Uzmanlar Türkiye’nin önemli bir bölümünün deprem riski altında bulunduğunu, nüfusun çok önemli bir bölümünün yaşadığı büyük şehirlerde riskin her geçen gün arttığını vurgulayarak ülkenin tamamında depreme karşı ‘merkezi planlama’ yapılmasını istediler.

Türkiye’nin deprem kuşağında olduğu gerçeğinden hareketle depreme karşı “merkezi planlama” yapılması gerektiği bildirildi. İstanbul’da yaşanacak olası depremde zararı en aza indirmek için “tersine göç” politikası uygulanması ve İstanbul’da yoğunlaşan sanayinin Anadolu’ya kaydırılması istendi.

MİLLİ MESELE

Şu ana kadar depreme karşı alınan ve alınacak önlemlerin el yordamıyla belirlendiğini, sanayide, tarımda, güvenlikte yapılması gerekenlerin planlanmadığına dikkat çeken Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Pampal, “Deprem ülkemizin genel bir sorunu. Şu anda Elazığ depremini konuşuyoruz. İlk sırada İstanbul, arkasından Adıyaman, Kahramanmaraş, Hatay fay hattı var. Ege zaten beşik gibi. Bunlara karşı tek tek önlemler yerine tüm Türkiye’yi kapsayacak hazırlığa ihtiyaç bulunuyor. Deprem Türkiye’nin milli meselesi. Parti farkı gözetmeksizin herkes bu konuda yapılacak çalışmalara katkı vermeli. Merkezi planlama yapılmalı. Eskiden bu tür işleri Devlet Planlama Teşkilatı yapardı. Yasa çıkarmak, yönetmelik yapmak da sorunu çözmüyor. Japonya bu işi merkezi planlama ile çözdü. Başka yolu da yok” dedi.

DÜŞMANIN HESABI

Kamuda hassas birimlerde görev yapmış üst düzey bir yönetici Aydınlık’a yaptığı açıklamada, ABD’nin bile Türkiye’ye yönelik hesaplarını yaparken olası depremleri göz önünde bulundurduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “ABD, 24 Temmuz 2002 yılında Nevada çölünde o güne kadar yaptığı tatbikatların en büyüğünü gerçekleştirdi. ‘Bin yılın meydan okuması’ (Millenium Challange).Tatbikatın hedefinde ‘güneyinde bir adası bulunan, üç tarafı denizlerle çevrili olan’ ve 96 saat içerisinde işgal edilmesi düşünülen ülke Türkiye idi. Adı açıkça belirtilmese de gerçek buydu. Tatbikatta büyük bir deprem sonrası işgal provası yapıldı. Yani olası bir İstanbul depremi ve doğacak kargaşa fırsata çevrilmeye çalışılıyordu. Düşman bu hesapları yaparken biz hâlâ bir adım atmış değiliz. Uzmanlar ‘İstanbul’a deprem geliyor’ diye bağırıyor ama kimsenin umurunda değil. Bu atalete son verilmeli. Devlet merkezi olarak bu tehlikeye karşı hazırlanmalı” diye konuştu.

SANAYİ İSTANBUL’DAN ANADOLU’YA

En çok tartışılan konuların başında İstanbul depremi geliyor. Uzmanlara göre kaçınılmaz. Bölgede yaşanan son depremlerin de büyük depremi tetiklediği ifade ediliyor. Türk sanayisinin önemli bir bölümü İstanbul’da. Bu da İstanbul’a nüfus yığılmasına yol açıyor.

Şehir planlamacıları, sanayiciler, konunun uzmanları İstanbul’dan “tersine göç” için harekete geçilmesini öneriyorlar. Bunun için de öne çıkan seçenek devlet teşvikleri. İstanbul ve çevresine yoğunlaşan sanayinin teşvik politikasıyla diğer illere kaydırılması öngörülüyor

DEVLET TEŞVİĞİ DEVREYE GİRMELİ

Eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Tahir Köse:

İstanbul iyice sıkışmış durumda. Yapılacak her yeni sanayi tesisi ek nüfus demek. Bu nedenle yeni sanayi tesisleri İstanbul dışına kaydırılmalı. Mevcut sanayi tesislerinin İstanbul dışına kaydırılabilmesi için yapılması gerekenler var. Önce uygun yer bulunmalı. Bu yerler tüketicilere, yan sanayiye, limana yakın olmalı. Gerekli altyapı hazırlıkları ve sanayinin buralara gelmesi için ciddi bir teşvik programı uygulanmalı. Şu anda yaşanan ekonomik kriz ve durgunluk nedeniyle sanayici bu ek yükü kaldıramaz. Devlet desteği olmadan çok zor.

Yerli otomobil için de Gemlik belirlendi. Gemlik de deprem bölgesinde. Daha iş başlamadan yer konusu tekrar tartışılmalı. Kanal İstanbul projesi konuşuluyor. Bu kanal yapılırsa o bölgeye gelecek nüfus 78 milyonu bulur. Bu da olası bir İstanbul depremi için felaket olur.

İSTANBUL’A TERS GÖÇ GEREKİYOR

Eski Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Umut Oran:

İstanbul’da ters göç gerekiyor. Belli sanayilerin İstanbul dışına götürülmesi mümkün. Bunun için teşvik politikası etkinleştirilmeli. İstanbul’dan sopa, Anadolu’dan havuç verirseniz bu sağlanır. İnsanların doğduğu yerde karınlarını doyurması politikası kabul edilirse buna uygun reçeteler de bulunur.

Yapılması gereken merkezi planlamadır. Eskiden Devlet Planlama Teşkilatımız çok güçlüydü. Ülkenin geneliyle ilgili planlar, programlar burada yapılırdı. Devlet Planlama Teşkilatı yeniden aktif hale getirilmeli ve güçlendirilmelidir.

Kanal İstanbul da yapılırsa İstanbul’un nüfusu 25 milyonu bulur. Bu Türkiye’nin dengesini bozar. Bu nedenle Kanal İstanbul yerine GAP, KOP projeleri tamamlanmalıdır. Endüstri 4 0 dediğimiz akıllı tarım, akıllı sanayi politikalarına geçmeliyiz. Türkiye’nin sanayi haritası deprem haritası göz önünde bulundurularak hayata geçirilmelidir. Olası bir İstanbul depremine hazırlıkta zaten geç kalındı. Hızla bir yerlerden başlamak doğacak kayıpları en aza indirmek gerekiyor.

Reklamdan sonra devam ediyor 

5 YILDA RAHATLAMA SAĞLANIR

Eski DPT Müsteşarı CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici:

Bankaların Genel Müdürlükleri, kamu kurumlarının merkezleri... parça parça İstanbul’a kaydırılıyor. Bu İstanbul’a yapılan en büyük kötülüktür. Ciddi bir deprem riski olan İstanbul hızlı bir şekilde rahatlatılmalı ve İstanbul’dan tersine göçü sağlayacak tedbirler alınmalıdır. Kalkınma dengeli bir şekilde yurt sathına yayılmazsa yaşadığımız sorunlar daha da büyür. Bu iş için de Devlet Planlama Teşkilatı hızla yeniden yapılandırılmalı ve yapılacak planlarla İstanbul’a yığılan sanayi Anadolu’ya kaydırılmalıdır. Dünyada bunun yolu da bellidir. Teşvikler ve caydırıcı uygulamaların devreye girmesi gerekir. Planlı bir şekilde çalışma yapılırsa 5 yıl içinde İstanbul önemli ölçüde rahatlar.

REKABET AÇISINDAN ZOR

Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu:

Sanayinin deprem riskinin az olduğu alanlara taşınması pek olası görünmüyor. Japonya örneği var. Çok daha şiddetli depremler oluyor. Önemli olan mevcut yapı stoku. Ben 99 depremini, 7.4’ü yaşamış biri olarak söylüyorum. Yeni yapı stoku ile sayesinde depreme önlem alınabiliyor. Sanayinin bu bölgeleri tercih etmesinin nedeni rekabet ve lojistik üstünlük sağlaması nedeniyledir.

HAZIR GİYİM İKİYE AYRILABİLİR

Moda Hazır Giyim Federasyonu Başkanı Hüseyin Öztürk:

Özellikle hazır giyimde on yıllık süreci kapsayacak şekilde standart üretim doğu illerine kaydırılabilir. Ancak bu iş bir arı kovanı gibidir. Buradaki ekosistemi bozmadan bu işi yapmak lazım. Kovanı aldık taşıdık derseniz arılar kaçar. ABDÇin ticaret savaşı ve son olarak Asya’daki virüs nedeniyle Türk hazır giyiminin bir avantaj yakaladı. Büyük şehirlerde butik üretim, partner illerde de aynı alt yapı, beşeri sermaye ve ekosistemin oluşturulması koşuluyla, standart üretimin ile hazır giyim özelinde sanayi ülke geneline yayılabilir.

ÇELİK YAPILARDA SORUN YOK

URTİM Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Urfalılar:

Çelik yapılarda sorun yok. Betonarme yapılar gözden geçirilmeli. Diğer yapılarda ise güçlendirme yapılabilir. Sanayinin şehrin dışına taşınması konusunda Çorlu tarafında uygun alan var. Ancak metropol yaşamını tercih eden işgücü için bir raylı ring sistemi kurulmalı. Bu hızlı tren sistemi sayesinde insanlar şehir dışındaki işlerine hızlıca gidip gelebilir. TOKİ’nin fabrika inşa etmesi önerimizi de bu vesileyle yinelemekte fayda var.

HadımköyArnavutköy Sanayici ve İşadamları Derneği (HASİAD) ve İstanbul Sanayi Odası Meclis Üyesi Hüseyin Bozdağ:

Sanayi Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı’na önerilerimizi sunuyoruz. İstanbul’un çevresinde mera vasfını yitirmiş alanlarda yeni sanayi tesisleri kurulabilir. İstanbul’da mevcut sanayi alanlarının içerisinde OSB’lerin payı da yüzde 25’te kalıyor. İstanbul’da sanayinin toplam alandan aldığı pay daha da yukarı çıkarılırken, mevcut dağınık haldeki yapılar düzenlenmeli. Bir evde 45 kişi otururken bir sanayi tesisinde binlerce kişi çalışıyor dolayısıyla riskli yapıların da gözden geçirilmesi gerekiyor.

'DEPREM GERÇEĞİNİ KABUL ETMELİ ÖNLEM ALMALIYIZ'

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan: Depremlerin oluşumunu önleyemeyeceğimize göre, tek çaremiz can kayıplarını ve her biri büyük ekonomik değer olan endüstriyel tesislerimizde ortaya çıkabilecek hasarları azaltabilecek önlemleri önceden almak olmalıdır. Türkiye’nin en büyük sanayi odası olan İstanbul Sanayi Odası (İSO) olarak bizler de depremle ilgili öz eleştirimizi yapıyoruz ve diyoruz ki; Bugün ne Türkiye’nin, ne de İstanbul’un bilim dünyasının beklediği “Büyük İstanbul Depremi”ne hazır olduğunu söylemek çok zor.

Her şeyden önce İstanbul’daki sanayi tesislerinin depreme dayanıklılık durumunu ortaya koyacak bir envanter çalışmasına acilen ihtiyacımız var. Bu konuda gerek Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın ve gerekse İstanbul Valiliğimiz ile İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığımızın yakın zamanda başlattığı çalışmalar var. 20 bin üyesi olan Türkiye’nin en büyük sanayi odası olarak üyelerimizi deprem konusunda bilinçlendirmek ve farkındalık düzeylerini yükseltmek için yürüttüğümüz çalışmaları hiç bıkmadan sürdürmeye devam

edeceğiz. Verdiğimiz eğitimlerle ve seminerlerle olası bir depremin sanayi tesislerimizde yaratacağı can ve mal kayıplarını en az seviyede olmasını sağlamaya çalışacağız.