Yazarlar
2019-05-27 07:11:54 ( 284 izlenme )

Suay Karaman: AK DEVRİM

 

Bugün 27 Mayıs 1960 Devrimi’nin 59. yılındayız. 27 Mayıs, şüphesiz ki bir askeri harekâttır, bir ihtilaldir. Ancak askeri harekâtlar ve ihtilaller, topluma olumlu getirdikleri ya da olumsuz götürdükleriyle önem kazanırlar. Askeri harekâtların bu şekilde devrim ya da darbe oldukları belirlenir. Dünyada bunun sayısız örnekleri vardır.

 

Başlarını kuma gömenlerin sürekli tekrarladıkları bir söz vardır: “27 Mayıs, demokrasiye darbedir.” İşin gerçeği 27 Mayıs 1960 öncesinde Türkiye’de demokrasi yoktu; sadece adı ‘demokrat’ olan bir parti tarafından yönetiliyordu ve ülkede sivil darbe uygulanıyordu.

 

Yıllarca yapılan hukuk dışı uygulamaları bir yana bırakalım, sadece 18 Nisan 1960 tarihinde kurulan “Tahkikat Komisyonu” bile Demokrat Parti iktidarının demokrasiyi terk edip, sivil darbe yapmasının önemli kanıtlarındandır. Çünkü Tahkikat Komisyonu, çağdaş demokrasinin ilkelerine, yürürlükteki 1924 Anayasası’na ve TBMM İçtüzüğüne aykırılıklar içermektedir.

 

Tahkikat Komisyonu kurulduktan sonra, 21 Nisan 1960 tarihinde Başbakan Adnan Menderes Demokrat Parti Meclis Grubu’nda yaptığı konuşmada; “Devlet nizamının, sabahtan akşama kadar temelinin kazılmasına ‘demokratik icaptır’ diye tahammül etmeye imkân var mıdır? Binaenaleyh aldığımız tedbirlerden netice alana kadar ihtiyaç duyulan kanun maddelerini değiştirmek mecburiyetindeyiz”  diyerek, Cumhuriyet Halk Partisi için yasal birtakım önlemlere gidileceğinin işaretini vermiştir.

 

15 üyenin hepsinin Demokrat Parti milletvekilinden oluşan Tahkikat Komisyonu’nun görevlerine bakınca, sivil darbe açıkça görülmektedir.

·         Her türlü siyasi faaliyet hakkında önleyici karar almak; mitingleri, toplantıları yasaklamak.

·         Muhalefet ve basın aleyhinde ortaya atılan tüm iddiaları soruşturmak.

·         Kendilerince gerekli görülen her tür yayını yasaklamak, yayın organlarının basım ve dağıtımını durdurmak ve her belgeye el koymak.

 

Tahkikat Komisyonu’na belge aradığı her kurumu, her evi izinsiz arama yapma yetkisi ile kişileri gözaltına alma ve tutuklama yetkisi bile verilmişti. Tahkikat Komisyonu, TBMM’den de, bağımsız mahkemelerden de daha güçlüydü, savcı ve hakimlerin bütün yetkisini elinde tutuyordu. Bu komisyonun alacağı kararlar kesindi ve bu kararlara hiçbir şekilde itiraz edilemiyordu; kararlara karşı çıkanlar ise ağır hapisle cezalandırılıyordu.

 

İşte bu şartlarda demokrasiye darbe yapıldı demek, solunum yaptıkları havadaki oksijenin değerini bilmemekle eş anlamlıdır. Darbe ya da darbe ortamlarının yaşanmaması, hukuk devleti ve demokrasinin hiçbir biçimde kesintiye uğramaması için, ülkeyi yöneten sivil iktidarların hukuk devleti ilkelerine bağlı kalarak, hukuk dışı tutum ve davranışlardan kaçınarak, gerçek demokrasiyi etkin hale getirmeleri gerekir.

 

27 Mayıs 1960 İhtilali, seçimle gelen sivil iktidarın demokrasi dışı tutum ve davranışlarıyla diktatörlüğe giden yönetimine karşı bir tepki sonucu gerçekleştirilmiştir. 27 Mayıs 1960 sabahı ve sonrasında sevinç gözyaşları içinde, coşkuyla sokağa dökülen yaşlısı, genci tüm halkın, baskıcı yönetimden kurtulmanın mutluluğu içinde günlerce gösterilerde bulunması, 27 Mayıs’ın halk tabanındaki desteğinin en belirgin kanıtıdır. 27 Mayıs 1960 İhtilali, oluşumu ile siyasilerin belleklerinde bulunmalı ve gereken derslerin çıkartılmasına çalışılmalıdır.

 

1961 Anayasası, 27 Mayıs 1960 Devrimi’nin en büyük eseridir. Bu çağdaş anayasa ile getirilen yeni kurumlarla demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinin yolu açılmıştır. 1961 Anayasası ile ülkemize sosyal devlet anlayışı yerleştirilmiş, özgür bir ortam yaratılmış, özerk kurumlar oluşturulmuş, çağdaş bireysel hak ve özgürlüklerin sağlanması başarılmıştır. Getirdiği kurumlarla ve olumlu sonuçlarıyla 27 Mayıs 1960 İhtilali, tartışmasız bir devrimdir, ak devrimdir.

 

 

İlk Kurşun Gazetesi, 27 Mayıs 2019.

Bunlar da İlginizi Çekebilir