Yazarlar
29 Haziran 2020 ( 17 izlenme )
Reklamlar

VATAN VE NAMUS CEPHESİ MENSUBUYUM 5

Çiğdem Çimen yazdı...

Mevcut iktidara oy moy yok diyen liseli gençlerimiz; kendilerinin gündemi takip eden, dünyayı ve yaşanılan olayları, tarihi anlamaya çalışan bireyler olduklarını da düşündürdü. Olup biteni anlama ve kavrama açısından sağlam bir yöntem edinmeyi başarsalar da bu bilinci eyleme aktarmakta acele etmemeleri gerekir. Önlerindeki eğitim hayatını bilinçlenme yılları olarak görmelidirler. Böylelikle bugünkü gibi eleştirilerini daha sağlam bir zemine dayandırabilirler. Akılcı düzeni de oluşturabilirler. Toplumumuzun üreten, üretim araçlarının da üreticinin denetiminde olmasının yolu da gençlerimizin bu doğrultuda yetişmesinden geçmektedir. Onlar bilmeli ki; toplumun değer ölçütlerini para ve zenginlik oluşturmamalı. Toplumu düşünen, toplumcu kimliği ile her kim ne söylemişse öğrenilmeli ve bu öğrenilenler aktarılmalı. Bir toplumcun, olmaz öyle bir şey diye bir konuyu kesip atmamalı. Toplumcu, dünyada toplumcular arasında geçen olayları bütün açıklığıyla öğrenmeli. Her şeyi ayrıntılarıyla bilen, geçmişi, bugünü doğru değerlendirir ve gelecek hakkında gerçekçi bir öngörüye sahip olur. İçinde bulunduğumuz süreç her birimize endüstrileşmenin doğanın dengesini bozduğunu defalarca anlattı. Gençlerimizde gördü ki biz insanoğlu da kirliliğin bir parçasıyız. Onlara inanıyor ve güveniyorum ki gelecekte çevre kirlenmesi de hayvan ve bitki nesillerinin tükenmesi de ortadan kalacaktır. Kirlenmiş su, pislenmiş manzara kavramları yok olup gidecektir. Gençlerin bilinç düzeyi arttıkça, endüstrileşmenin insanlığın refah ve mutluluk umudu olamayacağı anlaşılacaktır. Eşya fetişizmi, tüketim düşkünlüğü, gösteriş merakı, kişilik farklılıklarının kaybolması da son bulacaktır. Her biri pırıl pırıl olan gençlerimiz, gördükleri tarih dersleri ile endüstrileşmiş kapitalist ülkelerin, geri kalmış ülkeleri açık pazar olarak kullanabilmeleri için endüstrileştirmediğini algılamışlardır. Bunun yerine liberal bir ekonomi düzeni içinde kendi sömürüleri için açık tutmayı yeğlediklerini de görebiliyorlardır. Geleceğe yön verecek gençlerimizin bir tepkisinden onlardan çok şey beklemiyorum. Belki kendi geleceklerini belirleyen sınav sistemine yönelik ortaya koydukları bu tepkinin gerisinde bütün bu anlattıklarım yok. Belki birçoğu geçmişi, yakın tarihi ve bugünü derinlemesine takip etmiyor. O zaman görev bizlere, kendini toplumcu olarak görenlere düşüyor. Bir toplumcunun hangi özelliklere sahip olması gerektiğini sizlere anlattım. Ülkesini ve en çok da gençlerin geleceğini düşünen herkesin sahip olması gereken özellikler yani. İşte tam zamanı, toplumsal adaleti hiç bilmeyen bir gelir dağılımın söz konusu olduğunu anlatmanın da. Bu ülke vatandaşları için olumsuzluk teşkil eden bu durumun ortadan kalkması da içinde doğayı bir canavar gibi yutmak için can atan endüstrileşmeye dur diyebilmeliyiz. Kapitalist düzene boyun eğmemeliyiz. Gençlerimizi ulusal bilinçle, ulusal politikalarla tanıştırmalıyız. Tanıştırmakla da kalmamalıyız benimsemelerini ve yolda yürümelerini sağlamalıyız. Dediğim gibi gençlerimizden bir şey beklemiyorum. Aksine bizler toplumcu olarak görevimizi yerine getiriyor muyuz? Bunun derdindeyim. Nesnel bir gözle kendimi de sorguluyorum. Umarım hep birlikte görevimizi yerine getirdiğimizi görür ve anlayabilirim. Geleceğe umut penceresinden bakanlara selam olsun…

İLK KURŞUN

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Güvenlik Uzmanı Ağar: Mesele sadece İdlib değil Ceren Özdemir'in katil zanlısının yakalanmasında esnafın katkısı büyük: "Lokantanın kapısını bekleyip iyice yüzüne baktım". Kâr Makinası mı insan mı? AK Parti'den belediyelere koordinatör "Kontrol bizde olacak"