Eski Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan yaptığı son dakika açıklamasıyla AK Parti'den istifa ettiğini duyurdu.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte yeni parti kurma hazırlıklarını sürdüren eski Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan, kurucusu olduğu AK Parti'den 18 yıl sonra istifa etti. 

Babacan istifasını duyurduğu metinde yeni parti hazırlıklarına ilişkin ilk resmi açıklamasını kamuoyu ile paylaştı. 

14 Ağustos 2001'de kurulan AK Parti'nin kurucuları arasında yer alan, AK Parti hükümetlerinde 13 yıl boyunca ekonomiden sorumlu Devlet Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı görevlerini üstlenen

Babacan, ‘Kamuoyunun bilgisine’ başlığıyla yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Büyük başarılara katkı vermekten onur duydum

“Ağustos 2001 tarihinde kurucu üyesi olduğum Adalet ve Kalkınma Partisi'nden 14 yıl MKYK üyeliği yaptım. 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra 13 yıl Bakanlar Kurulu Üyesi oldum. Bu süre içerisinde ülkemizin elde ettiği büyük başarılara katkı vermekten onur duydum.

Büyük mücadelelerin bizzat içinde olmak benim için şeref oldu

Görevde olduğum dönemlerde partinin kuruluş ilke ve değerlerini hem ülkemizde hem de dünyada inanarak savundum. Türkiye'nin tarihi dönüm noktalarında, doğruları için verilen büyük mücadelelerin bizzat içinde olmak benim için şeref oldu.

Türkiye yeni sınamalarla karşı karşıya kaldı

Son yıllarda ise pek çok alanda yapılan uygulamalar ile inandığım ilke, değer ve fikirler arasında derin farklılıklar oluştu. Aklen ve kalben bir ayrışma yaşadım. Aynı süreçte Türkiye yeni sınamalarla karşı karşıya kaldı. Dünya hızla değişti. Ülkemizde ise parlak bir gelecek vaat eden, bambaşka beklentileri olan, dinamik, yeni nesillerimiz var artık.

Türkiye için yepyeni bir gelecek vizyonuna ihtiyaç vardır

İçinde bulunduğumuz şartlarda, Türkiye için yepyeni bir gelecek vizyonuna ihtiyaç vardır. Ülkemiz için her alanda doğru analizler, yeniden düşünülmüş stratejiler, planlar, programlar gerekmektedir. Çok çeşitli kesimlerle yaptığımız istişareler de bunu teyit etmektedir.

Bu artık kaçınılmaz hale gelmiştir