları koruyor.

          Dünyanın hiçbir ülkesinde HDP gibi partiler hem kurulmaz hem de uzun süre siyasi varlıklarına müsaade edilmez. Çünkü bu parti kanla beslenen bir terör örgütünün apaçık uzantısıdır. HDP’nin inkâr etmediği bu gerçeği maalesef AYM inkâr etmeye kalkmıştır.

          AYM bu kararıyla ne hukuka ne demokrasiye hizmet etmiştir. AYM sadece terörü, teröristleri ödüllendirmiştir.

          HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay, AYM’nin kararını “Gelinen aşamada AYM bütün siyasi baskılara rağmen siyasi nedenlerle yazılan bu iddianameyi reddederek bu rezalete ortak olmadı” şeklinde yorumlamış. Bu ayıp, AYM Başkanı ve üyelerine yeter… Ama onlar bu durumu asla ayıp olarak görmüyorlardır. Zaten görselerdi HDP’yi mutlu eden, şehitlerimizin ruhunu, gazilerimizin yaralarını inciten bu kararı veremezlerdi.

          Tüm siyasi eylem ve söylemlerinde Türkiye’yi bölme amacı güden, askerlerimizi, polislerimizi ve masum insanlarımızı şehit eden terör örgütüne yardım ve yataklık yapan HDP’yi kapatma girişimi rezalet ama böyle bir partiyi kapatmama kararı almak “rezalete ortak olmamak” olarak değerlendiriliyorsa gerçekten Türkiye’nin hukuk durumu tekrar tekrar sorgulanmalıdır.

          Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HDP hakkında hazırladığı iddianamenin 604’üncü sayfasından şu cümleleri sizinle paylaşıyorum:

          “Davalı partinin genel başkan dâhil merkez organlarında görevli yöneticilerinin, taşra teşkilatındaki yöneticilerinin, belediyelerde görevli yöneticilerinin ve milletvekillerinin her fırsatta PKK’lı teröristleri öven, onları yücelten ve ülkemizin bir bölgesini ‘Kürdistan’ olarak göstermeye yönelik ifadelerinin gayesinin halkı kin ve düşmanlığa sevk edip kargaşa ortamı yaratmaya yönelik olduğu ve bu şekilde terör örgütünün amacına hizmet ettiği aşikardır.

          Davalı parti hiçbir milli meselede Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yanında yer almamış aksine Türk Devletinin ve milletinin karşısında yer alan kim varsa haklı olup olmadıklarına bakmaksızın ön kabülle onların safında yer almayı tercih etmiştir. Bunun son dönemdeki örnekleri Türk Silahlı Kuvvetlerinin Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak amacıyla yaptığı Fırat Kalkanı Harekatı, İdlip Operasyonu, Zeytin Dalı Harekatı, Barış Pınarı Harekatı, Bahar Kalkanı Harekatı ile Gara Operasyonuna karşı takındığı olumsuz tavırdır. İddianamede de yer aldığı gibi bir kısım parti üyesi halkımız arasında kin ve düşmanlığa tahrik içerir şekilde terör örgütü PKK/YPG’nin görüş ve amacı doğrultusunda ve örgütün çağrısı üzerine, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gayesi ve kapsamı belli olan operasyonlarını işgal girişimi gibi göstermeye çalışarak terör örgütüne destek sağlamışlar ve terör örgütünün propagandasını yapmışlardır.”

          AYM Başkanı Zühtü Arslan ve üyeleri buradaki hangi cümleye katılmıyor acaba? Bunları hayal ürünü yahut HDP’ye iftira olarak mı görüyorlar?

          AYM resmen PKK açılımı yapmaktadır. Hukukun ortaya koyduğu bu gerçekleri yine hukuk adına taşıdıkları sıfatla ve kurum gücüyle ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. AYM, Türkiye Cumhuriyeti’ni korumakla mükellef değilse böyle bir kurumun varlığının anlamı nedir? Bunu sadece MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli mi ifade edecek? Bu gerçeği başka gören yok mudur?


Türkgün