Normal durumda bu uyarı yazısı iktidar partisi için yazılmaz. İktidar partisi ne yapacağını biliyordur. Bir sonraki seçimlere iki yıl kalmıştır. Gereğini yapması gerekir. Ancak ne ilginçtir ki iktidar, seçimlere yönelik olarak ne yapacağını bilmiyor izlenimi vermektedir.


Öncelikle durum tespiti yapalım. Türkiye’nin sorunları nelerdir? Tehdit nereden gelmektedir? Bu tespitler yapıldıktan sonra, seçimlere yönelik, oy toplamak için ne yapılması gerektiği zaten belli olmaya başlar. Aslında burada yazacaklarımız, daha önceden de muhtelif vesilelerle yazdıklarımızdan farklı bir şey değil. Ama bazen derli toplu yazmak, zamanında tekrar uyarmak faydalı olabiliyor.


Türkiye’ye tehdidin nereden geldiği bu 24 Nisan’da bir kez daha açık seçik olarak teyit edildi. Atlantik sisteminin lider devleti, baş aşağı giden sistemin yöneticisi Amerika Birleşik Devletleri, her yıl karnından söylediğini bu yıl açıkça ifade ederek, saldır borusunu açıkça çaldı. “ERMENİ SOYKIRIMI” ifadesini kullandı. Bazıları kullanılan bu ifadenin bir şey ifade etmediğini, kendi iç politikalarına dönük olarak kullanıldığını söyledi. Kimi de ifadede Osmanlı İmparatorluğu öne çıkarıldı. Türkiye kullanılmadı diyerek, sanki Biden’ın bizi bu kamburdan kurtardığını söyledi. Vatan Partisi en doğru tavrı takındı. Tüm Türkiye’de bu gelişmeyi protesto etti. Hükümet de 1-2 gün içinde doğru çizgiyi takip etmeye başladı. 


ABD seçimleri öncesinden, Biden iktidarının tekrar saldırgan politikalara döneceği ifade ediliyordu. Pratiğe baktığımızda bu da görünüyor. Ukrayna üzerinden Rusya’yı Yunanistan üzerinden de Türkiye’yi tehdit ediyor.


Tehdit Amerika üzerinden geliyor. Bu tehdit için ABD Başkan adayı Biden seçimlerden çok önce 17 Ocak 2020 tarihinde New York Times internet sitesinde Biden "Türkiye’de muhalefeti destekleyerek iktidarı değiştireceğiz. Darbe ile değil, seçimle" diyerek hedefini de açıkça ifade ediyordu. 2023 yılı seçimlerini.


Evet, 2021 yılı Mayıs ayına giriyoruz. Seçime iki yıl kaldı. Türkiye’yi açıkça tehdit eden ve iktidarı iç politikaya açıkça müdahale ederek yapacağını söyleyen ABD’ye karşı ne yapmalıyız. İktidar ne yapmalıdır.


HDP kapatılmalıdır. Bölgesel ittifaklara önem verip komşularımızla dayanışmayı arttırmalıyız. Mısır ile başladığımız iyi ilişki sürecini, Suriye ile devam ettirmeliyiz. Ukrayna-Rusya karşılaşmasında açıkça Rusya ile birlikte hareket etmeliyiz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınması için harekete geçmeliyiz.


Bunlar siyasi ve güvenlik politikalar konusunda yapılması gerekenler. Ekonomi konusunda ne yapmalıyız. Özellikle pandemi sürecinde iyice ortaya çıkan ekonomik sorunlar, 2023 yılında oy atarken insanlar için çok önemli referans olacak.


İki tane, en başat ekonomik sorunumuz var. Birincisi işsizlik, ikincisi cari açık. Bu iki sorunu da temelden çözmek için yapılması gereken ise çok basit; belli sektörlere yatırım yapmak. Hem de hiç beklemeden. 


Yatırım yapılması gereken sektörleri birçok kez yazdım. Bir kez daha yazmak istiyorum. 

1- Petro-kimya 

2- Cevherden üretilecek yassı demir-çelik yatırımları.

Madencilik; özellikle altın madenciliği ve enerji yatırımları da önemli.


Öncelikle tekrar etmekte fayda var sanayie yapılacak yatırımın besleme ve uyarma etkisi yüksektir. Sanayi yatırımları, diğer sektörleri de harekete geçirecek özelliklere sahiptir. Hizmetler ve inşaat sektörlerini besleyen özelliklere sahiptirler. Dolayısı ile istihdama çarpan etkisi ile desteği olacaktır. Türkiye’nin 10 milyon civarında olan işsizlik rakamının acilen çözülmesine ihtiyaç var.


Cari açık konusunda ise hedef gösterdiğimiz iki sektör yıllık 20-25 milyar dolar ithalata neden olmaktadır. Burada yapılacak yatırım Türkiye’nin yapısal olarak cari açık sorununu çözecektir.


Buraya kadar tamam; bunları sadece ben mi biliyorum? Hayır, bunu ekonomiyi yöneten herkes biliyor. Bilmese bile bu güne kadar öğrenmiştir.


2023 seçimlerine çeyrek kala neden hala yapılmıyor. Özel sektöre her türlü destek verildiği halde yatırım yapılmıyor. Yassı üründe cari açığı kapatacağı söylenen yatırım cevher den çelik değil, hurdadan yapılmaya çalışıldığı için dışarıya bağımlılık başka türden devam edecek. Sonuçta yerli otomobil yatırımına dahi ikna olmayan özel sektöre, bir nevi tehdit ile ortak yatırım şeklinde, ama aslında devlet tarafından yapılan bir model benimsenerek yapıldı.  


Burada iki çok önemli sorun var.

1- Sorun ideolojik. AK Parti iktidarı, içinden geldiği neoliberal iktisat uygulamalarından vazgeçemiyor. Zannediyor ki, sanayi yatırımını devlete yaptırırsa stratejik hata yapar. Yatırım yapılacaksa özel sektör yapmak zorunda. Ama özel sektöre otomobil fabrikasını bile kurduramadı. TOGG devletin işletmesidir. 

2- Sorun engeller. Yapılacak yatırımlar; gerek bu malları Türkiye’ye satanlar, gerekse de bu malların Türkiye’ye ithalatını yapanlar tarafından çok ciddi şekilde engellendiği söyleniyor. Bu duyumlarda palavradan yerden değil. İşin bizzat başında olanlardan. Engelleme yapan gruplar hakkında isim dahi söyleniyor. Ama şimdilik duyduğum bu ticari grupları açıklamak doğru olmaz diye düşündüğüm için burada yazmıyorum. 


Ama tekrar ediyorum. Seçimlere iki yıl kaldı. Seçimlerde İŞSİZLİK en fazla dayatan sorun olacak. Bu açmazdan kurtulmak için, tüm dünyada ses getirecek bu sanayi tesislerinin yatırımlarının başlaması gerek.

İKTİDAR SAPLANTILARINDAN VAZGEÇEREK BU YATIRIMLARI DEVLETE YAPTIRMALIDIR. BU YATIRIMLARA DEVLET BAŞLAMAYA NİYETLENİRSE BU YATIRIMLARIN FİNANSMAN SORUNU DA OLMAZ.   

Aydınlık