Yazarlar
18 Haziran 2020 ( 91 izlenme )
Reklamlar

VATAN VE NAMUS CEPHESİ MENSUBUYUM 2

Çiğdem Çimen yazdı...


Tüketim toplumunun simgesi popüler müziğe kapılıp giden, yok olanlar bi haberdir Türk kültür bileşiminden, sanat göreneklerimizden. Sanat toplumdur anlayışından çok uzak, hiçbir meziyeti yokken sanat adı altında nice şarlatanları sanatçı kabul edenler, çöplüğe bakıyorlar aslında. Sanatın üretim gücü yerine, medeniyet diye kabul edilen aslında bize kendi öz benliğimizi unutturan batı kökenli sanat anlayışına sahip olanları daha nasıl anlatabilirim ki. Bu görüşü benimseyenlerin şöyle düşünmesini bekleyemeyiz; bir sanatçı, yaşadığı toplumun koşulların insana dokunan tarafını kendi anlayışı ile süzer, haklıların ve doğruların açıklığını sanatı ile buluşturur. Sanatçı, yeri geldiğinde baskıya karşı koymalı, direnmelidir. Toplumsal bilinci uyaran olmalıdır. Bir şair şiirine hiç kimseden çekinmeden korkusuzca, baskılara şiirin özgürlükçü tokadıyla karşılık vermelidir. Bu ise günümüzde de her babayiğidin harcı değildir. Belki bu zamana kadar ne Türk kültür bileşiminden ne de sanat göreneklerimiz bizlere yeteri kadar anlatılmadı. Çok daha doğrusu anlatılmak istenmedi. Aksine unutturulmak istendi. Öyle ya kültür emperyalizmi toplumumuzun her yerine işlemeliydi. Düşünsenize bugüne kadar ne olmuş edebiyatımızda başta Fransızca olmak üzere pek çok dilden eserleri, dilimize çevirenler hep biz olmuşuz. Siz hiç duydunuz mu bir Fransız şiirini bir Fransız şairin Türkçe ’ye çevirdiğini?!.. Ben duymadım. Sizlerin de duyduğunu üzülerek hiç ihtimal vermiyorum. İşin doğrusunun bu olduğunu bile belki onca zamandır aklımıza bile getirmedik. Biz batıdan almalıyız. Onların sanatını, kültürünü, eserini olduğu gibi kabullenmeliyiz. İşte bu sinsice uzun zamandır bizle birlikte yaşayan kültür emperyalizmi bizleri öyle koşullandırmış ki… Düşünmemişiz bile. Unutmuşuz Ata’mızın ulusal sanat tezini. Bu unutkanlığımız en acı haliyle şunu anlatıyor: çoğunluğumuz sadece ‘ATAM İZİNDEYİZ’, demek ile yetindik. Yoksa O’nun asla medeniyet demediğini, çağdaş muasırlar seviyesi sözünü hep kullandığını da unutmazdık. O’nun yaptığı gibi öğrendiklerimizi, edindiğimiz bilgileri ulusal potamızda eritirdik., bileşimler yapardık. Ata’mızın, yurda operayı getirdiği zaman eserin müziğini bir Türk sanatçısının oluşturduğunu, konuyu Anadolu’ya özgü dönüştüğünü de biz nasıl unutabiliriz? Nasıl bu kadar yaşamımızın borçlu olduğu değerler ile bu denli yabancı olabiliriz? Sanat ve sanatçı, bir toplumda yalnızlığı, sessizliği, umutsuzluğu, anlayışsızlığı yok etmelidir. Soyluluğu ile yapıtında çağının sorunlarını dile getiren, kendi toplumu ile yabancılaşmayan olmalıdır. Bizler bu niteliklere sahip kimseleri sanatçı olarak görüp benimsemeliyiz. Bunları diyorum diyorum ama aklımdan da o unuttuklarımız hiç çıkmıyor. Kendime olan kızgınlığım da artıyor. Neden bütün bu dile getirdiklerimi sizlerle daha önce paylaşmadım? Neden daha önce de sanat ve kültür yaşantımızın ulusal değerlerimizle nasıl yabancılaştığını anlatmadım? Geçmişe takılı kalmanın, kendime kızgınlığın hiçbir faydası olmadığını aksine beni daha da olumsuzluğa sürükleyeceğinin farkındayım. O nedenle Kuvayi Milliye’nin beşiği Balıkesir’den, bir Anadolu kadını olarak dilim döndüğünce ulusal dilimle , yazmaya devam edeceğim…

Yazı dizisinin ilk yazısı için: Vatan Ve Namus Cephesi Mensubuyum 1

İLK KURŞUN

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

ABD'den koronavirüs hakkında yeni senaryo! Avrupa'da en yüksek corona virüs ölümleri Rusya'dan terör örgütü YPG/PKK'nın Suriye'deki eylemlerine tepki. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Elazığ depreminde yaşadığı bir diyaloğu böyle anlattı: "Bu duygular başka". Ruslar Ocak 2020’de Antalya ziyaretlerini sıklaştırdı: Yıllık bazda yüzde 53 artış