128 izlenme27 Ağustos 2019

Türkiye son bir haftadır bazı baro başkanlarının adli yıl açılış törenine katılmama kararını tartışıyor. Bu tartışmalarının merkezinde ise Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu bulunuyor. SuperHaber'den Hülya Okur, Feyzioğlu ile hem bu konuyu hem de başta yargı reformu olmak üzere Türkiye'ye karşı içeride ve dışarıda hazırlanan senaryoları konuştu.

İki bölüm halinde yayınlayacağımız röportajın ilk bölümünde Feyzioğlu, Doğu Akdeniz'deki doğal gaz arama kavgası ile Irak'tan Hatay'a uzanan terör koridorunun nihai hedefini anlatarak, "Bizden Hatay'ı koparmak isterler" dedi ve ekledi:

"Hatay PKK koridorunu hayata geçirmek isteyenlerin hedefi. ABD güdümlü PKK devleti kurulmak isteniyor. Türkiye üzerinde çok fazla senaryo oynanıyor. Hatay, İskenderun Körfezi'nin Türk olmasını sağlıyor." 

"Karşımızda emperyal güç birliği var" diyen ve Türkiye'nin tarihinin en esaslı diplomatik çatışmalarının içinde bulunduğunu ifade eden Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu millet olarak tek vücut olmanın önemine dikkat çekiyor.

Yargı reformunun altın anahtar olduğunun altını çizen Feyzioğlu, Türkiye'nin demokrasisini güçlendirmekte samimi olduğunu vurguluyor ve "Bunun ispatı ise yargı reformu belgesidir" diyor.

Son günlerdeki tartışmalara değinen ve kendisine yönelik eleştirilerin kaynağına işaret eden Feyzioğlu, "Benim alkışlarımı eleştirenler Zekeriya Öz'ü savunanı alkışlamakta beis görmüyor." dedi. 

Adli yıl açılışına ilişkin tavır içinde bulunan barolarla polemiğe girmeyeceğini ifade eden Feyzioğlu, bunları Türkiye'nin enerjisini tüketen tartışmalar olarak nitelerken, "Yumruklarımızı sıkıp kavgaya mı girelim? Anket yapsak, ezici çoğunlukla "başkan git konuş" sonucu çıkar. müthiş destek alıyorum" dedi.

Güçlü diyalog zeminini kaybetmeyi doğru bulmadığını belirten Feyzioğlu "Başkalarına demokratlık dersi verenlerin kendileri de demokrat olsun" sözleri ile yapılmak istenenin demokratlıkla uyuşmadığını vurguladı.

Külliye'ye gitmesini eleştirenlere Cumhurbaşkanı'nın hem hukuki hem de siyasi sorumlu olduğunu hatırlatan Feyzioğlu, “İşimi Ankara Büyükşehir Meclisinde çözeceksem oraya gideyim. bazı arkadaşlarımızın hiç bir şartta Külliye'ye gitmeyiz sorunu var. Cumhurbaşkanının millete taahhütünden niye rahatsız oluyorsunuz? Dertleri Külliye ile ama ortada milletin oy verdiği Anayasa var. Profil fotoğraflarında başka siyasi partilerin temsilcileriyle poz veriyorlar. Tüm partilere gittik, iktidar partisine gittik diye istifaya çağırdılar" sözleri ile sorunun asıl kaynağına işaret etti.



METİN FEYZİOĞLU'NUN SUPERHABER'E ÖZEL AÇIKLAMALARININ İLK BÖLÜMÜ:

Türkiye gündemine baktığınızda üzerine yoğunlaştığınız en önemli konu nedir?

Yargı Reformu. Elimizde sihirli değnek yok ki bir anda çıkartalım. Ama uzun ve yoğun bir çalışma. Vatandaşlarımız sonuç bekliyor. Adalet Bakanlığımızla birlikte bu sonucun alınması için çaba sarf ediyoruz.

“BİZDEN HATAY’I KOPARMAK İSTERLER”

"HATAY PKK KORİDORUNU HAYATA GEÇİRMEK İSTEYENLERİN HEDEFİ"

"HATAY, İSKENDERUN KÖRFEZİNİN TÜRK OLMASINI SAĞLIYOR"

Yargının güvenilirliği, Türk devleti açısından beka meselesidir, demiştiniz. Bu uğurda verilen mücadele aynı zamanda bir beka sorunumuz olduğunun tescili mi?

Türkiye üzerinde çok senaryo oynanan vatan yaptığımız bir toprak parçası. Güney sınırımızda Amerikan desteği ile bir PKK devleti kurulmak isteniyor. Ağır silahlarla besliyorlar. Nüfus hareketleriyle kendi homojen, etnik nüfuslarını yaratma çabasındalar. 4 Milyon civarında Suriyeli Türkiye’ye geldi. Yani oradaki demografik nüfus yapısı bozuldu. Suriye’de homojen, etnik, ırkçı temelli, ABD güdümünde PKK devleti kurulmak isteniyor. Irak’ın kuzeyinde de böyle bir çalışma var. Orta vadede hedef, aşiretlerden kaynaklanan engelleri aşıp, Irak’ın kuzeyinde kurulan yapı ile Suriye’nin kuzeyindeki yapıyı birleştirmek. Irak tarafından petrol çıkacak, ama denize açılamıyor. O koridor Hatay’a duvar gibi çarpıyor. O koridorun denize açılabilmesinin tek yolu Hatay. Mustafa Kemal’in büyük öngörüsünü de orada görüyorsunuz. Bugün onun büyüklüğünü anlıyorlar. Hatay’ın bizim olması lazımdı, oldu. Hatay, İskenderun körfezinin Türk olmasını sağlıyor. Hatay şu anda Türkiye’de PKK koridorunu hayata geçirmek isteyenlerin bir numaralı hedefi. Biz oraya çok önemli sayıda mülteci yerleştirmiş durumdayız. Hatay'ın nüfusunda da sorun oldu. Annan Planı'nda Karpas burnunu Rumlar kendilerine isterler. Çünkü Anadolu’nun içine doğru uzanmış bir burun. Bizden Hatay’ı koparmak isterler. Bu uzun vadeli bir plandır. Stratejik hedefleridir. Kürt koridoru demek istemiyorum çünkü bu söylemi kullanmak isteyenler, PKK ile Kürtler arasına mesafe koymamızı önleyenlerdir. PKK, hiçbir zaman Kürtlerin temsilcisi olmamıştır. PKK, iğrenç, pis, kanlı bir terör örgütüdür. Biz Doğu Akdeniz’de doğalgaz arama faaliyeti yapıyoruz. Rumlar ise aşağıda yapıyor. Ancak Rumlar bu çalışmayı İsrail, Rusya ve İngiltere ile yapıyor. Fransa da ben destekliyorum demeye başladı. Karşımızda emperyal güç birliği var. Türkiye çok ciddi sondaj faaliyeti yapıyor. Doğalgazı biz burada bulacağız. Türkiye tarihinin en esaslı diplomatik çatışmalarının içinde. Eğer biz caydırıcı olamazsak sıcak çatışmaya da dönebilir. Bu bölgede egemenlik haklarımızı korumak zorundayız peki sizin damınız yoksa güçlü olabilir misiniz? Diplomasi sadece haklı olmakla başarıya ulaşamaz. Aynı zamanda askeri ve ekonomik anlamda güçlü olacaksınız. Ve millet olarak tek vücut olacaksınız.

“SİLİVRİ KAPILARINI YIKTIK”

“YARGI REFORMU ALTIN ANAHTARDIR”

“TÜRKİYE, DEMOKRASİSİNİ GÜÇLENDİRMEKTE SAMİMİDİR. BUNUN İSPATI YARGI REFORMU BELGESİDİR”

"FETO, PKK VE DHKP-C DÜNYANIN EN SATILIK ÖRGÜTLERİDİR"

"BENİM ALKIŞLARIMI ELEŞTİRENLER ZEKERİYA ÖZ'Ü SAVUNANI ALKIŞLAMAKTA BEİS GÖRMÜYOR"

"TÜRKİYE'YE YÖNELİK DİKTATÖRLÜK ALGISI YARATMAYA ÇALIŞIYORLAR"

Yargı reformunda verdiğiniz destekle, güçlü olmanın tarafındasınız.

82 milyon milleti devletin mahkemelerine güvenir hale getirirseniz, işte o zaman adalet mülkün teminatı olur. FETO, PKK VE DHKP-C dünyanın en satılık örgütleridir. FETÖ’nün kumpas davalarında çok şey atlattık biz. O kumpas davaları o tarihte yıkılmasaydı, varacakları yer, Şemdin Sakık denilen hainin gizli tanıklığı ile: ‘Aslında PKK yok, köy basmalarını, bebekleri öldürmeyi devlet yapıyor’ olacaktı.  Yani tüm katliamları devletin başına yıkacaktı. Oraya doğru giderken Silivri kapılarını yıktık. Bugün bir takım hukukçular, Silivri zindanlarında şeref yoksunu savcı kılıklarının iddanamelerini ellerine alıp, hukuki belge gibi savunanlar bize demokrasi dersi veriyorlar. “Hadi canım sen de” diyorum onlaraBenim üzüldüğüm şu, gerçekten vatansever olduğuna inandığım insanlarda sırf karşıtlık yapıyor diye bu geçmişi unutup ya da bilmeyip alkışlıyor. Yani benim Türkiye’ye çok önemli kazanımlar getiren yargı reformunu alkışlamama eleştiri getirenler, FETÖ kumpas davalarında Zekeriya Öz’ün iddianamesini kutsal bir belge gibi savunanı alkışlamakta hiçbir beis görmüyorlar. Yargı reformu kanunlaştığı anda, Avrupa ve Amerika’daki büyükelçilerin, Türkiye’yi savunan lobilerin ve kanaat önderlerinin ellerine altın anahtar vermiş olacağız. Türkiye hukuk devleti mücadelesinde samimidir. Demokrasisini güçlendirmekte samimidir. Bunun da ispatı “Yargı Reformu Strateji Belgesidir” Kamu diplomasisi yapacağız çünkü FETÖ, PKK ve DHKP-C bize karşı çok ciddi bir kamu diplomasisi yürütüyor. Türkiye’de diktatörlük olduğu, hiç kimsenin kişi özgürlüğünün olmadığı, söz söyleme özgürlüğünün bulunmadığı gibi. Dikensiz gül bahçesinde değiliz ama Türkiye’yi 3.dünya ülkesinin bir diktatörlüğüne indirmeye yönelik algı operasyonlarının amacı, ekonomik belki de ileride askeri operasyonun ABD ve Avrupa kamuoyunda desteklenmesini sağlamak yani altlık hazırlıyorlar. 15 Temmuz’da Türkiye’yi iç savaşa sürükleyenleri nasıl unutabilirsiniz? 15 Temmuz'a senaryo diyenler neler yaşadığımızı herhalde görmediler. Türkiye’nin artık normalleşmesi lazım.

"TÜRKİYE'DE DEMOKRASİ DİYORSAK TARTIŞACAĞIZ"      

Bu keskin ayrım neden oluyor peki? Aslında bu gibi hassas durumlarda “Ortak paydamız adalet” dersiniz hep. Öbür tarafta olanların FETÖ’ye hizmet etmesi gibi bir netice doğuyor mu?

O çok ağır olur. Elbette Türkiye’de demokrasi diyorsak tartışacağız. Kendi yönetimimizde adli yıl açılış törenine “Hayır gitme” diyenler de olur, aksine oy kullanananlar da oldu. O kadar saygı duyuyorum ki. Biz TBB olarak demokrasinin nasıl işlediğini gösteren bir yapıyız. Neticede biz katılma kararı aldık, katılmama kararı alanlar da var.

“ADLİ YIL AÇILIŞI BAŞKA YERDE YAPILSAYDI DAHA MUTLU OLURDUM”

"BEN BAROLARIMIZLA POLEMİĞE GİRMEM"

"BÜTÜN BAROLAR BENİM BAŞ TACIM"

"BUNLAR ENERJİMİZİ TÜKETEN TARTIŞMALAR"

"YUMRUKLARIMIZI SIKIP KAVGAYA MI GİRELİM?

"ANKET YAPSAK, EZİCİ ÇOĞUNLUKLA "BAŞKAN GİT KONUŞ" SONUCU ÇIKAR"

"MÜTHİŞ DESTEK ALIYORUM"

Saygı tamam ama katılmama kararlarının gerekçelerini ne kadar adil bulduğunuzu da merak ediyorum. Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, “İster katılırlar, ister katılmazlar ancak katılmalarını biz de arzu ederdik ama ifade ettikleri şeyler son derece çirkin, insaf ve adalet ölçülerine uygun olmayan söylemler," dedi. Bazı barolar adalet çizgisinden mi saptı sizce?

Yok hayır, ben barolarımızla basının önünde hiçbir şekilde polemiğe girmem. Onlardan benimle polemiğe girmek isteyenler olabilir ama ben TBB Başkanı olarak birleştirmekten sorumluyum. Katılmama gerekçeleri olanlar vardır. Bütün barolar benim baş tacım olmak zorunda. Öte yandan kuvvetler ayrılığını gerekçe gösterip katılmayanlar noktasında, ben de bir başka yerde yapılsaydı, bu sorunlarla enerjimizi kaybetmeyeceğimiz için daha mutlu olurdum. Yargıtayın binasında yapılsaydı ama yeri müsait değildi. Bittiğinde bundan sonra Yargıtayın kendi binasında yapılacak zaten. Fakat hem milletin beklentilerini hem de meslektaşlarımızın biriken dağ gibi sorunlarını dile getirmek lazım. Meslektaşlarımıza ve milletimize şu soruları soralım: 1- Mesleğin icrasına ilişkin sorunlarınız var mı? Var ve çok diyecekler. 2- Yürüyen ve çözüm odaklı bir süreç varken süreci kesip yumruklarımızı sıkıp, kavgaya mı girelim? Herkes,  Süreç çözüme doğru giderken neden yumruğunu sıkıp kavgaya giriyorsun, süreci devam ettir diyecek. 3- Süreci devam ettirmek için diyalog önemli. Bunun en üst zemini adli yıl açılış törenleridir. Sorunlarınızın çözümünü en üst, en etkili zeminde konuşalım mı diye sorsak cevap: Git konuş, en etkili şekilde konuş, olacak. Enerjimden ve keyfimden anlıyorsunuz. Vatandaşlarımızın ve meslektaşlarımızın nezdinde müthiş destek alıyorum. İnanılmaz milli bir destek var.

“GÜÇLÜ DİYALOG ZEMİNİNİ KAYBETMEYİ DOĞRU BULMUYORUM”

"BAŞKALARINA DEMOKRATLIK DERSİ VERENLERİN KENDİLERİ DE DEMOKRAT OLSUN"

Külliye’deki açılış törenlerinin ilki değil bu. Birkaç yıldır tekrarlanıyor. Ve siz onlara katılmadınız. Katılmama gerekçeniz de kuvvetler ayrılığı resminin zarar görmesiydi. Fakat nerede olduğunun önemi yok, kulüp olur, çayır olur. Cumhurbaşkanı ile polemiğe girmem, demiştiniz. Bugün barolar açısından ne değişti?

Bazı barolarımız yargı reformu açıklamasına katılırız ama yargıya ilişkin bir törenin yürütmenin yönettiği bir salonda yapılması şeklen doğru değil, dediler. Bu kaygıları anlıyorum ama bu kaygıları bertaraf edecek daha güçlü bir argüman var elimizde. Güçlü diyalog zeminini kaybetmeyi doğru bulmuyorum. Bu daha ağır basıyor. Adli yıl açılışına gitmemenin gerekçesini anlıyorum çünkü demokratlık bu. Başkalarına demokratlık dersi verenlerin kendileri de demokrat olmalı. Yargı reformu belgesi açıklanırken de gitmediler.

“İŞİMİ ANKARA BÜYÜKŞEHİR MECLİSİNDE ÇÖZECEKSEM ORAYA GİDEYİM”

“CUMHURBAŞKANI HEM HUKUKİ HEM SİYASİ SORUMLU”

“BAZI ARKADAŞLARIMIZIN HİÇ BİR ŞARTTA KÜLLİYEYE GİTMEYİZ SORUNU VAR”

"CUMHURBAŞKANININ MİLLETE TAAHHÜTÜNDEN NİYE RAHATSIZ OLUYORSUNUZ?"

"DERTLERİ KÜLLİYE İLE AMA ORTADA MİLLETİN OY VERDİĞİ ANAYASA VAR"

"PROFİL FOTOĞRAFLARINDA BAŞKA SİYASİ PARTİLERİN TEMSİLCİLERİYLE POZ VERİYORLAR"

"TÜM PARTİLERE GİTTİK, İKTİDAR PARTİSİNE GİTTİK DİYE İSTİFAYA ÇAĞIRDILAR"

 Karşı çıkan kesimlerin siyasi, ideolojik niyetlere sahip olduğunu ifade ediyorsunuz.

Sayın Demirel, Ecevit reform belgesini açıklarken sorun yok. O zaman parlamenter hükümet sistemi var. Adalet Bakanı da parlamentoya karşı sorumlu. Şimdiki cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde cumhurbaşkanı hem siyasi hem hukuki sorumlu. Cumhurbaşkanı çıkıyor diyor ki: Yeni sistemin sorumlu kişisi ben millete taahhüt ediyorum, bu taahhütten niye rahatsız oluyorsunuz. Kanun çıkacak, kim önerecek, kim alt yapı çalışmasını yapacak, kim teşvik edecek? Cumhurbaşkanı. Yani ben işimi Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinde çözebilecek olsam oraya gideyim. Meslek örgütü başkanı olarak iş yapmak zorundayım. Siyaset yapmak bizim işimiz değil. Bazı arkadaşlarımız için dert, sorun hiçbir şartta külliyeye gitmeyiz sorunu. Tamam ama bir anayasa var ortada. Ben anayasanın bu şekilde çıkmaması için halkı bilgilendirme toplantıları yaptım. Ama millet bu anayasaya oy verdi. Elimizde uyacağımız en üst hukuk kuralı bu. Yarın anayasa değişir ona göre yaparsınız. Cumhurbaşkanlığı hukuk politikalarına gittiler, başkanvekili ile görüştüler bunda sorun yok, ben TBB Başkanı olarak cumhurbaşkanı ile görüştüğüm zaman kıyamet kopuyor. Profil fotoğraflarında başka siyasi partilerin belediye başkanları, ilçe, il başkanlarıyla fotoğraflarını paylaşabiliyorlar. Türkiye, Kırıkkale’deki korkunç cinayetle sarsıldı. Toplumsal şiddetle mücadele projesini başlattık ve ilk adımında da Rize’deydik. Bütün siyasi partilere, 'söylemlerinizi yumuşatın, siz sert olursanız aşağıda şiddet iklimi oluşuyor' dedik. Başka siyasi parti ilçe başkanları ağırlamakla, ziyaret etmekle gurur duyan sosyal medyalarında övüne övüne bahseden kıymetli arkadaşlarım beni iktidar partisine niçin gidersin diye istifaya çağırdılar. Oysa hepsine gitmiştik. Toplumsal şiddetle mücadele kampanyası adına gitmiştik. Keşke toplumsal şiddetle gelin hep beraber mücadele edelim diye kampanyalar başlatsak.

2. BÖLÜM DUYURUSU....

Hülya Okur-Metin Feyzioğlu röportajının ikinci bölümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Türkiye İttifakı çağrısı', Türkiye'nin yaşadığı sorunlarda yargının rolü, yargıdaki FETÖ sorunsalı, HSK üyelerinin seçim yöntemine ilişkin çarpıcı teklif, af konusu, kadın cinayetleri ve milat olarak kabul edilen Emine Bulut vakası ve idam çağrıları ilgili önemli mesajlar bulacaksınız. 

Bunlar da İlginizi Çekebilir